HER ŞEY DEMOKRASİ İÇİN
ASIM BEZİRCİ: Doğum yılı kaynaklarda farklı geçen (1922, ya da 1927) Asım Bezirci Erzincan’da doğdu.Rıfat Ilgaz’la yakın arkadaş olan Bezirci, Ilgaz hakkında bir inceleme yayınladı (Rıfat Ilgaz, ISBN 975-348-036-9, 1997, İstanbul, Çınar Yayınları). 2 Temmuz 1993′te Sivas Madımak Olayı’nda YAKILDI. Şimdiye kadar o şehrin yakılmasını seyreden yerel yetkililer ve dönemin İçişleri Bakanı; ve Başbakanı hakkında her hangi bir işlem girişimi yapılmadı. Oteli yakarken şeriat isteyenlere kazanız mübarek olsun diye gaz veren Belediye Başkanı hakkında da her hangi bir işlem yapılmadı. Atatürk heykeline saldırarak yerlerde sürüklenmesine izin veren hiçbir yetkili soruşturulmadı…
Muhlis Akarsu, (d. 1948 Kangal, Sivas – ö. 2 Temmuz 1993 Cuma günü Sivas) Saz sanatçısı. 2 Temmuz 1993 Büyük bir provokasyon sonucu yakılan “madımak oteli”nde diri diri yakılmıştır. Şimdiye kadar o şehrin yakılmasını seyreden yerel yetkililer ve dönemin İçişleri Bakanı; ve Başbakanı hakkında her hangi bir işlem girişimi yapılmadı. Oteli yakarken şeriat isteyenlere kazanız mübarek olsun diye gaz veren Belediye Başkanı hakkında da her hangi bir işlem yapılmadı. Atatürk heykeline saldırarak yerlerde sürüklenmesine izin veren hiçbir yetkili soruşturulmadı… Yaşamı boyunca 100′den fazla kırkbeşlik plak, 4 uzunçalar, 20 kaset ve yüzlerce deyiş bırakmıştır. Kangal İlçesinin Minarekaya köyünde doğdu. İlkokulu Minarekaya’da okudu. Bu dönemde Bektaşi Cem cemaatlerinde, yörenin seyitlerinin ve ozanlarının etkisinde kalarak saz çalıp söylemeye başladı. Malatya’da ortaokulda okurken, ekonomik yetersizlikler nedeniyle ikinci sınıftan ayrıldı. Küçük yaşlardan itibaren şiir yazdı, deyiş ve nefes kurdu. Bağlamasıyla birlikte zakirlik yaptı. 1970 yılında İstanbul’a yerleşti. 1970′li yıllarda söz ve müziği kendine ait olan ilk 45′lik plağı çıkardı. Hacı Bektaşi Veli, Yunus Emre, Karacaoğlan, Aşık Veysel doğrularından yola çıkarak kendine insan sevgisini şiar edindi. Tüm yaptıklarında bu ana temayı temel aldı. 1972 yılında, Seyyit Halil Çiftlik’in kızı Muhibe Leyla Çiftlik ile evlendi. Bu evliliğinden Pınar, Çınar ve Damla adlarında üç kızı oldu. Sanatında, 1970′lerden itibaren dönemin etkili aşığı Mahzuni Şerif’in izleri belirdi. Uzunca bir süre Mahzuni’nin deyişlerini çaldı ve okudu. Bu arada Alevi-Bektaşi aşık geleneğinden de kopmadı. Pir Sultan, Kul Himmet gibi ozanların birçok deyişini geleneksel kalıplardan çıkmadan seslendirdi. 1980′li yılların başlarında Alevî Dedeleri’nin çaldığı kısa kollu bağlamayı gündeme getiren ve halk müziğinin niteliğini yükselten Muhabbet Gurubu’nun (Arif Sağ, Muhlis Akarsu, Yavuz Top, Musa Eroğlu) oluşum fikri Akarsu’dan çıktı. Muhlis Akarsu, her yıl yapılan Hacı Bektaşi, Abdal Musa, Veli Baba, Pir Sultan gibi Alevî toplumunun kültürel etkinliklerine katılırdı. 1980′li yıllarda türkülerinden dolayı üç yıl cezaevinde yattı. O güne kadar usta malı deyişlerle kendini gösteren Muhlis Akarsu, 1980′lerin başından itibaren deyişlerindeki anlatımı güçlü, bağlamasına hakim ve sesini deyiş tavrında kullanabilen bir sanatçı görünümündedir. Fikri kendisinden çıkan “Muhabbet” serisinin (4.hariç) her yapıtında yer aldı. Eserleri çeşitli türlerde şarkı söyleyen sanatçılar tarafından okundu. Portekiz asıllı Kanadalı şarkıcı Nelly Furtado’nun 2006’da piyasaya sürdüğü 8 milyon satan “Loose” albümündeki “Wait For You” adlı parçasının müziğinin, Muhlis Akarsu’nun Kalan Müzik’den çıkardığı “Ya Dost Ya Dost” adlı albümünde yer alan, sözleri Pir Sultan Abdal’a ait olan “Allah Allah Desem Gelsem” adlı türküden izinsiz, telif ödemesiz “alındığı” anlaşıldı. Albümün kartonetinde “Wait For You adlı parçanın müziği ile ilgili bilgide Muhlis Akarsu’nun ve Pir Sultan Abdal’ın isimlerinden herhangi birinin yer almadığı görüldü. Muhlis Akarsu’nun yapıtlarının hemen hemen tümünün lirik bir ifadeyle yapıldığı ve söylendiği hemen fark edilir. Repertuarının büyük bir bölümünde aşk ve sevda deyişlerine yer verdiği görülür. Akarsu’nun yar üzerine söylediği, feleğe çattığı, gurbete içerlediği, ayrılığa üzüldüğü yüzlerce deyişi vardır. Deyişlerinde toplumsal konulara da kayıtsız kalmaz. Ancak bu, sevgi üzerine söylediği deyişler kadar çok öne çıkmaz. Birkaç deyişinde cahilliğe, köleliğe, yoksulluğa başkaldırdığı görülür. Alevi-Bektaşi edebiyatının ve müziğinin deyiş türüyle ünlenen aşığı Muhlis Akarsu’nun Pir Sultan Abdal ve Karacaoğlan etkisindeki tavrını her zaman hissetmek mümkündür. |
Metin Altıok (Bergama, İzmir, 1941 – Ankara, 9 Temmuz 1993), Türk şair, yazar. 14 Mart 1941 yılında Bergama, İzmir’de doğdu. Karşıyaka Lisesi ve Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe bölümünü bitirdi. Bingöl’ün Genç ilçesinde, Karaman imam hatip lisesinde felsefe öğretmenliği yaptı. Sivas katliamından (2 Temmuz) ağır yaralı olarak kurtuldu ancak komadan çıkamayarak 9 Temmuz 1993′te Ankara’da vefat etti. Şimdiye kadar bir ülkenin yakılmasını seyreden yerel yetkililer ve dönemin İçişleri Bakanı; ve Başbakanı hakkında her hangi bir işlem girişimi yapılmadı. Oteli yakarken şeriat isteyenlere kazanız mübarek olsun diye gaz veren Belediye Başkanı hakkında da her hangi bir işlem yapılmadı. Atatürk heykeline saldırarak yerlerde sürüklenmesine izin veren hiçbir yetkili soruşturulmadı…Şiirleri 70′li yıllarda yayımlanmasına karşın Metin Altıok, şiirlerinin kaynakları bakımından 60′lı yılların geç ürün veren (ya da geç yayınlanan) şairlerinden biri olarak nitelendirilebilir.
Gezginde Servet-i Fünun’dan, Ahmet Haşim’den, Dranas’dan, İkinci Yeni’ye, ve 60′lı yıllar şiirinin bazı ortak söyleyişlerine kadar çeşitli etkilenmeler bulunmaktadır. Bu kuşağın en romantik, duygucu şairleri arasında olan sanatçının dili yalındır. Benzetme yapmayı, anlaşılması güç olmayan simgeler kullanmayı sevdi. Bu kitabında halk şiiri biçimlerinden de yararlandı. Yerleşik Yabancı’da tüm şiirleri tek bir şiirmiş izlenimi uyandırmakta, söyleyişte ve konularda benzerlikler bulunmaktadır. Buna karşın, Kendinin Avcısında kendine özgü bir ses, romantik, acılı ve yalın bir söyleyiş gözlenir. Simge, alegori ve mecazlardan ölçülü bir tutumla yararlandığı bu şiirleriyle Türk şiirinin lirik geleneklerine bağlanmaktadır.
Hasret Gültekin (d. 1 Mayıs 1971 – ö. 2 Temmuz 1993), müzisyen. Saz sanatçısı. 2 Temmuz 1993 Cuma günü camiden çıkan bir grubun çıkardığı olaylar sonucunda Sivas Madımak Oteli’nin yakılması sonucunda katledilerek öldürülmüştür. Şimdiye kadar o şehrin yakılmasını seyreden yerel yetkililer ve dönemin İçişleri Bakanı; ve Başbakanı hakkında her hangi bir işlem girişimi yapılmadı. Oteli yakarken şeriat isteyenlere kazanız mübarek olsun diye gaz veren Belediye Başkanı hakkında da her hangi bir işlem yapılmadı. Atatürk heykeline saldırarak yerlerde sürüklenmesine izin veren hiçbir yetkili soruşturulmadı… Sivas İmranlı’nın Han köyünde dünyaya geldi. Koçgiri aşireti’ne mensup bir Kürt’tür[kaynak belirtilmeli]. Süleyman ve Hacıhanım Gültekin’in üçüncü çocuğu olan sanatçı Türkçe’nin yanısıra ana dili Kürtçe’yi de kullanmıştır. Gültekin 6 yaşında iken bağlama çalmaya başladı. Girdiği Kadıköy Maarif Koleji ve Anadolu Lisesini yarıda bırakarak müzik hayatına başladı. İlk resitalini Kadıköy Moda Sineması’nda verdi ve ilk albümü “Gün Olaydı“yı 16 yaşında çıkardı. Büyük usta Talip Özkan`ın öğrencisiydi. 1989 yılında çıkardığı “Gece ile Gündüz Arasında” adlı albümü ile sadece sesi ile değil bağlama ve şelpe tekniğiyle de dikkatleri çekti. Çok sayıda sanatçının albümüne müzik yönetmeni olarak imza atmıştır. 1991′de “Rüzgarın Kanatlarında” adlı bir albüm daha çıkarmıştır. Sayısız uluslararası festivalde Türkiye’yi temsil eden Hasret Gültekin, 1991′de Yeter Gültekin’le evlendi, Hasret Roni babasının ölümünden sonra doğdu. Pir Sultan Abdal Kültür Festivaline katılmak üzere gittiği Sivas’ta,22 yaşında,kundaklanan Madımak Oteli’nde hayatını kaybetti. Ölümünden sonra Kalan Müzik tarafından “Seçmeler” adlı bir toplama albümü ve 1993 yılında Yunanlı Rambetiko grubu Prosechos ile birlikte verdiği “Ege’nin iki yakası” adlı konserdeki bazı şarkılardan oluşan ve aynı adı taşıyan albüm Hasret Gültekin Kültür ve Sanat Merkezi tarafından yayımlandı. ASAF KOCAK ( 35) AHMET ÖZYURT (21) BELKIZ CAKIR , EDiBE SULARi , ERDAL AYRANCI |
BABAM
->
| Sarı siyah, kızıl ve ak saçlım, Yeşil ve buğulu gözlü, yorgun bakışlım, Gür seslim… Babam… Bir yıl oldu, Sana oğul tadında “Babam” diyemeyeli. Yorgunum, Bezginim, Yüreğim kor ateş, Gözlerim hep buğulu, İçimde volkanlar patlıyor, Nefesim daralıyor, Sesim titriyor, Genzim yanıyor…Ama nafile… Anama; ata, Karıma; baba, Çocuklarıma; büyükbaba Bıraktın beni de, Gittin… Gittin de, bana ben “Baba” olamıyorum be babam… Ağlamak,
|
Sünnet ettirdiğin, Gelinine tanıştığım, Nikâhlandığım, İlk torununun doğduğu, O Mayıs’ı sevmiyorum artık Babam..O 10 mayıs 2001 var ya, İşte o benim “miladım” oldu “kara miladım” oldu, Babam… Çalan telefonları, Her yerde, Yetim Ergün… Ergün VEREN
|
YERÇEKİMLİ KARANFİL
->
Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.
Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.
Edip CANSEVER
Zemheride Tayin
giderim belde belde
ben gidemem kendimde
ayrılık gömleğini
giyemem bu bedende
Yazının devamını okuyun »
ÖZGÜRLER AYRIK OLUR
| Çıkageldin bir gece yarısı karagözlüm şirinyer’lim üstün başın toz içinde 6.9 şiddetinde depremden çıkmış gibi korkak ve titrek kaç mumluk ışık getirdin çekinik genimin diğer yarısıellerim karıştı gözlerim dondu ne olur çayını kendin al cığırından çıkmış hayellerimi dokunsan yakacak tenimi bir tarafa bırak söyle …seslinin sessize kur yapması gibi sormuyorum sustum sorarsam dilime küserim öyle doluyum ki… yelesine baygın olduğumiki yıl geçti görmeyeli hasretine kanadım kansızlık zordur bilirsin a benim kanımın canı ben sana omuzdan kırıktır kolum demiştim |
sen özgür olmak istedin çare neydi sahi diyemeden umuda sıkılan kurşun gibi sende sıkıp gitmiştin sana ne ekmek verebilirdim ne de kurşun ama sana silah verdim oysa hiç silahı sevmez iken yarelendik be kış güneşim yarelendik biliyorduk zamanın her adımında yavaş yavaş çekilecekti kanımızözgürüz işte özgür özgürüz hem de çooook düzgünüz özgürler ayrık olur beyazın olduğu gibi ne eskiyecek ne de kırılacak bir sevdalıyım kendini götür hayalin yeter 07/09/2200 |
