Sombahar

Archive for Kasım, 2008

KANDAKİ HAFIZA

RUBEN DARIO

Orta Amerikalı şair, Felix Ruben Garcia Sarmiento (1867–1886), entelektüel zihin yapısıyla, geçip giden hayatı, bütün genişliğiyle şiirlerinde yansıtmayı amaçlamıştır. Başlangıç şiirleri şekilci, uyaklı, ağır bir dille ve oldukça süslü bir biçemle yazılmış olsa da ilerleyen dönemde, şiirler, daha yalın, söyleyişi daha rahat, kaygısız ve iç dengeyi kurmuş bir biçime bürünmüştür. Şairdeki bu değişim/dönüşüm süreci, onun yapıtlarını daha rahat okumayı, daha iyi algılamayı ve yeniden yeniden kuma arzusunu uyandırmaktadır.
Read the rest of this entry »

PAVESE ÜZERİNE NOTLAR

“İtalyan düzyazısı kendisine yabancılaşmış bir konuşmaydı, 

                                                          İtalyan şiiri ise acı çeken bir sessizlik.” 

                                                                                                                   Pavese

  

Cesar Pavese, Çalışmak Yorar adlı yapıtıyla ilk çıkışında İtalyan şiirinin temel yönelimi *hermetizmle oluşturduğu karşıtlıkla dikkatleri üzerine çekmiştir.

Pavese’nin anlatı şiiri, geniş anlatı ritimleriyle esneyen, konuşma dilinden yararlanan, gürültülü, canlı, hareketli bir dünyaya yer veren; belli bir siyasal polemik öğesi içeren ve hiç kuşkusuz çoğu çağdaşı şiirin incelikli **solipsizminden ayrılan bir anlayış getirmiştir.

  Pavese’nin anlatılarında öğrenmek demek, alınan yaralar karşısında nasıl davranmak gerektiğini öğrenmektir. Bunu öğrenemeyen, kabullenmek zorundadır. Kitapların ve insanî olgunun bize gösterdiği, Pavese’nin kendini yapılandırmasıyla ilgili yaşadığı kuşatmayı, kendi savaşının koşullarını, olumsuzlar üzerinde kazanılacak bir utkuyu göstermektedir. Ancak, asıl yapılanışı yaşam içinde, yaşanan olup çekinik durmayarak yaşayan olup baskın olmayı başarmak gerektiğini içsel bilinç düzeyinde sergilemektir. Bu bağlamda Pavese’nin önemli edinimlerinden biri, bilinçliliktir. Çünkü kendi yaşamsal dramı anlamında bile “biçemi”, onu, acıya karşı koruyucu bir kalkan olamamıştır.
Read the rest of this entry »

CUMHURİYETTEN GÜNÜMÜZE TÜRK ÇOCUK ŞİİRİ 2

DİL, İMGE, ŞİİR …

Düz yazıda tümcelerin anlamları vardır. Bir düz yazıda kullanılan tümceler, yazının iç mima­risini oluşturur. Tümceler, sözcüklerin anlamını, kendi bütünsel anlamlan içinde birleşerek, oluş-turduklan anlamlar içinde (sözgelimi, herhangi bir bölümcede ulaşılan herhangi bir anlam gibi. ) soğurarak yok ederler. Okur, yazınsal nitelikte olsa bile, bir düz yazıyı okurken, tek tek sözcükle­rin anlamlan üzerinde durmaz. Çünkü, sözcüklerden geçerek, tümceyi bütünsel olarak kavrar. An­cak, şiir için aurum böyle değildir. Şiir çok anlamlıdır. Yoruma açıktır. Belli ölçütler olsa da, öznel­dir. Şiirde, sözcükler hem birbirleriyle ilintilidir; hem de kendi başlanna bağımsız, özgür yapılıdır. İşte, çok anlamlılık olarak vurgulanmak istenen, sözcüklerin, şiir içinde erimeksizin anlamlanm ko-rumalan, bununla beraber şiir içinde de farklı bir anlam kurabilmeleridir.

Birer gerçeklik olarak, sözcükler ikili bir yapı sergilerler. İlki, sözün çağnştırdığı nesne ya da durumsa, ikincisi de, sözle bunlar üzerine getirilen betimsel yorumdur. Gerçek yaşamda, hiçbir za­man yan yana gelemeyecek iki sözcük, şiirde yan yana gelebilir; üstelik bir anlam içerir. Çünkü, nesnel gerçekliğin yaşanabilir olmasına karşılık, sözel gerçeklik yazılabilir, anlatılabilir olandır.

Read the rest of this entry »

Türk Çocuk Şiiri Tarihi 1

serhan sözdinler
CUMHURİYETTEN GÜNÜMÜZE TÜRK ÇOCUK ŞİİRİ
GENEL OLARAK ŞİİRE BİR BAKIŞ

Şiirin ne olduğunu anlayabilmek, yine şiirle olanaklı bir olgudur. Şiir, kendi varoluşuyla ken­dini gerçekleştiren, düz yazıyla anlatılamayan, duyumsanabilen, sezilebilen yapısıyla, varlığını or­taya koyar. Bu, şiire özel bir durumdur. Şiirden şiire değişebilir nitelikte olduğu için, ortak bir pay­da altında toplanamayan, genelleştirilemeyen yapısıyla öne çıkar. Çünkü, her şiirin kendi özünden, biçiminden gelen güzellikleri vardır. Bu nedenle, şiir konusunda yapılan/yapılacak olan değerlen­dirmeler, belli bir yaklaşım olmaktan öteye geçemez.
Read the rest of this entry »

Sabahattin Ali

Sabahattin Ali’nin içinde yaşadığı döneme genel bakış
 
“Şüphesiz, kitleye bir şeyler vermek isteyen ve onda daha iyi bir hayata varmak arzuları uyandıran sanat, bu temel görevini ilkel bir biçimde değil, gelişkin bir biçimde yerine getirecektir. Bunun için öncelikle çağdaş görüş, buluş ve tekniklerden yararlanacaktır. Çünkü, gerçekten halkçı olan sanat halk kitlelerinin meselelerini en tesirli, en kuvvetli ifade şekilleri ile verebilen sanattır. Bu da ancak bugünün zevklerine uygun ve geniş ifade imkanları veren sanat formları ile mümkün olur.”         Sabahattin Ali

 

Sabahattin Ali’nin, Kağnı/Ses adlı öykü kitabında (Bütün Eserleri 2. Bilgi Yayınları; Hikâye Dizisi: 29, Dördüncü basım, Ekim 1972; Bilgi Yayın Evi, 228 sayfa) yer alan ‘Arabalar Beş Kuruşa’ adlı öykü, 1935 yılında yazılmış, dönemi içinde ilk kez toplumsal sınıflaşmaya değinen bir öykü olarak değerlendirilebilecek bir yapıttır.
Read the rest of this entry »

mavi gözlü devin minnacık kadını, minnacık kadının hanımelleri…

Giriş:

Nâzım’ın, üstünde en çok konuşulan şiirlerinden birisidir Mavi Gözlü Dev Minnacık Kadın ve Hanı­melleri. Şimdi şiiri anımsayalım:

MAVİ GÖZLÜ DEV MİNNACIK KADIN VE HANIMELLERİ

O mavi gözlü bir devdi. Minnacık bir kadın sevdi. Kadının hayali minnacık bir evdi

Bahçesinde ebrııliii Hanımeli

Açan bir ev.

Bir dev gibi seviyordu dev. Ve elleri öyle büyük isler için

Hazırlanmıştı ki devin. Yapamazdı yapısını,

Çalamazdı kapısını Bahçesinde ebruliiii Hanımeli

Açan evin.

O mavi gözlü bir devdi Minnacık bir kadın sevdi. Mini minnacıktı kadın. Rahata acıktı kadın

Yoruldu devin büyük yolunda. Ve elveda! Deyip mavi gözlü deve. Girdi zengin bir cücenin kolunda

Bahçesinde ebruliiii Hanımeli

Açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev, Dev gibi sevgilere mezar bile olamaz: Bahçesinde ebruliiiii

Hanımeli

Açan ev…’

Nâzım Hikmet’in yaşamı, en iyi. ürünlerinden izlenebilir. Çünkü Nazım, yaşamındaki neredeyse tüm olayları ürünlerine, öncelikle şiirine yansıtmış­tır. Kişisel ya da siyasal, etkilendiği, yaşadığı olay­lar, insanlar, onun şiirlerinde yerini bulmuştur. Bu bakımdan Nâzım’ın şiirlerinde, neyi, kime. neden söylediği önem kazanmaktadır. Sözü edilen şiire de bu bakış açısıyla yaklaşılmalıdır.

Yazının başlığından da anlaşılacağı gibi. en az Nâzım kadar ünlü olan bu şiirin, “nesnesi kimdir?” sorusunun yanıtı araştırılacaktır.

Turgay Fişekçi, aralık 1997 baskılı, Nâzım Hik­met adlı kitabında, kaynak göstermeksizin. Mavi Gözlü Dev Minnacık Kadın ve Hanımelleri’ adlı şi­irin. Piraye Altınoğlu’na” yazıldığını ileri sürmek­tedir.’

Memed Fuat*”, aynı şiir için, iddiasını (önceki yapıtlarında olduğu gibi) son yapıtı, 1998 basımlı. Gölgede Kalan Yıllar adlı kitabında yeniden gün­deme getirmiştir.4

Nâzım Hikmet’in arkadaşı Kemal Sülker de aynı iddiayı. Memed Fuat’ın daha önce yazdıklarını kaynak göstererek ileri sürmektedir.

  Read the rest of this entry »

Sombahar

Sitemiz tümüyle ücretsiz hale getirilmiş ve reklamlar en alt düzeye indirilmiştir. Bu reklamların tümüyle kaldırılması için, yapmanız gereken tek şey, sitemizi tanıtmak ve yazınsal katkıda bulunmaktadır.

Sombahar.com bir edebiyat ve sanat platformudur!

Tanınmış ya da tanınmamış tüm isimlerin yazma hakları eşittir!

Son Yorumlar