SOMBAHAR > ÜYELERİMİZİN ÜRÜNLERİ > Tiyatro > 2 PERDE MÜZİKLİ OYUN (1.PERDE)
Sayfa: [1] |   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: 2 PERDE MÜZİKLİ OYUN (1.PERDE)  (Okunma Sayısı 340 defa)
05 Haziran 2010, 23:13:37
Ali Dönmez
Üye
**
Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 32


« : 05 Haziran 2010, 23:13:37 »

                                       OĞLUM EVLENİYOR.......

                                                                   1.PERDE
KİŞİLER:
Anne- 50 yaşlarında
Hakan- 30 yaşında
Anneanne- 65 yaşlarında
Esin- 50 yaşlarında
Annenin Vicdanı  
 
I.PERDE
 
1.Sahne
 
(Orta halli bir evin salonu. Sokak kapısına ve içeriye açılan karşılıklı kapılar. Salonda masa, sandalyeler, koltuklar... Her şey sade ve düzenlidir. Perdeler örtülü, salon karanlıktır. Anne girer, perdeleri açar. Koltukta annenin kıyafetlerinin aynısından giyinmiş Annenin Vicdanı uyumaktadır. Gün ışığı odaya dolunca uyanır.)
 
 
Anne -  Ohh!.. Ne güzel bir cumartesi sabahı. Güneş pırıl pırıl... (Gerinir. Vicdanı da gerinir.) Hakan biraz daha uyusun. Çok çalışıyor yavrum.    Bir hafta sonu var kuzumun.  Yüzümü yıkayıp çayı koyayım.  ( Vicdanı da yüzünü yıkayacağını ima edip dışarı çıkar. )
 
Anneanne - (Girer.  Namazında niyazında bir kadın olduğu kıyafetinden bellidir. ) Günaydın !
 
Anne - Günaydın anne .
 
Anneanne - Kalkmadı mı hala bu oğlan ?
 
Anne - Bırak uyusun,  kahvaltı hazır olana kadar kalkar nasıl olsa .
 
Anneanne - İyi canım bir şey demedik.  (Anne çıkar,  Vicdanı girer. ) Uyusunmuş !  Eşşek kadar oldu ,  hala anasının gözünde şuncacık .  (Bir yandan konuşur ,  bir yandan çoraplarını giyer, tülbentini düzeltir. )  Bizim zamanımızda o yaştaki erkekler çoktan çoluk çocuğa karışmıştı bile . (Vicdan, anneanneyi alaya alan hareketler yapar. )
 
Anne- (Girer. Bir yandan sofrayı hazırlar , bir yandan şarkı söyler . Vicdanı da neşelidir . Bundan sonra Vicdan annenin ruh durumuna göre tepki verecektir.)
Üşüdüm üstümü örtsene anne
Anne,anne ,anneciğim
Uyandım uykudan ...
 
Anneanne- ( Keser . )Uyanmasını mı bekleyeceğiz bu tembelin ?
 
Anne-Öyle deme anne ! Tembel değil ki benim oğlum  ... Bütün hafta çalışıyor . Dinlenmek onun da hakkı .
 
Anneanne- Tembel tembel . Tembelliğinden evlenemedi bile .
 
Anne- ( Durgunlaşır .)  Evet , yaşı geldi; ama ...
 
Anneanne- Geldi de geçiyor bile. Kazık kadar adam, otuzuna geldi hala bir gelin getiremedi şu eve. Aman canım rahmetli de böyleydi. Ağır adamdı , kıçını kaldırıp bir işi beceremezdi. Ona çekmiş .
 
Anne-  İlahi anne ! Ölmüş adamla uğraşmasan olmaz. Hem ben istemez miyim mürüvvetini görmek , torunlarımı sevmek...Ama ne zaman bu konuyu açsak tersliyor bizi. O yüzden üstüne gitmek istemiyorum. Babasız evlat büyütmek kolay değil, sen de biliyorsun. Orta okula başladığı yıl kaybetti babasını, tam ihtiyaç duyduğu zamanda... Az çaba harcamadım kötü yollara sapmasın diye. Az kontrol etmedim. Allah'a şükürler olsun ki okudu, çok güzel yerlere geldi yavrum.  Daha da iyi yerlere gelecek inşallah ...
 
Anneanne- Asıl senin yüzünden oldu bu oğlan böyle, dizinin dibinde ...
 
Hakan- (Girer.) Nedir öyle olan anneanne ?..
 
Anneanne- Ne olacak ?..
 
Anne- (Sert) Annee ! (Yumuşak) Günaydın oğlum iyi uyudun mu ?
 
Anneanne- Uyudu ya, baksana saat kaç oldu?  Neredeyse öğle ezanı verilecek. ' Üstüne güneş doğanlar iflah olmaz.' derdi babam. Haklıymış hem vallahi, hem billahi ...
 
Anne- Olsun. Allah iyileri korur; benim yavrum da dünya iyisi olduğuna göre...
 
Hakan- Anlaşıldı. Büyük valide sultan acıkmış. ( Yanına oturur. Mıncıklamaya başlar. )
 
Anneanne- Hiç büyümeyecek bu oğlan , hiç. Büyüse ...
 
Hakan- Eee, anneanne! Büyüsem ne olurdu ?
 
Anneanne- Şimdiye çocuğun olurdu, karı koynunda uyanırdın.
 
Hakan- (Kalkar. Sinirli ) Anlaşıldı. Yine aynı muhabbet. Hem karı koynunda uyanmadığım ne malum ?..
 
 
Anneanne- Tüh,terbiyesiz !..
 
Anne- O nasıl söz oğlum?
 
Hakan- Anneanneme sor nasıl söz olduğunu.
 
Anne- Anneannen lafın gelişi öyle söyledi.
 
Hakan- Siz de üstüme gelmekten vazgeçin öyleyse. Yahu otuz yaşına geldim; hala valide sultanlar tarafından yönetiliyorum. Bütün arkadaşlarım cumhuriyetlerini ilan edip ayrı eve çıktılar; ben hala çocuk gibi azarlanıyorum.
 
Anne- Ayrı eve mi?Ama... (Ağlamaklı)
 
Nasıl ayrı evde yaşarsın?
Sen babandan bir hatırasın
Bunları da mı duyacaktım?
Bunu bana nasıl yaparsın?
 
 
Anneanne- Sabah sabah,sabah sabah
                 Tövbe estağfurullah!
 
Hakan-
 Özür dilerim anneciğim   
            Siz de üstüme çok gelmeyin
          Boğuluyorum görün beni
          N'olur sesime kulak verin.
 
Anne - Peki oğlum,sen nasıl istersen.
 
Hakan- Hadi,sofraya öyleyse. Yüzümü  yıkayayım , geliyorum.(Çıkar.)
 
Anne- Ben de çayı getireyim. (Çıkar.)
 
Anneanne- Al birini vur ötekine. Sabah sabah , tövbe estağfurullah!
  
 
                                              (Işık söner.)
 
 
 
 
                                               2.Sahne
 
(Anneanne pencere kenarında oturmaktadır.Anne televizyon izlemekte, bir yandan da kazak örmektedir. Televizyonda 'Yalan Rüzgarı'' dizisi oynamaktadır.)
 
Anneanne- (Perdeyi kaldırıp dışarı bakar.) Şu, Cemile'nin kızı değil mi? Ne kadar büyümüş; gelinlik kız olmuş. Hakan'a istesek mi ki?
 
Anne- Aman anne, elin cahil kızlarını mı yakıştırıyorsun oğluma? Anasını da sevmem üstelik... Kapı kapı dolaşır; bir saat evde oturmaz.
 
Anneanne- Sana anasını mı al dedik, kızını dedik!.. Çay olmadı mı daha?
 
Anne- Oldu oldu, getiririm şimdi. (Filme yoğunlaşır.) Ay,ne talihsiz kadın!Hiç yüzü gülmeyecek mi bunun? Bak, yine ağlıyor!
 
Anneanne- (Uzaktan) İki koca eskiten sarı karı değil mi o? Ne anlarsın bu dizilerden bilmem? Kapat şunu da iki laf edelim. Hepsinin ar damarı çatlamış.
 
Anne- Aman anne, film bu! Gerçek değil ki!
 
Anneanne- Gerçek değilmiş... Bu filmleri izleyip kocalarına tekmeyi atan bir sürü kadın var. Hoş bunları alan adamlarda da namus yok ki! Öyle herkesin ellediği kadın alınır mı? Ah, rahmetlik baban olacaktı ki erkek diye ben ona derim. Sert, dediği dedik, dağ gibi adamdı. Aha şu kapıdan sığmazdı. Beni ilk çeşme başında görmüş; hiç kimseye, hiçbir şeye bakmadan dosdoğru eve gidişime vurulmuş.  ''Kız ben seni niye aldım biliyon mu?'' demişti gerdek gecesi. Hiç ses etmemiştim. Kolay mı öyle kocaya cevap vermek? '' Namuslu kızsın vesselam; şu ana kadar ne fingirdediğini gördüm, ne birine baktığını.'' demişti.Ondan sonra da beni bir kucaklamıştı ki... (Içini çeker.) Ah,ah !..
 
Anne- ( Tüm dikkati televizyondadır. Anneannenin söylediklerini duymamıştır.) Ay, bu kadın çok şirret! Adamı elde etmek için yapmayacağı şey yok.
 
Anneanne- Ooo,ben ne diyorum , sen ne diyorsun? Kalk kalk , çay demlenmiştir.
 
Anne- Ay anne, tam da en heyecanlı yerinde... (Kalkar.)
 
Anneanne- Hadi hadi, bu diziler yüzünden bir gün uçuvereceksin. ( Anne çıkar. Kendisi dışarı bakar. ) Şu Cemile'nin kızının üzerinde durmak lazım. Nasıl da serpilmişti? Benim gençliğime benziyor biraz. Kaş göz, boy bos... Hey gidi gençlik !..
 
Anne- (Girer. Çayları çok açık doldurmuştur. ) Buyur anne.
 
Anneanne- Bu ne? İmamın abdest suyu gibi...
 
Anne- Eee anne, doktor 'Demli çay yasak,mümkünse hiç içmesin .'' demedi mi?
 
Anneanne- İnsan yanında bir şey yapar verir. Yok, ben böyle yetiştirmedim seni. Sonradan böyle oldun sen.
 
         (Dizinin jenerik müziği girer.)
 
Anne- Ay, en heyecanlı yerinde bitti! ( Televizyonu kapatır. Çayını alır, annenin yanına oturur. )
 
 
Anneanne- Ee,söyle bakalım. Ne dersin bu işe?
 
Anne- Hangi işe?
 
Anneanne- Cemile'nin kızı işine canım...
 
Anne- Aman anne, hala orda mısın?
 
Anneanne- Ordayım ya!Sana kalsa turşusunu kuracaksın oğlanın.
 
Anne- Canım, sen de gördün işte.Lafını bile etmeye gelmiyor. (Ara) Anne...
 
Anneanne- Hımm...
 
Anne- Yoksa bir hocaya mı gitsek?
 
Anneanne- Aaa, tabii ya!.. Nasıl da düşünemedik bunu? Hay aklınla bin yaşa sen.  Kıvırcıkların Aliye'sini anlatmış mıydım sana? O zamanlar çok küçüktün sen. Bu Aliye'yle kocasının arasına üç çocuktan sonra kara kedi giriyor. Ne yaptıysa  kocayı yatağa bağlayamıyor. Yıllarca ayrı yataklarda yatıyorlar . En sonunda kadın çareyi hocalarda arıyor. Üfürüğü kuvvetli bir hoca buluyor, bir hafta içinde kocayı tekrar kendine bağlıyor. Ardından üç çocukları daha oluyor. Ben bizzat kendi gözlerimle şahit oldum.
 
Anne- Vallahi utanıyorum; ama başka çare kalmadı gibi geliyor.
 
Anneanne- Ne var bunda utanacak? Denize düşen yılana sarılırmış.
 
   (Sokak kapısının sesi gelir. Gelen Hakan'dır.)
 
Anne- Kapı mı ne? Hakan... Sen misin yavrum?
 
Hakan- (Dışardan) Evet, anne! Benim...
 
Anne- Erkencisin bugün...
 
Hakan- (Girer.) İşten izin aldım.
 
Anne- (Telaşlı) Hasta değilsin ya!
 
Hakan- Yok anne, öyle bir şey değil. Sizinle bir şey konuşmak istiyorum.
 
Anneanne- Kovuldun mu yoksa?
 
Hakan- Hayır, anneanne!Daha önemli...
 
Anne- Hayırdır oğlum, meraklandırdın bizi.
 
Hakan- (Sıkıntılıdır.) Bunu size ne zamandır söylemek istiyordum.  Ama bir türlü cesaret edemedim. Anne, anneanne... Ben evlenmeye karar verdim.
 
Anneanne- (Korkuyla) Amanın, daha lafını eder etmez tuttu hocanın hikmeti!
 
Anne- (Şaşkın) Ne diyorsun?
 
Hakan- Evet , anne! Görünce seveceksiniz Esin'i.
 
Anneanne- Adı Esin öyle mi?
 
Hakan- Beğendin mi anneanne?
 
Anneanne- Moderen isimlerden...
 
Anne- Eee, yeni mi tanıştınız?
 
Hakan- Hayır, anne! Yeni değil...
 
Anne- Ne demek bu?
 
Hakan- Yeni tanışmadık demek. Mesele de bu zaten... Sizi ümitlendirmek istemedim.
 
Anne- Biriyle çıkıyorsun ve bunu bizden saklıyorsun. Aman Allah'ım, neler duyuyorum?! Biz senin için... (Ağlar.) Senin için neler düşünelim?.. Sen...
 
Anneanne- Ne yani bunca zaman boş yere mi kavgalar ettik? Tüü!.. Ajan bu, ajan!
 
Hakan- Anneanne , lütfen...
 
Anneanne- Ne lütfeni?.. Bizi parmağında oynatmışsın haberimiz yok. Yere bakan, yürek yakan seni...
 
Anne- (Ağlamayı kesmiştir.Sert) Gel bakayım, otur şöyle yanıma. Anlat. Bütün sorularıma tek tek cevap istiyorum.
 
(Hakan oturur.)
 
Anneanne- Dur, ben de geliyorum.
 
Anne- (Anneanneyle beraber Hakan'ı aralarına alırlar. Vicdan kah tepelerinde durur, kah sandelyeye oturur.) Söyle bakalım,ne zaman tanıştınız?
 
Hakan- Üçüncü sınıftayken...
 
Anne- Ne?!
 
Anneanne- Üçüncü sınıf mı? (Eliyle sayar.) Üç, dört, askerlik,  iş...Beş yıl!
 
Anne- (Ellerini birbirine vurur.) Ve bunu bize söylemedin!.. Emin olmak için bu kadar beklenir mi oğlum? Biz öcü müyüz?
 
Hakan- Sakin ol anne.
 
Anne- (Sinirli) Sakinim ben! (Kalkar.)
 
Anneanne- Ajan bu, ajan. Vallahi ajan...
 
Anne- Bizden böyle sakladığına göre bir sakatlığı var herhalde bu kızın?
 
Hakan- Hayır, anne.
 
Anneanne- O zaman ailesi yaramaz.
 
Hakan- Çok varlıklı ve iyi bir aileye sahip.
 
Anne- (Onurlu) Bizden mi utandın yoksa? Evde kalmış bu iki koca karıdan...
 
Hakan- (Kalkar.) O nasıl söz anne? Sizler benim her şeyimsiniz.
 
Anneanne- Ne o zaman köftehor? Ne kaldı?
 
Hakan- (Sıkıntılı) Bilmiyorum. Korktum . Onu istemeyeceğinizden, beğenmeyeceğinizden korktum .
 
Anne- (Yumuşamıştır.) Ah be oğlum, biz korkulacak insanlar mıyız?
 (Toparlanır, tekrar sert ifadesine bürünür.) Daha sorularım bitmedi. Ne iş yapıyor?
 
Hakan- Bir reklam firmasında müdür.
 
Anneanne- Durmuş durmuş da müdürünü bulmuş.
 
Anne- Nereli, kimi kimsesi yok mu?
 
Hakan- İstanbul'da doğmuş, yalnız yaşıyor.
 
Anneanne- Kız başına!
 
Hakan- Ne olmuş yani?  Bir sürü insan yalnız yaşıyor artık!
 
Anne- (Gerilimi dengeler,sesi yumuşar.) Güzel mi bari?
 
Hakan- (Gözleri parlar.) Çok güzel anne!..
 
Çok güzel anne, nazik ve sevecen
Hep bakımlı, taze, yumuşak bir ten
Üstelik akıllı, kendinden emin
Çok olgun ve yorulmuyor sevmekten
 
Anneanne- Maşallah maşallah , hocanın hikmeti bu
                Ne güzel bir haber: ''- Cemile, hu!.. Duydun mu?''
                Allah için yok bu özellikler kızında
                Torun evleniyor, gelin geliyor yakında.
 
 
Anne- Ne zaman tanıştıracaksın bizi onunla
         Daha bekleyecek miyiz? Derviş olduk sabırla
         Tanrım! Hazırlık yapmalı! Saçlarım?! Boya gerek!
         Sen! İki ayağımı bir pabuca sokarsın hep.
 
Hakan- Anneciğim, hiçbir şeye ihtiyacın yok. Çok güzelsin.
 
Anne- Canım benim, siz mutlu olun; bu bana yeter.
 
Hakan- Ben de senden bunu duymayı bekliyordum.   (Annesine sarılır.Vicdan da Hakan'a sarılır.Işık söner.)
                              
 
 
                                            3.Sahne
 
Anneanne- (Üzerine bir şal almış oturmaktadır.) Ah,  Mübeccel ! Cennette kimbilir ne kadar mutlusundur? Çok özledim seni çok... Biliyor musun, bizim torun sonunda evleniyor. Torununun torununu gören cennete gider , derdi büyükler . Sonunda ben de cennete gideceğim. (Kendince hesap yapmaya başlar.) Bu sene evlenseler , seneye çocukları olur. Ilk çocuk kız olursa iyi... On beşinde evlenir;  on altısında bebeğini kucağına alır. O da kız olursa...   Nerden baksan otuz yıl lazım. (Korkuyla)  Ya bir de erkek  olursa?.. Askerlikti, işti derken... Cık!.. Olmaz bu iş...
 
Anne- (Vicdan ile beraber girerler. Ikisi de oldukça şıktır.)
Nasılım anne? Yakışmış mı?
 
Anneanne- Yakışmış ya! Hakan kaçta getirecek bu kızı?
 
Anne- Öğleden sonra geliriz demişti. (Heyecanlı) Ay, nereye otursam? (Koltuğa oturur.) Yok olmaz, orası misafirin... (Kalkar.) Bu laf da hiç hoş olmadı. Gelinimin...
 
Anneanne- Gelinimizin...
 
Anne- Nasıl tanışsak acaba? Şöyle içeri alırım...  ( O anı yaşıyormuş gibi oynamaya başlar.) Hoş geldin kızım. (Elini öptürür gibi yapar.) Ben Hakan'ın annesi... Geç    şöyle otur. Yok olmadı! Ne o öyle? Tepeden bakar gibi...  (Baştan alır.) Buyrun buyrun, gözlerimiz yollarda kaldı vallahi!.. Amaan! İlk kez karşılaşılan birine de öyle denmez ki!..
 
Anneanne- Deli bu kız ayol! İnsan nasıl tanışır? Uzatırsın elini, öper.  Sen de onu öpersin. ''El öpenlerin çok olsun.'' dersin , olur biter.
 
Anne- Tabii ya! Niye bu aklıma gelmedi? Ben de onu öperim. (Oturur.) Düşünebiliyor musun anne mini mini bir bebeğin buralarda yürüdüğünü? Oy, ben ona neler yapmam? Isırık ısırık ederim her tarafını... Acaba ilk bebekleri kız mı olur, oğlan mı?
 
Anneanne- Dua edelim de kız olsun !..
 
Anne- Kız olsun ya! Çıtı pıtı küçücük bir kız. Renk renk tokalar takardım saçlarına. Cicili bicili elbiseler giydirirdim.  
( Hüzünlenir. Annesine sokulur. ) Ah, anne! O kadar mutluyum ki...
 
Anneanne- Olunmaz mı? (Kızının saçlarını okşar. Vicdan da annenin başını.) Sen doğduğunda ... Ali'mden sonra ... Babanla ben de aynı böyle sevinmiştik. Ali'mi bizden alan Rabbim yıllar sonra seni verdi; onun ömrünü sana  bağışladı.  (Eliyle göstererek)  Aha şu kadarcıktın; tombul, pembe yanaklı... Güler olsun adı, demişti baban. Güler olsun da hep gülsün benim kızım.     Çok istedik başka çocuklarımız da olsun, olmadı. Amaan!..   Nerelere götürdün beni durup dururken... Hadi, kalk da fırına bak ; kek yanmasın.
 
Anne- Ooo, çoktan çıkardım! (Tekrar heyecanlanır.) Hiç beklemeyelim . Hemen düğün için gün alalım. Günü belli olursa daha çabuk olur bu işler. Gelinlik, nikah şekeri, davetiyeler derken... Yarın emlakçilere gidip danışmalı. Buralara yakın bir yerde ev bulmalı ki akşam   yemeğe bize gelirler. Iki tencere kaynatmak olmaz, değil mi ya? Şimdi tutumlu olacaklar ki yarın rahat etsinler.  Çocukları olunca gidip gelmek de kolay olur.
 
Anneanne- Dellendin gene! Önce kızı isteyelim,  bunları sonra düşünürüz. Hoş kimden isteyeceğimiz de belli değil ya...
 
 
Anne- Aman anne, anası babası varmış işte!.. Tanışacağız elbet! (Ara) Rahmetli babası görse ne kadar mutlu olurdu  kim bilir? Az mutluluk mu oğluna gelin istemek?
 
Anneanne- Beni istemeye bir ordu gelmişti nerdeyse.  Amcalar, dayılar, yengeler, kardeşler... Bütün gece kahve  pişirmekle geçmişti. O kalabalıkta babanı bile görememiştim. Heyecan bir yandan...
 
Anne- Ay,anne! Sen her zaman heyecanlısındır.  Benim görücülerim geldiğinde de heyecandan Nejat'ın annesinin elini öpmüştün, unuttun mu? (Güler.)
 
Anneanne- Hadi ordan!.. Kadın o kadar yaşlı görünüyordu ki nineleri sanmıştım ben onu.
 
Anne- Düğünü nerde yapalım anne? Erkek tarafı olarak bizim yapmamız gerek , biliyorsun.
 
Anneanne- Aman, ne bileyim! Bu şehir düğünleri pek sarmıyor beni. Ne o öyle? Orkestırı mıdır,  nedir? Tımbır tımbır bir şey... Düğün dediğin davullu zurnalı olur.  Meydanda halaylar çekilir. Sofralar kurulur. Değil mi ya?
Burda koyarlar önüne şuncacık pasta. Al ye. Neymiş,  düğünmüş?! Ne ev sahibi geleni bilir, ne düğündekiler başkalarını.
 
Anne- Niye öyle diyorsun anne? Ben Nejat'la düğün salonunda evlenmiştim. Daha az yoruluyor insan. Ne yemek yapmakla uğraşırsın, ne sofra kurmakla. Bütün pisliğini de orada bırakır, tertemiz evine gidersin. (Dalar.)
Nejat çok yakışıklıydı o gece. Uzun boylu... Hakan gibi.
Duydum köyde adetmiş. Sana yüz görümlüğü aldım, demişti. (Boynundaki kolyesine elini götürür.) Bunu  takmıştı bana.
 
Anneanne- Hıh! Şöyle kalın bir şey olsa bari, içim yanmayacak. Güya şehre kız verdik!
 
Anne- Öyle deme anne!Hatırası var.
           Ömrü kısa oldu kocamın
           Hatırası büyük
           Gül koklamadım üstüne
           Hakan'ım şahit.
 
 
 
 
 
Anneanne-
       Ömrü kısa oldu kocamın
       Hatırası büyük
       Gül koklamadım üstüne
       Allah'ım şahit.
 
Beraber-
       İçim sevgiyle dolu
       Vereceğim gelinime
       Hakan'ım çoğalacak
       Oğlu ve kızı ile.
 
Anneanne- Herşey hazır değil mi?
 
Anne- Hazır. Sarma, börek, poğaça, kek, biraz da kısır yaptım.
 
Anneanne- İyi iyi... Bize gelinlik yapacak kızın içimizi öğrenmesi lazım. Bugün biz yaparız; yarın o bize yapar.
 
(Kapı çalınır. Ikisi birden ayaklanır.)
 
Anne- Hah, işte geldiler. Nasıl görünüyorum?
 
Anneanne- İyi. Ben? (Anne başıyla onaylar.) Hadi aç.
 
Anne- (Kapıyı açar.) Efendim, buyrun! Hoş geldiniz.
 
(  Önce Hakan , arkasından Esin içeri girerler. Esin, annenin yaşına yakın belki ondan da büyüktür. Ama anneye göre daha bakımlı, modern görünüşlü, güzel ve şıktır.)
 
Anneanne- Oğlum, kız nerede? (Kapıyı tekrar açar,bakar.)
Önce annesi mi geldi?
 
Hakan- Anne! Tanıştırayım: Esin. Esin, annem!
 
(Şaşkın bakışlar altında perde kapanır.)
 
                                                                         1.PERDE SONU

 
                                                  
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1] |   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Paylaş
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2008, Simple Machines
MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu Sayfa 0.092 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu