Ali Dönmez
Üye
 
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 32
|
 |
« : 05 Haziran 2010, 23:15:40 » |
|
OĞLUM EVLENİYOR......... 2.PERDE
1.Sahne (Oyun kaldığı yerden devam eder. Hakan ile Esin gitmişlerdir. Anne saçları dağınık, üstü başı perişan vaziyette boş gözlerle bir noktaya bakar. Anneanne elinde bir bardak su ile içeri girer.) Anneanne- (Telaşla) Güler, kızım! İç şunu yavrum. (Annenin saçlarını düzeltir. ) Hadi , bir yudum... (Annede hiç tepki yoktur.) Aman Allah'ım , kıza bir şey oldu! Ne yapsam, kime gitsem? Evlat değil, yılan beslemişiz koynumuzda. (Bardağı bırakır.) Kalk kızım; kendine gel. Her şeyin çaresi bulunur. Allah ölüm vermesin. Anne- Ölsem daha iyiydi. Anneanne- Güler, yavrum! Anne- Oğlum bir kadınla evleniyor! Anneanne- Evlenmiyor. Ona öyle geliyor. Anne- Oğlum bir kadınla evleniyor! (Ağlar.) Aman Allah'ım,oğlum benim yaşımda bir kadınla evleniyor! Anneanne- Yavrum, kızım!.. Yapma böyle... Anne- Kapıdan girip ''Anne , bu Esin!'' dediği an başımdan aşağı kaynar sular döküldü sandım. Anneanne- Güler'im, yavrum! Hadi, elini yüzünü yıka;üstünü değiştir. Anne- (Donuk) Ne kadar soğukkanlıydı. Elini uzattı. Memnun oldum, dedi. Anneanne- Şurada kolonya olacaktı. (Gider,alır.Kızının yanına oturur. Bileklerini ovalamaya başlar.) Insanın başında erkek olmazsa böyle olur işte!.. Kızını dövmeyen dizini dövermiş. Oğlunu dövmeyen neyini dövecek acaba? Anne- Beni çok iyi anlıyormuş. Benim yerimde kim olsa aynı tepkiyi verirmiş. Beni nasıl anlayabilir ki?! Kimse beni anlayamaz. (Ağlar.) Anneanne- Ağla kızım, ağla yavrum! Açılırsın . Yıllardır bizden sakladığı şey buymuş demek. Dünyada karı kalmadı sanki?! Anası yaşındakine vurulmuş! Anne- Nasıl yaptı bunu bana? Anneanne- Boyu posu devrilesice... Anne- Nerede hata yaptım ben anne, nerede? Giymedim, giydirdim. Yemedim, yedirdim. El çocuklarından aşağı kalmasın, babasızlığı hissetmesin diye her şeyine koştum. Anneanne- Biliyorum yavrum, biliyorum. Anne- Diplomasını alıp eve geldiği gün dünyalar benim olmuştu. O diplomayı ben almıştım sanki. Direnmiştim. Yenilmemiştim . Ama... Şimdi... Şimdi en büyük yenilgiyi oğlumdan... (Ağlar.) Anneanne- Ah, kadersizim benim! Ne kocadan yana gün gördün, ne oğuldan yana. Nereden bilebilirdik böyle bir iş yapacağını? ''Anne, bu Esin! '' deyince oğlan , betin benzin attı. Bayılır gibi oldun. Koltuğa oturttuk seni. Derken birden Hakan'ın yakasına yapıştın. Az kalsın boğuyordun oğlanı. Anne- (Şaşkın) Hiç hatırlamıyorum. Anneanne- Elinden zor kurtardık. Kadını da ben boğacaktım ya neyse... Seninki: '' Böyle olacağını biliyordum. Gidelim Esin. '' demez mi? Kadın çok direndi gitmemek için ya Hakan durmadı. Anne- Demek o kadını bize tercih etti. Anneanne- 'Bu kapıdan çıkarsan bir daha giremezsin! '' dedin; ama dinlemedi. Anne- Ben?! Anneanne- (Gururlu) Sen ya! Hiç öyle görmemiştim seni... Anne- (Telaşlı) Aman Allah'ım! Neler yapmışım?! Ya bir daha gelmezse!.. Anneanne- Gelmezse gelmesin. Ne yapacaktın ya? (Alaycı) Ooo, aslan oğlum! Geçin şöyle oturun. Gelinimiz de benim kadarmış; ama olsun. Geçinir gideriz mi , diyecektin. Anne- Ne hayaller büyütmüştüm içimde yıllarca Tam zamanı geldi dedim kendime usulca Hiç ummazdım,beklemezdim,hatta düşünmezdim Oğlum kopardı onları,parçaladı hoyratça. Anneanne- Ben ağlarım yavruma,yavrum ağlar yavrusuna Anasın benim gibi,anlıyorum kızım seni Göster bana şu dünyada kim doymuş ki evladına Anasın benim gibi ,anlıyorum kızım seni. (Anneanne, kızına; Vicdan anneanneye sarılır. Işıklar söner) 2.Sahne (Gece geç vakit. Anne, pencereden dışarı bakmaktadır. ) Anneanne- (Girer.) Yine mi oradasın? Hadi, geç oldu. Yat artık. Anne- Bugün dördüncü gün. Hakan hala gelmedi. Anneanne- (Sinirli) Bırak gelmesin! (Yumuşak) Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanı, derler. Sabırlı ol, gelecektir. Anne- (Kendini suçlar.) Yoksa çok mu kırıcıydım anne? (Vazgeçer.) Ya ben, benim kırgınlığım?.. Anneanne- Hadi,bırak bunları düşünme artık... Ben yatıyorum. Sen de gecikme. Anne- Anne, çıkarken ışığı söndür. (Anneanne ışığı söndürür çıkar. Sahne pencereden sızan ışıkla aydınlanır. ) Anne- (Odada dolaşır. Koltuğa oturur.) Evde ışıklar söner ninni Gökte yıldızlar yanar ninni Dağdan iner kuzular ninni Kararır coşkun sular ninni Gökte ay dede güler ninni Uyu yavrum uyu der ninni Gece göklerden indi ninni Bu akşam öbek öbek ninni Yıldızlar birer çiçek ninni Rüyanı süsleyecek ninni Ninni yavrum ninni (Anne ninni söylerken Vicdan'da kucağında bebek varmış gibi kollarını sallar. Sokak kapısının açılma sesi duyulur. Hakan girer.) Hakan- (Işığı yakar. Annesini karşısında görünce şaşırır.)Sen burada mıydın? Anne- (Sevinçli) Buradaydım oğlum, hep buradaydım. Seni bekledim. Şükürler olsun, geldin sonunda . Döndün. Döneceğini biliyordum. Hakan- (Soğuk) Hayır anne! Eşyalarımı almaya geldim. Işığı görmeyince... Neyse... (Içeri geçer. Anne, odada dolanıp durur. Bir süre sonra Hakan elinde bavulu olduğu halde geri döner. Gitmeye davranır. ) Anne- Konuşmak istiyorum. Hakan- Konuşacak bir şey yok anne ! Anne- Annenim ben senin. Bana böyle sırtını dönüp gidemezsin! Gitme oğlum... Sen benim her şeyimsin... O yaştaki kadından sana hayır gelmez. Hakan- Esin' i seviyorum, anne! Anne- Sus! Sakın bunu söyleme! Gençsin, daha yaşayacak tadacak çok şey var önünde. Baba olacaksın. Evlat sahibi olmak ne demektir bilemezsin. O kadın sana çocuk veremez anlamıyor musun? Hayatını mahvettiğinin farkında değil misin? Hakan- (Sinirli ) Biliyor musun anne, hayatta tek istemediğim şey bir çocuk sahibi olmak! Çocuk isteyip istemediğimi hiç sordunuz mu bana? Sormaya ne hacet!.. Kararınızı çoktan vermişsiniz siz... Anne- Oğlum?! Hakan- Torun isteyerek ne kadar bencilce davrandığının farkında mısın anne? Anne- Ben mi bencilim? Hakan- Evet... Hep bencildin zaten! Anne- Nasıl söylersin bunu? Nankör!.. Hakan- Beni kendine göbek bağıyla bağlı bir çocuk gibi gördün. Istediğin zaman beslenecek, giyecek, gezecek, senin istediğin gibi biri olacaktım. Anne- Yalan! Bunları hep o kadın sokmuş kafana!.. Hakan- Bana bak anne. (Omuzlarından tutar.) Babam öldü. Bu ölümün bütün yükünü bana yükledin. Hayatını bana adamandan , benim için yaşamandan bıktım. Anne- Allah'ım ,aldığım şu mükafata bak! Bunları da mı duyacaktım senden ?! Hakan- Bu ağırlığa daha ne kadar dayanabilirdim sanıyorsun? Anne- Kandırdın, aptal yerine koydun bizi... Hakan- Siz mecbur ettiniz buna beni! (Ara) Keşke evlenseydin anne... Hayatındaki tek erkek ben olmasaydım. Anne- Babanın hatırasına saygın bu kadar mı senin? Hakan- Babamı severdim anne. Ama hayat o varmış gibi yaparak geçmiyor. Anne- Hep senin mutluluğun için uğraştım. Yazıklar olsun! Hakan- Dinlemiyorsun beni anne! Boğuldum diyorum. Esin ile dirildim, insan olduğumu hatırladım. Anne- Nankör! Hakan- Neden anlamak istemiyorsun anne? Büyüdüğümü görmedin diyorum. Uyandırmak istedim seni; ama bir türlü uyanacağın yoktu bu uykudan . Tatlı rüyalara dalmıştın. Uyandırırsam... Anne- Uyandırırsan... Hakan- Uyandırırsam ölecektin. Anne- Öldürdün zaten beni... Hakan- Buna mecburdum anne. Yoksa sizinle beraber... Çok üzgünüm anne. Bunca yıl bu yalanla yaşadım. Eninde sonunda gerçeklerle yüzleşecektik . Sakın ağlama anne ve beni affet ... (Annesini öper. Çıkar.) Anne- Hayır, Hakan! Gitme oğlum! (Yığılır kalır. Vicdan tüm bu konuşmalar esnasında acı çeker .Işıklar söner.) 3.Sahne (Televizyon açıktır ve Yalan Rüzgarı dizisi oynamaktadır. Anne, pencerenin önünde dışarıya bakmaktadır. Anneanne elinde çay tepsisi olduğu halde içeri girer.) Anneanne- Bak, çay yaptım kızım. Hadi gel, diziyi beraber izleyelim. (Anne ilgilenmez. Dışarıya bakmayı sürdürür. ) Aaa, bu iki koca eskiten sarı karı değil mi?! Neydi adı? Viki mi ciki mi? Çok şanssız karı canım bu da... (Bir an pot kırdığını düşünür. Lafı toparlamaya çalışır.) Aman, ne şanssız olacakmış?! Her şey olacağına varır , değil mi ? (Annenin tepkisizliğine dayanamaz. Televizyonu kapatır. Kızının yanına gelir.) Böyle yapma evladım... Eziyet etme kendine... Sabahtan beri ne bir lokma yemek yedin, ne de tek bir laf çıktı ağzından. Gelecek Hakan, yaptığı yanlışı anlayacak , gelecek. Davul bile dengi den... (Sözü yarım kalır.) Anne- Hakan dün gece geldi anne... Anneanne- (Şaşırır.) Aaa, insan şimdi mi söyler bunu? Nerede şimdi? Anne- (Durgun) Gitti. Eşyalarını almaya gelmiş. Anneanne- Yaa! Anne- Bana, bencilsin, dedi. Anneanne- Hadi oradan, köftehor! Anne- Her şeyine karışmışız. Onu boğmuşuz. O kadınla kendini bulmuş, insan olduğunu anlamış. Anneanne- Tövbe tövbe!.. O şimdi ne yaptığını bilmiyor. Binmiş bir salıncağa... Elbet bıkacak, inecek oradan. Sevda sanıyor başındakini. Hadi kızım... Sen güçlü olacaksın ki düşmanlarınla savaşasın. Var mı öyle aslan gibi oğlanı elin karılarına kaptırmak? Anne- (Biraz rahatlamıştır.) Öyle mi dersin anne? Anneanne-Tabi ya!O kadın oğlumuzu nasıl kopardıysa bizden ,biz de ondan koparır,geri alırız. Anne- Nasıl yapacağız bunu anne? Neydi adı? Esin... Esin diyor, başka bir şey demiyor. Anneanne- Öyle hocalara üfletiriz ki onu ese ese bir hal olur. Aldanma kızım, aldanma El sözüne inanıp kanma Ham yapar seni yabancılar Kovalasın onları Hacılarla hocalar. Anne- Anne yardım et Oğlum gitmesin Başka kimseye Hizmet etmesin Anne yardım et Oğlum o benim Mutlu yuvamdan Uçup gitmesin Bu hacı hoca işe yarar mı dersin? Anneanne- Tabii ki... Sana Kıvıcıkların Aliye'sini anlatmış mıydım? (Kapı çalınır.) Anne- Kim acaba? Anneanne- Hakan olmasın? (Anne kapıyı açar. Gelen Esin'dir.) Esin- Merhaba... Girebilir miyim? (Vicdan kapının önünde durur. Geçmesine izin vermez. Anne kapıdan çekilir. Vicdan gönülsüz izin verir.) Anneanne- Kimmiş? Esin- (Girer.) Benim... Anneanne- Sen ha! Ne arıyorsun burada? Anne- Ne istiyorsunuz? Esin- Sadece konuşmak... Anneanne- Daha ne konuşacaksın?Yapacağını yaptın; darmadağın ettin bu yuvayı! Esin- Hiç kolay değil, biliyorum. Bu duruma alışmanız zaman alacak. Anne- Ben alışmak değil, oğlumu istiyorum. Esin- Benim için çok mu kolay sanıyorsunuz her şey? Anne- Öyleyse vazgeçin. Bırakın oğlumun peşini... Anneanne- O şimdi ne yaptığını bilmiyor. Gençlik... Insan anası yaşındaki kadınla mutlu mu olurmuş?.. Esin- Haklısınız... Bu durumu önceleri ben de yadırgadım. Hatta Hakan'a bu işin olamayacağını defalarca söyledim. Anne- Ne yani? Oğlum mu peşinize düştü? Esin- Bu çok çirkin bir tabir olur. Anneanne- Kancık it kuyruk sallamazsa... Esin- Çok acımasızsınız!.. Oysa ben buraya sizi barıştırmaya gelmiştim. Anne- Hayatımızdan çıkın , her şey düzelecektir. Esin- Inanın denedim. (Ara) Size her şeyi en başından anlatmak istiyorum. Hakan'la ortak bir arkadaşımızın doğum gününde tanıştık. Onunla aynı sınıfta okuyan ve bizim şirkette de staj yapan genç bir kızın doğum gününde... 'Esin ablacığım sen de gel! '' diye diretmeseydi , artık kader mi dersiniz adına , o kadar gencin arasına girmez ve Hakan'la da tanışmazdım. Çok samimi, pırıl pırıl bir gençti; ama o kadar! Ertesi gün beni işyerimden aradı. Yemeğe davet etti. Anneanne- Aynı Yalan Rüzgarı ayol! Esin- Ona gelemeyeceğimi, çok meşgul olduğumu söyledim. Daha sonraki telefonlarına ise yok dedirttim. Bir gün işyerime kendisi geldi ve yemeğe çıkmam için çok ısrar etti. Ona karşı çok temkinliydim. Ondan büyüktüm; yanlış anlaşılabilirdi. Anne- Bunu bile bile hayatına girdiniz! Esin- Hayatına girdim; ama bile bile değil. Onunla çok şey paylaşıyorduk. Her konuda konuşabiliyorduk. Birbirimizi anlıyorduk. Bir gün bana beni sevdiğini söyledi. Korktum. Inanın bana çok korktum. O gece sabaha kadar uyuyamadım ve onu bir daha görmeme kararı aldım. Anne- Ama ne karar! Esin- Aylarca kendimle mücadele ettim. Anne- Sonra da yıllarınızı verdiniz ona, değil mi? Esin- Hakan'ı seviyorum. Bu ilişkiyi size anlatması konusunda çok ısrar ettim. Ama ikna edemedim. Bunun her şeyin sonu olacağını söylüyor ve sizi üzmekten korkuyordu. Anne- Ailemin sonu... Anneanne- Bu sona nasıl razı olur insanın içi? Esin- Bu sevginin sona ermesine biz nasıl razı olacaktık? Anneanne- O sevgi değil, gönül eğlencesi... Esin- Sevgiyle, gönül eğlendirmek arasındaki farkı müsaade edin, bizlerde bilelim. Bakın! Biliyorum, onun annesi olacak yaştayım. Artık vücudum ağır çalışıyor. Ama duygularım hala çok sağlam. (Ara) Hakan'la olan ilişkimi çok sorguladım. Ya alışılmış, kabul edilmiş ahlaka boyun eğecektim ya da sevginin kazanmasına izin verecektim. Hakan beni seviyordu. Tüm geri kaçışlarıma, onu reddedişlerime rağmen. Evet, gençti. Önünde enerjiyle geçecek koca bir hayat vardı. Ama o beni seçmişti. Bunu nasıl inkar edebilirdim? Anne- (Hırçın) Yeter artık! Daha fazla dinlemek istemiyorum sizi!.. Esin- (Inatçı) Benim geçkin, onunsa genç olması mı bütün mesele? Yaşlılık yaşamdan el çekmeyi gerektirmez ki. Yıllarca böyle öğrettiler bize.Siz yenildiniz, bense galip geldim bu savaşta. Insan bu yaşa gelince hiçbir şeyi kaçırmak istemiyor. Hakan'la hayata bağlandım. Biliyorum ki o da başka güzelliklerin farkına vardı benimle. Anneanne- Ne bulacakmış senin gibi kart tavukta? Esin- Bir genç sizin yaşantınızda neler bulabilir? Bir düşünün. (Anneye) Sizinle hemen hemen aynı yaşta sayılırız.Insan ellisine geldiğinde dişiliğinden, kadınlığından çok şey yitiriyor, bilirsiniz. O, kendimi tekrar sevmemi sağladı. Korkularınızın farkındayım. Ona çocuk veremeyeceğimin de... Ama onu mutlu edebilirim. Anneanne- Başımıza taş yağacak vallahi! Esin- (Annenin ellerini tutar. Annenin kafası karışmıştır.) Gençken insan her şeye ulaşacağını bilir. Bilir ki istediği her şey elinin altında, oradadır. Çabalamaz. Sevişmek için bile... Anneanne- Tövbe tövbe!.. Esin- Ama yaş kemale erince, her şey size düşüyor. Tüm zorluğuna ve ağırlığına rağmen... Gençliğinizdeki enerjiniz kalmıyor. Hakan benim kaybettiğim enerjim oldu. Anne- (Özlem dolu) O benim her şeyim !.. Esin- Biliyor musunuz? Bir zaman sonra ona o kadar alıştım ki ona evimi açtım. Benimle yaşamasını istedim. Ama o bunu reddetti. Benimle yaşamak yerine, bunu anlatacağı güne kadar sizinle kalmayı tercih etti. O sizi çok seviyor. Ama beni de seviyor. Bunu anlamalısınız artık. Anne- Çok zor, çok !.. Esin- Onun bana olan ilgisini öğretmenine aşık olan bir öğrencinin geçici hevesine benzettim önceleri. Ya da bir anne arayışına... Anne- Onun annesi var! Esin- Biliyorum. Anneanne- ( Atılır.) Bir de anneannesi! Esin- (Gülümser.) Inanın ne onun için ne de benim için hiçbir şey kolay olmadı. Önceleri çok utandım; ama sonra neden utandığımın farkına vardım: Yaşanmışlığımdan... Beni şekillendiren, bana şimdiki halimi veren zamandan... Ya zamanın acımasızlığına sevgimi kurban edecektim, ya da sevgimle zamanı renklendirecektim. (Anneye) Hadi , haksızlık etmeyin kendinize... Dışarıda koca bir dünya var. (Elinden tutar.) Gelin benimle... Anneanne- Güler, kızım ! Esin- Hakan sizi görünce çok sevinecek. Hadi ver elini bana Korkusuzca Hem oğlun hem de yaşam Uzatacak kollarını sana Bir şans tanı kendine Hep acıyla yaşamaz ki insan. Anne- Anne,inanmak istiyorum; yardım et bana Ne güzel şeyler söylüyor bu kadın baksana. Anneanne- Önce oğlan gitti, şimdi de kızım Ne biçim bir iştir anlamadım bu kadın. Esin- Bir şans tanı kendine Hep acıyla yaşamaz insan. Anneanne- Önce oğlan gitti , şimdi de kızım Ne biçim bir iştir anlamadım bu kadın. Esin- Hadi ver elini bana Uzat korkusuzca Anne- Hem oğlum hem de yaşam Uzatacak kollarını bana. (Esin ve Anne birlikte çıkarlar. Anneanne söylenirken ışıklar söner.) SON
|