Ergün Veren
Moderatör
Üye
    
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 66
WWW
|
 |
« : 30 Haziran 2009, 16:19:10 » |
|
İSTEDİM Kİ, YAZMAK (!) ÜZERİNE BİRŞEYLER YAZMALI...
Yazmak, duygu ve düşünceleri özel işaretlerle kalıcı yüzeylere dökmek, denilir.
Yazmak, konuşmanın, dertleşmenin bir başka biçimi denilir. Hatta dedikodunun, kendi kendini; yargılamanın, rahatlamanın, doyuma ulaştırmanın bir başka yoludur denilir, değişik kaynak ve görüşlere göre...
Acaba gerçekten yazmak bu mudur? Rahatlama, konuşma, dedikodu etme, doyuma ulaşma mıdır? Bu su götürür...
Bu ve buna benzer görüşleri irdelerken yazmanın yerini ve zamanını göz önünde tutmak gerekir. Bunun yanında yazan duygu, düşünce ve konumu da önemlidir.
Sonra yazmanın evreleri vardır. Bu beş parmağın ucu ile kalemi tutmakla başlar, imzalar ile devam eder ve vasiyetname ile noktalanır. Evet, noktalanır diyorum. Çünkü yazı ya da konumuz itibarıyla yazmak, yaşamın en basit anlamda sembolüdür. Sembol ise, insanın kendisidir. Sonuçta her şeyde olduğu gibi yazıda da aracın ve amacın; kalem, kâğıt, daktilo değil, düşünen, duyan ve her yönüyle üreten insan olduğu ortaya çıkar.
Yazmaktan başladık, duyguya, düşünceye ve insana ulaştık. Peki, insan, duygusunu, düşüncesini, fikirlerini tam olarak yorumlayıp yazıya dökebilir mi? Ya da dökebiliyor mu? Yazmanın sözlük anlamında belirtildiği gibi...
Genel tuvaletlere yazılan yazılar, çizgiler...
Gazetelerdeki evlenme ilanları, büyük puntalı ve temelinde yalan, riya, sahtekârlık, menfaat vs... kokan asılsız haberleri...
Yeni yıl, bayram ve özel günler nedeniyle yazılan yapmacık ve örtülü çıkar ilişkilerine paravan boyalı sözler...
Toplu ulaşım araçlarının koltuk, kanepe, sıra ve parmaklıklarına itina ile (!) işlenen, yeşil alanlarda ağaçların gövdelerine adeta sanat eseri özeni ile kalıcı biçimde resmedilen yazılar, aşk dizeleri... Duvarlara adeta gazetevari olarak döşenen ve sözde toplumun ortak sorunlarını dile getiren sloganlar... Ortadan kaldırmak için herkesin yarıştığı ve de kaldırmamak için dolaylı olarak uğraş verdiği hususlar ve çoğalttıkça çoğaltılabilecek çeşitli örnekler...
Bu sıralananlar doğrudur, çünkü hepsi yazma fiilinin uygulanışıdır. Ama gerçekte yazmak mıdır? Yoksa boya, kırtasiye ve orman sanayinin ortak bir çabası, ortak bir hüneri midir? Ya da bunlara dolaylı bir hizmet mi?
ERGÜN VEREN
|