
KEMALETTİN TUĞCU
“bizim Kemalettin Tuğcu’larımız vardı
bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı”
Yılmaz Erdoğan
“Diğer kuşakları bilemem ama 68 ve 78 kuşağının bir Kemalettin Tuğcu’su vardı…
Okumayı onunla sevdik biz. Hayallerimizi onun roman ve hikaye karakterleri ile birlikte kurduk hep.Güçlünün ezilene yaptıklarını ondan öğrendik ve ezilenin yanında yer almayı da….İlkokul dönemimizin Hayat Bilgisi öğretmeni oldu O kitaplarıyla… Aile ilişkilerini, hayata dair tüm değerleri, iyiyi, kötüyü, erdemi, merhameti, küçük mutluluklardan büyük sevinçlere ulaşmayı öğretti. Sosyal sınıflar arasındaki çelişkileri de hep ondan öğrendik…
Bir dönemin çocuklarına sevgiyi, dayanışmayı, doğayı, hayvan sevgisini, iyi insan olmanın erdemini, haksızlığa karşı durmayı, yardımseverliği, kısaca HAYAT’I öğreten koca çınar…..(Ali Fuat BOĞA)”
Yazar Kemalettin Tuğcu, 1902 yılında binbaşı Galip Bey ile Şaziment Hanım’ın
ikinci çocuğu olarak Çengelköy’de dünyaya gelmiştir. Fiziksel rahatsızlığından ötürü dedesinin Çengelköy'deki köşkünde, toplumdan uzak hazin ve yalnız bir çocukluk dönemi geçirir. Hiç okula gitmediği halde okuma-yazmayı, annesinin yardımıyla öğrenir ve babasının kitaplığında okuduğu çeşitli kitaplar ile kendi kendini yetiştirir ve tercümeler yapacak kadar Fransızca öğrenir. 13 yaşlarında iken şiirler ve öyküler yazmaya başlar
Genç yaşta yazmaya başlayan Tuğcu, türlü işlerde çalıştıktan sonra 1932 yılında Türkiye Yayınevi’ne girmiştir. İstanbul’da çıkan pek çok çocuk dergisinde romanları , hikâye ve şiirleri yayımlanır. bu arada bazı romanları senaryolaştırılarak filme alınmıştır 1955’te geçtiği Hayat dergisinden, 1974 yılında emekli olur. TÜYAP tarafından 1995 yılında, özel olarak ödüllendirilen yazarın tercüme romanları, on iki adet aile romanı, üçyüz kadar çocuk romanı gazete ve dergilerde çıkmış iki yüzden fazla seçme hikayeleri vardır.
Öte yandan, Kemalettin Tuğcu romanları, popüler edebiyat yapıtları olmalarının yanında, Türkiye’nin modernleşme deneyiminden kaynaklanan bir başka olgudan ötürü de edebiyat söyleminden dışlandıkları için, çifte önyargıya maruz kalmıştır. Bu olgu, Kemalettin Tuğcu romanları ile “arabesk kültür” arasında kurulan bağlantıdır. Kemalettin Tuğcu romanları, Türkiye’nin 1950’lerden başlayarak geçirdiği toplumsal deneyime ilişkin önemli ipuçları taşımaktadır. Bilindiği gibi, bu dönemde, “arabesk” olarak adlandırılan kültürel kategori ortaya çıkmış ve bu kategoriye ilişkin bir karşı-söylem de gelişmiştir.Tuğcu romanlarındaki ana karakter çoğunlukla 12-14 yaşlarında bir genç kız ya da genç erkektir. Anlatıcı söylemi olay örgüsünü sıklıkla bu kahramanlarının gözünden işler. Anlatılar çoklukla, sahnelemeye, diyaloglara ve ana karakterlerin birbirleriyle karşılaşmalarına dayanır. Romanların her biri ortalama 80-100 sayfa civarında olup, roman türü açısından kısa metinlerdir. Genelde kahramanın 12-13 yaşından 18-20 yaşına dek geçirdiği süreyi kapsar. Çok fazla sayıda mekân yoktur, az sayıda karakter vardır ve genç-yetişkin kahramanın hayatının bir sonraki aşamasına geçmesiyle, örneğin evlenmesiyle sona erer.
Anlatıların toplumsal bağlamı belirgindir. Tuğcu’nun yazarlığı, genç-yetişkinlerin sorunlarına dikkat çeker niteliktedir. Hepsinden daha fazla dikkat çeken durum, Tuğcu romanlarının hemen hepsinin mutlu sonla bittiğidir. Genelde birinci tekil kişili anlatım benimsenmiştir ancak üçüncü tekil kişili anlatıma da sıklıkla rastlanır. Anlatıcı nadiren müdahildir. Anlatıcı söyleminin genel olarak nesnel olduğu, didaktik olmadan, göstererek anlatmayı tercih ettiği görülmüştür. Mekânsal betimlemeler, çoklukla en belirgin özelliklere yapılan vurguyla kısa tutulur okurun dikkati mekâna odaklanır. Diğer pek çok kısa popüler edebiyat türlerinde olduğu gibi bu yöntem, okurun dikkatini olay örgüsüne çeker ve metinlerin uzamasını engeller.Kemalettin Tuğcu romanlarında en fazla öne çıkan toplumsal karşıtlık,“zengin-fakir” karşıtlığıdır. Metinlerinin hemen hepsi, karakterlerin sınıfsal kökenlerine yapılan vurgularla doludur.Ayrıca, Kemalettin Tuğcu’nun genç yetişkinlere yönelik romanları, yalnızca biçimsel ya da içeriklerine ilişkin özellikleriyle değil, anlatı yapısı ve karakterlerinin birbirleriyle ilişkisi açısından da türsel özellik göstermektedir. (MELİKE SILA ARLI Yüksek Lisans Tezi)
Yaşamının son yıllarında, gözünde gelişen katarakt yüzünden görme yeteneğini tamamen yitiren Tuğcu, 19 Ekim 1996 günü vefat etmiştir Kemalettin Tuğcu Türk Çocuk edebiyatına büyük katkılar yapmış sessiz kahramanlardan biridir.
Bazı Eserleri
Üvey Baba
Saadet Borcu
Sokak Köpeği
Küçük Serseri
Şeytan Çocuk
Kardeşim Tomris
Komşularımız
Korkunç Yıllar
Küçük Adamlar
Eskici Baba
Taşyürek
Uçurum
Yetim Malı
Altın Bilezik
Ana Hakkı
Benden Sonrakiler
Benim Babam
Ceylanlı Bahçe
Çifte Kumrular
Çingene Kızı
Çocuk Hırsızları
Çocuklar Adası
Dede ile Torun
Deniz Kızı
Eski Bir Masal
Gece Kuşları
Gülçin Abla
Mercan Kolye
Küçük Gazeteci
Ana Kucağı
Annelerin Çilesi
Annemin Hikayesi
Baba Evi
Babam ve Ben
Babasızlar
Balıkçının Kızı
Benim Annem
Bir Dağ Masalı
Bir Garip Kızcağız
Bu Çocuk Kimin
Büyüklerin Günahı
Cambazın Kızı
Can Yoldaşları
Çocuk İhtiyar
Çocukluk Arkadaşım
Dağdaki Yabancı
Devlet Kuşu
Dilenci Baba
Doğduğum Ev
El Kapısı
Eskicinin Köpeği
Güllü Bahçe
Hacı Baba
Karakaçan
Kartalın Yuvası
Kemalettin Tuğcu Serisi (50 Kitap)
Kırk Ev Kedisi
Kız Evlat