ata
Genel Moderatör
Zirvedeki üye
    
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 720
|
 |
« : 25 Aralık 2008, 23:35:39 » |
|
Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem, bu yanardağı ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizlermi alevden? Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu...
Gün senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse; Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse.
Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla, Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla! Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım; Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım; Gözlerki birer parçasıdır senden ilahın, Gözlerki senin en katı zulmün ve silahın; Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin; Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!
Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden, Bir yüzki yapılmış dişi kaplanla hüzünden... Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı, Vaslınla da dinmez yine bağrındaki ağrı, Dinmez! Gönlün, tapmanın aşkın sesidir bu Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir. Bu! Hasret çekerek uğruna ölmek te kolay Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.
Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler Tek bendeki volkanları söndürse denizler! Hala yaşıyor gizlenerek ruhumu "Kabil" İmkanı bulunsaydı, bütün ömre mukabil, Sır etmeye elden seni bir perde olurdum, Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.
Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordu. En hisli şiirden de örülmez bu güzellik, Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordu. Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik.
Nihal ATSIZ
|