
TUNCAY AKDOĞAN
Müziğe adanmış bir hayatın gece yolcusuydu o…
Bir gün mavi bulutlara biner sonsuza giderim, demişti
Ve gitti…
Yokluğunu bırakarak ardında
Her gün büyüyen boşluğunu
Ve şarkılarını…
1959 yılında Adana da doğan besteci,söz yazarı ve yorumcu Tuncay Akdoğan, Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu mezunuydu.Üniversite yıllarında müziğe başlayan Tuncay Akdoğan, Grup Yorum ve Grup Kızılırmak'ın kurucularındandı. Akdoğan, 1984 yılında kurdukları Grup Yorumda beste ve söz yazarlığı yaptı. 1989 yılında Grup Yorumdan Ilkay Akkaya ile birlikte ayrılan Tuncay Akdoğan gruptan ayrıldıktan sonra, 1990 yılında, İsmail İlknur ve İlkay Akkaya ile Grup Kızılırmak’ı kurdu. 1990-1997 yılları arasında Kızılırmak grubun da besteleri, şarki sözleri ve yorumlarıyla yer aldı. 1997 yılından ölümüne kadar, çalışmalarını solo olarak sürdürdü. Çok sayıda sanatçı tarafından şarkıları yorumlanan Tuncay Akdoğan, birçok albüme de aranjörlük yaptı.
Uzun bir süredir kendi stüdyosunda çalıştığı solo albümü “Bir Nehir ki Ömrüm” tamamlanamadan 21.11.2004 tarihinde evinde çıkan yangın sonucu hayatını kaybetti.Tuncay Akdoğan'ın, hazırlıklarına başladığı ve epeyce de yol aldığı albümü "Bir Nehir ki Ömrüm", müzisyenin yakın dost ve tanıdıkları tarafından Tuncay Akdoğan ın hedeflediği şekilde müzikal kurgusuna hiç dokunulmadan tüm enstrümanlar onun istediği isimler tarafından, onun çalışmak istediği stüdyoda canlı olarak kaydedildi ve tamamlandı.
Grup Yorum ve Kızılırmak'ın kurucularından olan Tuncay Akdoğan, kısacık yaşamı boyunca, şartların uygun olup olmadığına aldırmaksızın doğru bildiği yolda yürümeye devam etmiş, şarkılarını yazar ve söylerken 'yarın' ile ilgili düşlerinden hiçbir zaman vazgeçmemişti. Üstelik, çok çok zor olmasına rağmen, bu uğurda müziği de ezdirmemiş, çok iyi seslendirilmiş, çok sağlam şarkılara imza atmıştı..
"Bin yıllık kavga"yı, layıkıyla sırtlamış "bir nehir"di ömrü... "Su akıyor" ve 'biz' gidiyoruz. Önemli olan, gitmek üzereyken son bir defa dönüp el sallamaya niyetlendiğinizde utanmamak, baş eğmemek.
HAZAR(Bir Nehir ki Ömrüm)
sonra fark ettim ki
su akıyor, rüzgar esiyor, yağmur yağıyor
herşey yine ve aynı şekilde oluyor..
öyle bir yere geldim ki
sıcak ve soğuk, aşk ve nefret, savaş ve barış
üşümek ve sonra ısınmak gibi..
gitsem ayrılık olur, kalsam çöl..
gidersem bende hasret olur ve belki beni sevenler de özler ama
anladım ki özlemden hiç kimse ölmüyor, ama ben ölüyorum..
nefes alıyorum, önemsiyorum ve gitmek istiyorum..
anladım ki hasret yeni bir aşk'a kadar sürüyor..
sevdiklerim ve beni sevenler,
bağışlayın su akıyor ve ben gidiyorum...
Bir nehir ki ömrüm
Taşır bin yıllık kavgasını
Yurtsuz aşklarımın
Bir nehir ki ömrüm
Yüreğim baş eğmez bir haylaz
Bir nehir ki ömrüm..
Buzun ateşe değdiği zaman
Terin toprağa
Gülün yaprağa
Işığın suya değdiği zaman
Dudaklarım gözlerinde
Aşkı içeceğiz..
Bir mavzer buğusunda loy
Gözlerim kıyısında
Hazarın büyüsünde
Soğan kırıp zafere
Aşkı içeceğiz.
MUNZUR
usulca akan bir suyun kıyısında
seni düşünüyorum
üşümüyorum.
sevgin yetiyor ve inancın
ki biliyorum sen geleceksin
gökkuşağından bir merdivenle göğe çıktım
bilmiyorsun
sen yoktun
düştüm
bir kıyıdan geçiyordun
akarsuydun
ve farkında değildin
kıyı bendim
her şeyine kapıldım
kendimi terk ettim
seni anlatmaya çalıştım
bütün aşklara sevgilere
güzelliğini sığdıramadım hiçbir şarkıya
anlamaktan vazgeçtim yalnızca sevdim
ve yemin ediyorum yoluna sereceğim bütün yıldızları...
İŞTE YİNE GİDİYORSUN
AK KÖPÜKLÜ DAĞLARINA
GEÇİT VERMEZ ZAP SUYUNA
SEVDAMIZIN DİYARINA
GİT NEFESİM, TOY RÜZGARIM
HOZATTA AÇAN ÇİÇEĞİM
AŞK DEDİĞİN ŞU MUNZURDAN
SEVDAMIZDAN SELAM GETİR
ne yoldaşlarım oldu
izleri gökkuşağı
yıldız tozları ömrümün gecemi aydınlatan
sevgileriyle doldum
sana sunuyorum...
ŞU DERSİMİN YARASINI
ZULÜM GEÇMEZ DÜŞLER SARAR
O DÜŞLERİN DİYARINA
KANAT AÇMIŞ YİĞİT SARAR
BİNİP YANIK EZGİSİNE
GÜL NEFESLİ BİR TÜRKÜNÜN
DORUKLARDA AĞIT YAKAN
DAĞ YÜREKLİ YİĞİT SARAN
seni bilgelerin sonsuz yürüyüşünde buldum
kaybedemem
yoldaşlarımın izleri ve senin her şeyindeki kutsallık adına
söz veriyorum
seni asla kırmayacağım
yoluna sereceğim bütün yıldızları
ŞU DAĞLARDA GEZER OLDUM
YOLUNA GÜL DİZER OLDUM
KİM UNUTMUŞ SEVDASINI
VARLIĞINDAN BEZER OLDUM