1980’lerin Ankara’sı benim için Kızılay, Ulus ve Rüzgarlı Sokak üçgeninde doyumsuz bir şehirdi. Kızılay’da kitapçılar, Mülkiye’nin bahçesi, Ast’ın olduğu tiyatro ve tabii ki Töb-der merkezinin bulunduğu Demirkapı’daki öğretmenlerin buluştuğu lokal… Bir de tabii Emek’teki Basın Yayı Yüksek Okulu vardı. Saat 13:00’de eğitim görevim bitince, Yenimahalle Yetiştirme Yudun’dan oraya da koşar […]

“Boyna onu düşünürdüm” diye devam eder Külebi. Şu sıra içimden sürekli bu iki dizeyi mırıldanıp duruyorum. Sanki ben yazmışım gibi. Bir zamanlar Halim Yazıcı’nın “Bir kent terkedilirken sigara yakılır beyler” dizesini benimmiş gibi gezdirdim durdum belleğimde. İyi şairlerin böyle bir özelliği var galiba. Ya da başka bir şekilde söyleyecek olursak, […]

Yaz ayları benim hayatımda, bireysel yönü ağır basan faaliyetlerle geçiyor. Yazmaktan çok okumak ve gezmek… Öğrencilikten kurtulamayışımdandır belki. Böylece öğrencilik yıllarımı önemsediğimi, özlemle andığımı söylemiş olayım. “Yazma Serüveni, Mezun Vermeyen Okul“ başlıklı yazıyla kast ettiğim biraz da buydu. Tatil günlerinde sadece okuyorum, okumaya daha fazla fırsat buluyorum. Gezmenin, bir anlamda […]

Geçtiğimiz hafta torun Ege İstanbul’dan gelince evde şenlik vardı. Hele sabahın yedisinde yatağa gelip” yola düşelim” deyip elimden tutup yürüyüşe çıkarması  başka bir güzellikti. Şimdi o Karadeniz’e anneannesi ile gitti ve ben gene yol’a koyulup bu kez akranlarla her sabah devam ediyorum. Tabii bir yanı ile spor yapıyoruz ama öbür yandan Oruç […]