AHMET SELİM TEYMUR’U ANIMSAMAK…

Kıyı dergisinin kurucularından Ahmet Selim Teymur’u yitireli otuz beş yıl olmuş. Onu, 3 Nisan 1985’te, henüz 62 yaşındayken toprağa vermiştik. 1984 yazındaki son görüşmemizde, Kuzey Haber gazetesinde yazıyordu. Köşeyazılarındaki değişmez sütun başlığı, “Dosta Mektuplar”dı. İlk olarak, benim yönettiğim Hâkimiyet gazetesinde, 1962 yılında başlamıştı bu yazıları yazmaya. O sıralar Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargıç olduğundan, yazılarında “Bir Dost” imzasını kullanırdı. Kıyı’nın çıkmadığı dönemlerde ise, derginin adının unutulmaması için, köşeyazılarını “Kıyı” başlığıyla yazmaya başlamıştı. Yalın bir dili vardı, Türkçe yazmaya özen gösterirdi. Ama kimi öz Türkçe sözcüklere pek sıcak bakmazdı. Bu yüzden zaman zaman ters düştüğümüz olurdu. Örneğin “yargıç” sözünü hiç sevmez, ille de “hâkim” denilmesini isterdi. Sözcüğün sonundaki “gıç” eki, nedense onda olumsuz çağrışımlar yapar, bunu “kutsal” mesleğinin adıyla bağdaştıramazdı!

Ahmet Selim Teymur
Ahmet Selim Teymur

Teymur, on parmağında on marifet olan bir insandı. Türk sanat müziğinden hat sanatına, fotoğrafçılıktan mücellitliğe, amatör tiyatroculuktan yazarlığa, güzel sanatların pek çok dalında at oynatırdı. Ben onun Trabzon’da çok başarılı bir “hat ve cilt sergisi” açtığını anımsıyorum. Sergide, “kûfi” ve “sülüs” harflerle yazılmış çeşitli levhalar vardı. Belki “hüsnühat” eğitiminden geçip ustalardan “icazetname” almamıştı ama sanat tutkunu Ahmet Selim Teymur, bu işin de inceliklerini çok iyi öğrenmişti. Kıyı’nın tabloid boyda çıkan ilk sayılarını süsleyen başlık logosu da Teymur’un “hattatlık” sanatındaki ustalığını gösteren başarılı bir örnektir.

Kıyı dergisinin Ahmet Selim Teymur tarafından yapılan logosu.
Kıyı dergisinin Ahmet Selim Teymur tarafından yapılan logosu.

Teymur’un Trabzon’da açtığı “cilt kursu”nu da unutmamak gerekir! Bu kursun ilk öğrencilerinden biri de bendim. Ağır Ceza Yargıcı Teymur, cilt için kullanacağımız özel tahtaları, cezaevinin marangoz atölyesinde topluca yaptırarak hem ucuza mal etmiş, hem de bizi büyük bir yükten kurtarmıştı. Benim gibi pek çok meraklı, onun Trabzon’daki uygulamalı derslerine katılarak cilt yapmayı öğrendi. Teymur’un, 1960’ların başında tasarımını yaptığı, vidalı, geçme çıtalı, dikiş ve baskılama düzenekleri olan o sevimli cilt tahtasını, değerli bir anı olarak hâlâ saklarım!
Duyarlı, incelikli, titiz bir insandı Ahmet Selim Teymur. Güzellik ve sevgi insanıydı…
Ölümünün 35. yılında onu özlemle anıyorum.

ATTİLA AŞUT