Antika

“Çocuklar antikadır.”
Novalis

Antikalar neden değerlidir, neden insanlar müsamerelerde birkaç eski püskü eşyaya milyonlar harcarlar? Mesela eski bir saatte olup da dijital bir saatte olmayan şey nedir? Belki de birçok insanın aklında antika denilince yalnızca “para eden eski eşya” tanımı beliriyor. Halbuki antikayı değerli kılan şey onun eski olması değil, antikayı paha biçilmez kılan şey içinde barındırdığı anılardır.

Cahit Sıtkı Tarancı, “Etraf Konuşurlarken” isimli şiirinde “Kulağın olsa da, duyabilsen! Masanın da bir türküsü vardır, sandalyenin de kendine göre”der. Evet, masanın da bir türküsü vardır, sandalyenin de bana göre. Onların da gözleri vardır bizler gibi, bulundukları döneme şahitlik ederler. Düşünün mesela Auschwitz kampını ziyarete gittiniz, cam mekanın ardında duran yığınla pabuç bizi neden bu kadar etkiliyor? Ağzı, dili olmayan bir çift pabuç bize ne çok şey anlatıyor, değil mi? Antikalar birer kılavuzdur bizlere, geçmişi günahları ve sevaplarıyla önümüze seren. Onlar yiten yıllardan geriye kalanlardır, aslında herkesin uğruna savaştığı geleceğin ta kendisidirler.

Çocuklar da böyledirler esasen, tıpkı antikalar gibi geleceğin ta kendisidirler. Geçmiş nesillerin geleceğiydik biz bugünün çocukları, şimdi kendi geleceğimizi inşa ediyoruz. İnsanlar öleceklerinin bilincinde yaşarlar, bu nedenle ömürleri boyunca arkalarında bırakabilecekleri bir ürün yaratmaya çalışırlar; geçmişten geleceğe bir miras olmaktan ziyade, bir şekilde yaşamaya devam etmenin bir yoludur bu kanaatimce ve bu miras geçmiş ve geleceği buluşturduğu için bu denli kıymetlidir.

Ağaçlarda yaşayan atalarımızın geleceğiydi mağaralar, gökdelenlerde yaşayan bizlerinse geçmişi; çocuklar da böyledirler ya işte dün de, bugün de, yarın da onlarındır. Çocuklar antikadır.

Bengüsu Ataoğlu

Bengüsu Ataoğlu (tüm yazıları)