ATATÜRK VE ŞİİR

‘’Efendiler…
Hepiniz mebus olabilirsiniz; hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz;  fakat sanatkâr
olamazsınız.’’

Mustafa Kemal, yeni Türk Devletinde sanatın her dalına önem vermiştir. O büyük insan, dehâ merdivenlerini teker teker tırmanırken bir Beethoven gibi duygulu, Koca Sinan gibi titiz, bir Michalengelo gibi usta, Dede Efendi gibi saygın, Mehmetçik gibi  kahraman , Einstein gibi bilge bir kimlik içindedir.
Gazi milli birliğin en önemli  öğesi  olarak kültürü kabul etmekte ve büyük bir önem vermektedir.  Onun için de kültürü açıklarken ‘’Kültür okumak, anlamak, görebildiğinden mana çıkarmak, intibah olmak (uyanmak), düşünmek,  zekâyı  terbiye etmektir.’’ demekteydi. Bir başka konuşmasında da kültür için ‘’Yine bu insan zekâsıdır ki, beklediğimiz neticeyi elde etmemiş olmakla beraber, bugünkü araştırmacı zekâları tatmin edecek ve tarihi aydınlatacak yeni  yöntemler  ve ilimler bulmuştur.

‘’Güzel sanatlarda muvaffakiyet, bütün inkılaplarda muvaffak olduğunun en kesin delilidir.’’

Mustafa Kemal  ATATÜRK, bütün inkılaplarda başarılı olunduğu taktirde, sanatta da başarılı olunacağına inanmaktaydı.

Atatürk’ ün  edebiyat  ve şiir konularına da büyük  ilgisi vardı. Bu konuda çalışma yapanları her zaman desteklemişti. 1922 Ocağında Vakit başyazarı Ahmet Emin (Yalman) ile yaptığı bir söyleşide Askerî Rüştiyede şiir ve edebiyatla uğraşmaya başladığını, kitabet hocasının şiirle uğraşmanın kendisini askerlikten uzaklaştırabileceğini  söylemesi   üzerine bundan vazgeçtiğini  ancak güzel  konuşmak ve yazmak konusunda çalışmalarına devam ettiğini, aralarında konuşmalar yapıp münazara ve münakaşa düzenlediklerini, Namık Kemal’in kitaplarını okuduklarını, ancak yasak olduğu için bunları gece yattıktan sonra okuyabildiklerini açıklamaktaydı. Mustafa  Kemal  nutuklarında, Tevfik Fikret’in mısralarını kullandığı da bilinmektedir. O, Namık Kemal  kadar, Tevfik Fikret’in de etkisi  altında bulunmaktaydı. Yahya Kemal‘ e (Beyatlı) de hayranlık duymaktaydı.  1930’ da Vasfı Rıza Zobu’ ya  ‘’Sanatkâr el öpmez, sanatkârın eli öpülür’’  diyerek, sanata ve sanatçıya ne çok önem verdiğini göstermiştir.
Mustafa Kemal, 1928 yılında, Ahmet Cevat Emre’ ye şairin tarifini şöyle yapmıştı:

‘’İnsanda bir takım ince, yüksek ve temiz duygular vardır. İşte bu ince, yüksek, derin ve temiz duyguları en ziyade duyabilen ve diğer insanlara duyurabilen şairdir.’’

Mustafa Kemal’in Sofya’ da iken  Fransızcadan  çevirip yazığı ve bir mektupta  Salih Bozok’a gönderdiği  iki kıtalık bir şiir ve O’nun için yazılan şiirlerle ölümsüzlüğünün 82.yılında saygıyla, sonsuz sevgiyle anıyoruz.

SERENAD

Hayat kısadır
Biraz hayal
Biraz aşk
Ve sonra Allaısmarladık.

(Sadi Borak- Milliyet Gazetesi: 13. Kasım 1983) (Öyküleriyle Atatürk’ün Özel Mektupları: s.41)

‘’…
Siz cümle şehitler, bugün
Hep birden ayağa kalkacaksınız
Siz, dervişan-ı  Rum’ un kardeş selvileri,
Lacivert gözlerinizle her sabah,
Mustafa Kemal’ e dostça bakacaksınız.
Siz, ince, narin kavaklar,
Levent endamına Mustafa Kemal’in
Dal dal türküler yakacaksınız
Siz mermerler ana südü gibi aksanız.
Siz yıldızlar her gece,
Anıtkabir’e yağacaksınız…’’

Arif Hikmet PAR
(Kartal Bakışlı Deha: Şiirler Gül Mat. İst. 1981)

***

‘’…
Körolayım yaradana kafa tutmadımsa
İsyan bayrağım yırtmadıysa gökleri
Uzat  ANITKABİR’ den usul usul
Öpeyim yufka ekmek gibi ellerini

Karanlık düştü bir güz sabahında gönlümüze
1938 yılının 10 Kasımında
Milyonların kaderini bıçakladım…’’

M. Sami AŞAR

***

ATATÜRK

Şimdi bir deniz varsa,
Pamuk tarlaları
Rüzgarlar altında…

Şimdi bir tren geçiyorsa ovalardan
Buğday sarısı güneşte
Bir kuş uçuyorsa…
Yaşamak seninle güzel,
Yaşamak bunun için büyük
Sevgili  Atatürk

Adnan ARDAĞI
(Atatürk  Şiirleri : Behçet Necatigil,  Sayfa: 205)

ATATÜRK’TEN SON MEKTUP

Siz beni hâlâ anlayamadınız,
Ve anlayamayacaksınız çağlarca da,
Hep tutturmuş “yıl 1919, Mayısın 19’u” diyorsunuz,
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övünüyorsunuz.

Mustafa Kemal’i anlamak bu değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Bırakın o altın yaprağı artık,
Bırakın rahat etsin anılarda şehitler,
Siz bana neler yaptınız ondan haber verin,
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin,

Mustafa Kemal’i anlamak yerinde saymak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Bana muştular getirin bir daha,
Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan;
Kuru söz değil iş istiyorum sizden anladınız mı,
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı,

Mustafa Kemal’i anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil

Hâlâ o acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
Hâlâ oturmuş 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz,
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın,
Uluslar, fethine çıkıyor uzak dünyaların.

Mustafa Kemal’i anlamak göz boyamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil

Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız,
Laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil,
Bilim ağartsın saçlarınızı, kitaplar,
Ancak böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar.

Mustafa Kemal’i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü
Görüyorum ki hâlâ aynı yerdesiniz hiç
ilerlememiş;
Birbirinize düşmüşsünüz halka eğilmek
dururken,
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız
gülen,

Mustafa Kemal’i anlamak işitmek değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla,
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla,
Bu vatan, bu canım vatan sizden çalışmak ister,
Paydos öğünmeye, paydos avunmaya, yeter,
yeter,

Mustafa Kemal’i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Halim Yağcıoğlu

****

MUSTAFA KEMAL SEVGİSİ

Kuşlar yükseliyorlar,
göğün ulu maviliklerine
yel yel, kanat kanat
Mustafa Kemal’in yücelen ruhuna
ulaşabilmek.
Ağaçlar yükseliyorlar,
koyaklarda, tepelerde, doruklarda
dal dal, yaprak yaprak
Mustafa Kemal’ in soluğunu duyabilmek
Sular yükseliyorlar,
bulut bulut mavilik denizinde
damla damla
Mustafa Kemal’in özgürlüğüne kavuşabilmek.
Toprak domur domur,
Eleniyorlar
Anadolu’ nun kutsanmışlığında
Mustafa Kemal’in ulu varlığını koruyabilmek.

ZEKİ BÜYÜKTANIR

ODAK  SEVGİ

Bizi iyi tanırsın sevince severiz ha
İçimizde titreşimler kanatlanır
Sana bir odak sevgim vardır ayrıca
Bilinçaltımda dirik bir sevgidir bu Atam
O büyük devriminde üç aşaman var ki
Sarsılırım anımsadıkça
Önce halkçılığın var ya şu halkçılığın
Kurtarışı halk gücüne dayayışın
Horlanmış halkı egemen sayışın
Kör inanca karşı eğitimi yayışın
Hele ‘’köylü efendimizdir’’ diye
Zincirleri kırışın yok mu?
Sonra yurtta dünyada barışa çırpınışın
‘’Türklerin düşmanı yoktur
Varsa bunlar
İnsanlığın düşmanıdır’’
O çelik haykırışın yok mu?
Bir de malda mülkte gözünün olmayışı
Bu yurtta alın teriyle kazandığını
Gene bu yurda verişin
Bir varmış bir yokmuş gibi
Ölüşün yok mu ?

Oğuz Kazım ATOK

***

ATATÜRK

Atatürk dedim iptida
Önümü ilikledim.

Nasıl söylerim öldüğünü
Atatürk’üm karşımda,
Yatmış uyumuş karlar üstüne
Kalpağı başında.

Nasıl söylerim öldüğünü
Çenesine uzanmış eli
Atatürk’üm çıkar Kocatepe’ye
Dalgın, düşünceli.

Nasıl söylerim öldüğünü
Elinde beyaz tebeşir
Geçmiş tahta başına
Atatürk’üm ders verir.

Nasıl söylerim öldüğünü
Başında yeni şapkası
Yola çıkmış yürümüş
Kalabalık arkasında

Nasıl söylerim öldüğünü nasıl
Bir ışık vurmuş yüzüne
Atatürk’üm bakıyor besbelli
Çekidüzen verelim üstümüze.

İlhan DEMİRASLAN

***

UYGUN  ADIM  AŞK

Hep içimizde!..
Büyüdükçe büyür sevgisi
benzersiz önderimiz ATATÜRK!
Hiçbir güç değiştiremez bu gerçeği
Bütün dünya bilir dersini
O’ nun gözlerinden almıştır rengini
Özgürlüğün soylu mavisi.

Ülkemin en umarsız günlerinde
ağır aksak olsa da umutlar
dağlardan aşar
güneşli sözleri.
yanmaz, yanılmaz
ufku delen düşünceleri

Gökyüzü açılır güzel günlere
”Yurtta barış, dünyada barış’’
düşlerine
yürekten sarılsan sarsılmaz
devrimlerimizle sonsuza değin
Türkiyemin  Laik Cumhuriyeti

Uygun adım aşk!

Gülşen ERSAN.

‘’Duyuyor musun seni yaşatıyoruz
Dost, düşman inanmakla…’’
F. Hüsnü DAĞLARCA

Derleyen: Gülşen ERSAN
Kaynaklar:

  • GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN HAYATIATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ
  • TELGRAFLARLA DEVRİM YARATAN ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
    Can Yayınları Cilt I-Cilt II
  • KIRIK TABLETLER
    Anadolu’ dan Türdeş Dizeler
    ZEKİ BÜYÜKTANIR (Can Yayınları Şubat 2020)
Güşen Ersan
Güşen Ersan (tüm yazıları)