AZER’İN TÜRKÜSÜNE GÖMÜN ONU

Attila Aşut Yazıları
Attila Aşut

Dün, sevgili ozanımız A. Adnan Azar’ın ölümünün 7. yıldönümü idi. Bana daha dün gibi geliyor. Ne zaman yedi yıl oldu, anlamadım! Geç tanıyıp erken yitirdiğim dostlardan biriydi. Onu bugün, ölümünün ardından BirGün gazetesinde yazdığım yazıyla anmak istedim.

   *

Ozandı, yazardı, sinemacıydı, yönetmendi… Uzun yıllar TRT’de çalışmış, nitelikli izlencelere imza atmıştı. Birikimli bir aydın, kişilikli bir devrimciydi. Çok yönlü bir sanat insanıydı… Tüm ozanlar gibi duyarlı ve kırılgandı…

Adnan Azar (Kapı 7 Buluşmaları'nın ilkinde şiir okurken-2013)
Adnan Azar (Kapı 7 Buluşmaları’nın ilkinde şiir okurken-2013)

Cumhuriyet gazetesinin “Ankara” ekinde yazıyordu. Ek, ani bir kararla kapanınca boşlukta bulmuştu kendini. Canı hayli sıkılmıştı bu duruma. BirGün’de yazmak istediğini söyledi bana. Sevinçle karşıladım ve isteğini o gün yetkili arkadaşlara ilettim. Gazetenin “Kültür-Sanat” sayfasında yazar yoğunluğu vardı, hemen yer açılamadı kendisine. Ama çok geçmeden BirGün Pazar’da “edebiyat yazıları” için sayfa ayırdılar. Coşkuyla başladı yazmaya. İşini çok ciddiye almıştı. Yazacağı sanatçı portreleri için araştırma yapıyor, kullanılacak görsel öğeleri bile kendisi seçiyordu. BirGün’de yazmak mutlu etmişti onu. Telefonda, “Ağabey, size çok teşekkür ediyorum. Bu gazete tam kafama göre. Editörüm Selçuk Özbek’le de iyi anlaşıyorum. Önerilerimi önemsiyor. Yazılarımdaki fotoğrafları titizlikle seçiyorum. Yazacağım arkadaşları önceden arıyor, hiçbir yerde yayımlanmamış, özgün fotoğraflarını istiyorum…” diye anlatıyordu…

Adnan Azar, Abdullah Nefes, Attila Aşut, Aytekin Çakmakçı (Mernuş Meyhanesi, Ocak 2014)

Bir de gizli tutkusu televizyonculuğu çok özlemişti. Nereden duymuşsa, BirGün’ün bir TV kurma hazırlığı içinde olduğunu, hemen aradı ve deneyimli bir televizyoncu olarak gazetenin bu girişimine her türlü katkıyı vermeye hazır olduğunu söyledi. Doğan Tılıç arkadaşımızla paylaştım bu güzel haberi. Doğan, kısa süre sonra arayıp bilgi verdi: “İlgili arkadaşlara ilettim haberi, çok sevindiler…”

Facebook’taki sayfasında, çoğu piyasada bulunmayan, eski baskılı kitapların kapaklarını ve içeriklerini paylaşıyordu. Herkesin geyik yapmayı yeğlediği “sosyal medya”da, o inatla kitaplardan, yazarlardan, ozanlardan, şiirlerden söz ediyor; paylaşımlarını “kültür” eksenli sürdürüyordu…

Aytekin Çakmakçı, Abdullah Nefes, Adnan Azar, Attila Aşut (26 Haziran 2013, Ankara NHKM)

* * *

İşler böyle güzel ve keyifli giderken, hiç hesapta olmayan ciddi bir sağlık sorunuyla karşılaştı. Uzun süren bir grip ve sonrasında kesilmeyen öksürük… Bu durumun nedeni araştırıldı, inceden inceye sağlık incelemeleri yapıldı ve bizim sapasağlam sandığımız adama “akciğer kanseri” tanısı kondu…

Sayrılarevine yatırıp hemen ameliyata aldılar. Sağ akciğeri çıkarıldı. Vücudun başka organlarına sıçramamıştı tümör. “Kaygılanmayın” dedi hekimler. “Tümörlü bölgeyi tümüyle temizledik.”  8 Ocak’ta taburcu oldu. Kendini iyi hissediyordu. Ama iki gün sonra aniden fenalaştı. Yeniden sayrılarevine götürülürken otomobilde koltuğa yığıldı. Kalbi durmuş, bilinci kapanmıştı. Yolda ambulans çağrıldı. Ancak İbn-i Sina’daki canlandırma çabaları sonuç vermedi. Dağ gibi arkadaşımız kaşla göz arasında kaydı gitti sevdiklerinin elinden… Ani ölümün nedeni, hekimlerce “akciğer embolisi”ne bağlandı…

Filiz Ak ve Adnan Azar'la Konutkent'te (27 Temmuz 2013)
Filiz Ak ve Adnan Azar’la Konutkent’te (27 Temmuz 2013)

Daha iki hafta önce yeni bir evliliğe adım atmış, sayrılarevinden izinli çıkıp nikâh masasına oturmuştu. Her zaman durgun olan iri gözlerinin içi gülüyor, eşi Dr. Filiz Ak’la çok mutlu olduğunu söylüyordu. Ne yazık ki kelebek ömrü kadar kısa sürdü birliktelikleri…

Ozanlar bilicidir. Öngörüleri sağlam, duyguları derin, duyargaları güçlü varlıklardır. Geleceği önceden sezme yetenekleri vardır. Öyle olmasa, bir kış günü otomobil içinde ölüme yakalanan Adnan Azar, şu dizeleri yıllar önce nasıl söyleyebilirdi:

“Bir kış günü bir taksi gelir ve geri gelmez ömrümüz“.

Sessiz, dingin ama omurgalı bir ozandı A. Adnan Azar. 58 yaşında, en verimli çağında yitirdik onu. Apansız gidişi şaşkına çevirdi hepimizi. Ölümüne alışmak kolay olmayacak…

Adnan Azar'la Yazıevi'nde (27 Temmuz 2013) (Fotoğraf-Aytekin Çakmakçı)
Adnan Azar’la Yazıevi’nde (27 Temmuz 2013) (Fotoğraf-Aytekin Çakmakçı)

Adnan Azar'la Yazıevi'nde (27 Temmuz 2013) (Fotoğraf-Aytekin Çakmakçı) (2)
Adnan Azar’la Yazıevi’nde (27 Temmuz 2013) (Fotoğraf-Aytekin Çakmakçı) (2)

* * *

Adnan Azar çeviriler de yapıyordu. Amerikalı ozan Maya Angelou’dan Filiz Ak’la birlikte çevirdiği şiirleri, 19 Aralık 2013 tarihli Cumhuriyet Kitapın “Şiir Atlası” sayfasında okumuştuk. Cevat Çapan’ın sunumuyla yayımlanan o şiirlerden biri, “Ders” adını taşıyordu. Şiirin son iki dizesi kendisi için söylenmiş gibiydi: “Yeniden ölürüm, / Seviyorum çünkü yaşamayı.”

Onun son yazısı, 5 Ocak 2014 tarihli BirGün Pazar’da “Mahmut Turgut” imzasıyla yayımlandı. Bu onun takma adı değildi; sayfadaki teknik bir yanlışlık sonucu böyle bir “yayın kazası” yaşanmıştı. Daha açık söylemek gerekirse, yazarın adı düşmüş, onun yerine fotoğrafçı arkadaşın adı yazılmıştı O yüzden de A. Adnan Azar, BirGün’deki son yazısında kendi imzasını görememişti…

Adnan o yazıda, 2005 yılında yitirdiğimiz, kendisi gibi Karadenizli bir ozanı, Azer Yaran’ı anlatmıştı hüzünlü bir dille: “Arkadaşlarımız öldü, boğuldu, öldürüldü, uzun intiharlarla yitti ve biz erkenden büyümek zorunda kaldık.”

Yazısının sonunu ise şöyle bağlamıştı: “Artık sıkı arkadaşlıklar evi olmayan Ankara şehrinin serin göklerinde binlerce gazel var bugün yine. Azer’in yakışıklı inadıyla hemhal ve hem her şeyin inadına.”

Ben de Azer Yaran’ın “Şaire Ağıt” şiiriyle bitireyim bu yazıyı ve de “Azer’in türküsüne” gömelim sevgili Adnan Azar’ı…

Cenazeden-1 (Cebeci Gömütlüğü, 12 Ocak 2014)
Cenazeden-1 (Cebeci Gömütlüğü, 12 Ocak 2014)

Adnan Azar'ın cenaze töreninde Filiz Ak'a başsağlığı diliyororum. Önde Remzi İnanç.
Adnan Azar’ın cenaze töreninde Filiz Ak’a başsağlığı diliyororum. Önde Remzi İnanç.

ŞAİRE AĞIT

şair ölmüş
            yas denizi ışıldıyor –
bir yaşam dizesine gömün onu
şair ölmüş – toprağa gazel düştü
bir güz türküsüne gömün onu

sözün örtüsüne bürüyün –
mana kurganlarına teni!
ağu ağacının dalına bürüyün
açışına bürüyün ulusal dilin
bir bilgi adasına gömün onu

şair ölmüş
bir su tümseğinin sönümüne
dört Türk denizine

 sulak çatlağı toprağa
                             ceviz gölgesine
bir yağmur damlasına gömün onu

şiirin doğduğu yere – kır masalına
– şiirsel yazının diviti su –
çimen kâğıdına gök masasına
bir kır masalına gömün onu

bin köy kitaplığına bürüyün
anayurdun ana’sına bürüyün
mananın gözesine bürüyün

göksel damda sesini kasırga basar
soluğunun humusunda Azer ölür
şair! ölümün üzre bir filiz sürmüş –
Azer’in türküsüne gömün onu

şiirin uzamına gömün
tanrılar zamanına gömün

(BirGün, 13 Ocak 2014)

 

ATTİLA AŞUT