ÇOCUK KALBİM CİN ALİ MÜZESİ’NDE

DEMET KURT GÜNGÖR
DEMET KURT 

Çocuk kalbim Cin Ali Müzesi’nde… “Affan Dede’ye para saydım,/Sattı bana çocukluğumu./Artık ne yaşım var, ne adım;/Bilmiyorum kim olduğumu.” (Cahit Sıtkı Tarancı)

Ankara, Tunalı Hilmi’deki Bülten sokakta ilerliyoruz. 32 numaralı bina sarı pencereleri ile dikkat çekiyor. Cin Ali Müzesi 2019 yılında, Cin Ali Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından açılmış. Çok hoş bir bahçesi, Cin Ali maceralarının duvarlarını süslediği bir çay salonu ve hediyelik eşya dükkânı var girişte. İçeri girer girmez zamanın kollarında sallanmaya başlıyoruz. İçimizde tatlı bir heyecan. Birkaç kuşağın ortak noktası olan bu kitap serisinde gezintiye çıkacağız. Müze görevlisinin eşliğinde merdivenleri çıkıp, o anılarla dolu dünyaya adım atıyoruz. Rasim Kaygusuz hayat hikayesinin anlatımından sonra 10 kitaplık seride yolculuk başlıyor. Cin Ali karakterinin yaratıcısı Rasim Kaygusuz, Hasanoğlan Köy Enstitüsü mezunuymuş. Öğretmen olarak döndüğü köyünde marangozluğu, tarımı, bahçeciliği kısacası bildiği her şeyi öğretmeye çalışmış köylüye. 27 yıllık öğretmenlik hayatının 17 yılını birinci sınıf öğretmeni olarak geçirmiş. Rasim öğretmen çocuklara okumayı daha kolay öğretmek için çeşitli yöntemler denemiş. Sonunda 1969 yılında Cin Ali’yle birlikte Oyunla Okuma Öğretimi adını verdiği bir yöntem geliştirmiş. İlk adımlarla canlanan anılarıma dalıyorum.

İlkokula Adana’nın bir kasabasında başladım. Sonrasında babamın işi nedeniyle her sınıfı ayrı bir okulda okudum. Cin Ali Müzesi’nin kapısından girince birinci sınıfa dair tüm anılar geldi, kuruldu göğsümün ortasına. Veli öğretmenim, Cin Ali kitaplarım, okul yolundaki bisiklet maceralarım. Babamın işyerindeki hizmetli beni her gün bisikletle alır, bir köprü üzerinden geçer ve okula bırakırdı. Okul çıkışı da aynı şekilde bisikletle gelir ve lojmana getirirdi. Cin Ali’ye hayrandım. Hele o kırmızı şapkayı pek severdim. Veli öğretmen bahçede yaramazlık yapan çocukları şarkı söyleyerek uyarırdı. Öğretmenimin yüzünü pek hatırlamıyorum ama sesi hala kulaklarımda. Teneffüste bahçede bir kenara otururdum. Pek arkadaşım yoktu sanırım. Epey erken başlamıştım ilkokula. Cin Ali’yi ve Suna’yı hayal ederdim. Bahçede onların oynamasını seyreder, derse girince de sayfalar arasındaki maceralarını izlerdim. Bir de ah o fişler… Akşamları babam sabırla ders çalıştırırdı beni. Sobanın üzerindeki çayın buğusu hece fişlerine karışır uykum gelirdi. Şimdi büyük bir özlemle anımsıyorum tüm bunları.

Cin Ali kitapları, Rasim Kaygusuz’un daha önce tasarlayıp hazırladığı Çözümlü Alfabe, Oyunla Okuma Öğretimi, Resimli ve Hareketli Fişler, Çarpma ve Sayma Öğretimi gibi çalışmalarını tamamlayan çok başarılı bir seri haline gelmiş. 1970 yılında Ankara’ya gelen Medrano Sirki’ndeki fil de “Cin Ali ve Berber Fil” kitabında yer alıyor. Yaşamdan kesitlerle dolu olan  Cin Ali’nin ilk kitabı basit öykülerle, iki üç harflik sözcük ve kısa hecelerle başlıyor. Kolaydan zora giden bir seri ile okumak kolaylaşıyor. Kitaplar siyah beyaz ama okumayı sökmenin ödülü olarak son kitap renkli hazırlanmış. Müzede bir de “sınıf” bölümü var. Tahta sıralar, kara tahta, kara önlükler… Fişler, oyunlar derken Cin Ali’nin günümüze taşınan proje kısmına geliyoruz. Projenin adı Cin Ali Altı Noktada. Braille baskı ile Cin Ali kitapları hazırlanmış, kitapta kabartma resimler de var. Çocuklar dokunarak görebiliyorlar. Türkiye’de görme engelliler için yapılan 17 okula bu kitaplar ulaştırılmış. Hazırlanan animasyon Cin Ali filmleri çok eğlenceli. Bir de özenle oluşturulan koleksiyonlardan oluşan aktif kütüphane var müzede.

Zaman ve mekanda yolculuk yaptık iki saat boyunca. Tabii müzeyi gezerken yanınızda anıları keyifle paylaşabilecek bir arkadaşınızın olması alınan hazzı arttırıyor. Geçmiş ve bugünün arasındaki bağı anımsatan bu müzeden, okul bahçesinde birlikte oynadığım çocukluk arkadaşım Cin Ali’ye veda ederek çıkıyorum.

Demet Kurt