Dizi Dizi Diziler

Televizyon denince akla gelen sadece diziler…  Normal diziler, dizi dedikodular, dizi pop haberler, dizi yarışmalar ve dizi komediler…

Adı dizi olunca artık sadece dizi dizi dizilen, aynı kalıptan çıkmış, birbirinin devamı, biri ötekinin kopyası, diğeri o birinin aynısı ticari ürünler akla geliyor… İçerde bitiyor, Dışarda başlıyor, Ezel bitiyor Tezel başlıyor… Miroğlu Yetmiyorsa Piroğlu var sonradan Vadi geliyor, Vadinin soluğu kesilince Suskunlar başlıyor… Suçsuzlar, Korkusuzlar, Boşluklar, Çukurlar, Uzaklar ve Tuzaklar birbirini izliyor… Aşk var, komedi var, dram var, derin devlet var, çeteler var, mafyalar var, yakın tarih var, eski tarih var da var…

Televizyon dizilerinin geçirdiği evrime bakılırsa konu aynı, manzara aynı, maksat aynı… Sanat için sanat mı yoksa toplum için sanat mı sorunsalı bu semte hiç uğramıyor. Ortada sanat yok sonuçta… Büyük bir sektör var, dizi yıldızları var, dizilerde üç beş kuruştan başlayan bölüm başı ücretler… Yıldızların kaprisleri var, aldıkları dudak uçuklatıcı ücretleri var, göz kamaştırıcı şöhretleri var…

Galiba hayatı dinamik yanından uzaklaştırmak için bir yapılanma var. Statik, kısır döngü içinde debelenen ve teknolojiyi arkasına alıp parladıkça parlayan, her parlayışında biraz daha sönen bir politikanın lojistiği aslında…

Her Akşama Bir dizi

Günümüz insanı, haftanın her akşamı bir dizi tarafından işgal edilmiş insanıdır artık. Yerli diziler yetmiyorsa yabancıları hazırdır. Gündüz kuşağı dizileri, tekrar bölüm dizileri, eski diziler, sinema filmlerinin dizi versiyonları, edebiyat yapıtlarının linç hali olan diziler ve diziler diziler…

Ülkemizde televizyon artık entelektüel çevreden giderek koparılıyor. Dizler tarafından yapılıyor bu. Sadece bilinen TV dizileri değil bunu yapan… Birbirini tekrar eden her televizyon işi aslında dizi. Bir zamanlar Yalan Rüzgarı adlı bir dizi vardı, yüklenirdik o diziye. Her yalanda, her talanda Yalan Rüzgarı dizisini örnek verirdik. Şimdi buna gerek kalmadı. Sadece televizyon dizisi benzetmesi yetiyor… Bu durumu çok önceden fark eden entelektüel çevrenin suskunluğu ise aynı zamanda küskünlüğüne dönüşüyor. Oysa ki gerçek sanat ve edebiyat için teknolojideki baş döndürücü gelişmenin kendisi asla sorun değil. Tam tersine teknoloji, yazarın veya ressamın üretim sürecini kolaylaştıran sayısız nesneye sahip…

Her gün biraz daha geç kalıyoruz. Edebiyat ve Sanat için çanlar çalmaya başladığında yaşamın kendisi de tehdit altında kalacaktır. Dileyelim ki bu uzun uykuyu bölen bir enerji açığa çıkar ve insanlık kendi kültürüne, emeğine ve bilincine sahip çıkar.

Beğenebilirsin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir