Eskişehirde Söylenen Türküler

Giriş
Kültür, bir insan topluluğunu  “Millet” yapan en önemli öğedir.  Kültürel değerlere sahip çıkmak, yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak ise, vazgeçilemez bir gerekliliktir.

Kültür ana başlığından aşağılara inildiğinde karşılaşılacak olan, halk kültürü ve onun ürünlerinden olan  “Türkü” kavramına da bu bilinçle yaklaşılması gerekmektedir.

Türkü Kavramı
Türkü, anonim Türk halk edebiyatında ezgiyle söylenen bir nazım biçimi ve türüdür. Ez-gisiyle diğer türlerden ayrılır, mani ve koşma nazım şekliyle söylenen şiir, türkü ezgisiyle söylenirse türkü olur (Artun, 2011: 172’den Kudret, 1980: 295).

Türkü kelimesinin nereden geldiğiyle ilgili çeşitli görüşler bulunmaktadır. Bunlardan en önde geleni Türk kelimesine “ î ” nispet eki eklenerek ”türkî” elde edilmiş, bu kelime zamanla Türkçenin ses uyumuyla “türkü” şeklini almıştır. (Artun, 2011: 172’den Kırzıoğlu, 1962:658; Onay, 1928:33; Köprülü, 1966:210) Batı Türkçesinde yeni bir türkü oluşturma anlamına gelen “türkü yakmak” deyimi kullanılmaktadır (Artun, 2011: 172’den Elçin, 1981: 189).

Türküleri şekil, yapı ve ezgi yönünden sınırlamak zordur; çünkü çok değişik biçimde, ya-pıda ve ezgide türkü vardır. Ezgisi, ölçüsü ve nazı şekli ne olursa olsun türkü terimi 15’nci yüzyıldan bu yana kullanılmaktadır. (Artun, 2011: 172’den Dizdaroğlu, 1969:103).

15’nci yüzyıl Çağatay şairlerinden Ali Şir Nevai, Mizanü’l Evzan adlı eserinde türküden söz etmektedir. 15’nci yüzyılın ilk yarılarına yaşayan Babur Şah ise, Sultan Hüseyin Baykara zamanında, türkülerin söylendiğini kaydetmektedir. (Artun, 2011: 172’den Öztürk, 1986:367).

Türküler şekil yönünden kıtalar biçiminde, duraklı veya duraksız, 7–15 heceli kalıplarla yazılmıştır. Türkülerde kıtalar yapı bakımından iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm türkülerin asıl sözlerinin bulunduğu bent adı verilen bölümdür. İkinci bölüm ise bendin so-nunda tekrarlanan “nakarak”tır. (Artun, 2011: 173’den Albayrak, 2009:142–159).

Halkın malı olan türküler sevilen, beğenilen, ağızdan ağıza dolaşan kültür ürünleri olduk-ları içinde yayılmaları doğaldır. Eskiden şimdiki gibi yayma araçları olmadığından türkülerin yayılması çok ağır fakat sürekli olmuştur. Ticaret kervanları, gezgin âşıklar, askerler, savaşlar, göçerler türkülerin taşınmasını sağlar. Son yıllarda teknolojik gelişmeler yayılmayı hızlan-dırmıştır. Türkülerin hız bir bizimde yayılmasının olumsuz bir yönü de vardır. Türküler halkın malı olup olgunlaşmadan donmuş, kalıplaşmış olarak taşınırlar. Yayılma sırasında türkülerin sözlerinde ve ezgilerinde bazı değişiklikler olur. Türkülerin bu derecede çeşitlenmesinin asın nedeni kişilerin yetenekleridir. (Artun, 2011: 174’den Kaya, 1999: 13).

Türkülerde değişme hem sözde hem de ezgide olabilir. Sözler değişik ezgilerle söylendiği gibi, ezgiye de değişik sözler monte edilebilir. Bundan dolayı aynı türkünün çeşitlemelerini farklı yörelerde görmek mümkündür. Başlangıçta bir yiğitlik türküsü hatta ağıt olan türkülerin ezgisi oyun havasına yatkınsa sonradan oyun havası olduğu da görülür (Artun, 2011: 174’den Albayrak, 1998, C.8: 448).

Türkülerin ortaya çıkışları incelendiğinde toplumu ilgilendiren konular, ezginin dokunaklı oluşu, sanat yapısının yüksek oluşu gibi etkenlerin türkülerin ömürlerini uzattığı ortaya çık-maktadır. Türküler, hiçbir zaman ilk çıkışlarındaki gibi varlıklarını koruyamazlar. Bu durum sadece sözlerde değil, ezgilerde de görülür. (Artun, 2011: 177)

Türkülerde halkın sanat gücünü, milli konuları, sosyal hayattan izleri görmek mümkündür. Türküye konu olan olayı değerlendirebilmek için türkünün hikâyesi de bilmek gerekmektedir. Gurbet teminin işlenen konuların başında geldiği türkülerde evinden, yöresinden ayrılan kişi-nin duygularının yansıtıldığı gurbet türkülerinde bazen kadının bazen de erkeğin duygularının öne çıktığı görülmektedir.

Türküler, kadının kendi dünyasını ve kadınla ilgili düşünceleri de barındırır. Kadının gün-lük yaşamdaki etkisini, olaylar karşısındaki duygularını, özlemlerini, isteklerini, düşlerini tür-külerde bulabiliriz. Türkülerde konular büyük çoğunlukla kadın üzerine kurulur. Kadın, türkü yakıcı kimliği ile söylediği türkülerde daha çok kendi iç dünyasını ve görüşlerini vurgu-lamıştır. Aşk ve sevda türkülerinde daha çok sosyal sorunlar irdelenir, özel duygular yalın ve gerçekçi bir sıcaklıkla anlatılır.

Folklor ürünleri olarak işlenen türküler, insanımızın yaşama biçimini yansıtır. Halk edebi-yatı ile halk musikisi en çok türkülerde bir araya gelir. Çünkü insanımız sevdasın, sevgisini, sevincini, tasasını, yiğitliğini, hüznünü, kederini, umutlarını, kısacası hayatın büyük bir bölü-münü türkülerle dile getirmiştir. Türküler insanoğlunun başına gelen olayları, bunun toplum içindeki iz ve akislerini, aşk, hasret, gurbet gibi insanların ortak duygularını, mertlik ve kah-ramanlık gibi milli karakteri ve tarihi olayları konu alan ve sade bir dille meydana getirilen kültür hazinesidir (Artun, 2011: 178)

Türküler ezgilerine, konularına ve yapılarına göre sınıflandırılır. Ezgilerine göre iki, yapı-larına göre de beş ana bölüme ayrılır.

Konularına göre ise sınıflandırmalarda ise araştırmacılar arasında farklı sınıflandırmalar yapıldığı görülür (Artun, 2011: 179 dan Dizdaroğlu, 1968:109; Boratav, 1988:152). Türküleri 1. Lirik 2. Taşlamalı-takılmalı 3.Olay, tören ve merasim 4.Tören ve mevsim 5.İş ve meslek 6.Doğa konulu 7.Öğütlemeli ve 8.Oyun türküleri olarak sınıflandırmak mümkündür (Artun, 2011: 179).
Eskişehir
Eskişehir, İç Anadolu bölgesinin kuzeybatısında yer alır. Tarihin her döneminde, önemli bir ticari, ekonomik ve stratejik noktada olmuştur. Geniş ve verimli ovaları, Anadolu’yu batı doğu ve kuzey güney doğrultularında kesen doğal yolların Eskişehir’de buluşması, bu yolların askeri ve ticari önemi, bölgenin hep göç almasının ve savaşların sahnesi olmasının temel ne-denleri arasındadır. (Yurt Ans.1982)

19’ncu yüzyıl ortalarına kadar şehir merkezinde yerli halk ile köylerden göç edenler ya-şarken, 1877–1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra Kırım ve Kafkasya bölgesinden, 1911–1912 Balkan Savaşından itibaren de Rumeli bölgesinden göç eden Türklerin yerleştirilmesiyle beraber Eskişehir kalabalıklaşmıştır.

Eskişehir’de iç göç diğer illere göre çok fazladır. İlçelerde ve köylerde fazla nüfus yoğun-luğu yoktur. Şehir merkezindeki sanayi tesislerinin çokluğu yöre insanını şehir merkezine göç ettirir.

Eskişehir Yöresi Türküleri
 Bu çalışma için Eskişehir yöresine ait türkülerin tespitinde Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) Türk Halk Müziği repertuarı ile yazılı kaynaklar esas alındı. Bunun sonucun-da 243 türkü tespit edildi.

İncelenen bu (243) türkünün; (88) Lirik türkü,  (4) Olay türkü, (87) Tören ve mevsim tür-küsü, (3) İş ve meslek türküsü, (9) Doğayı konu alan türkü, (9) Öğütlemeli türkü ve (43) Oyun türküsü olarak dağılırken Taşlamalı-takılmalı türkü olmadığı görüldü.

Yüzdelik dilimler halinde dağılımları; %36,21 Lirik türkü, %35,80 Tören ve mevsim türküsü, %17,70 Oyun türküsü, %3,70 Doğayı konu alan türküsü, yine %3,70 Öğütlemeli türkü, %1,65 Olay türküsü ve %1,23 İş ve meslek türküsü olarak sıralanmaktadırlar.

Bu çalışmada Eskişehir yöresi türkülerinin Lirik, Tören ve Mevsim ile Oyun türküleri sınıflandırmasında yoğunluk kazandığını ortaya koyuyor.

Bundan da yöre insanının acılarını, dertlerini, sevinçlerini, umut duygularını, hayallerini, aşklarını, sevdalarını, özlemlerini, itikatlarını ve mezhep ritüellerini, önceliklerini, günlük yaşamlarını türkülerinde daha fazla konu ettikleri anlaşılıyor.

Gurbet türkülerinin sıralamadaki yeri beşinci sırada görülüyor. Ayrıca sözleri incelendi-ğinde de gurbete çıkışın ekonomik sebeplerle değil de askerlik ya da evlenmelerle çıkışın so-nucu ortaya çıkan özlem ve hasretin anlatıldığı dikkati çekiyor. Bunun da Eskişehir yöresin-deki tarım ve sanayi işkollarının çokluğu nedeniyle ekonomik nedenlerle dışarıya göç olma-ması gerçeğinin bir sonucu olduğu değerlendirmesinin yapılmasına neden oluyor.

Tören ve mevsim türküleri sınıfındaki kına, düğün, esvap giydirme, tören türküleri, baş övme, duvak, gelin alma, uğurlama türkülerinin aynı zamanda İş ve meslek türküleri sınıfında da değerlendirilebilecek köy kadınlarının imece usulü yaptıkları çapa, ürün devşirme, bulgur dövme, makarna kesme gibi işlerde de birlikte söylendiği bilinir.

Ağıtların ölenin ağzından yakıldığı yine türkü sözleri incelendiğinde ortaya çıkan bir baş-ka husustur.

Farkı coğrafyalardan ve kültürlerden göç ederek yörede bir asırdan fazla birlikte yaşayan-lardan Kırım ve Rumeli muhacirlerinin yöre türkü dağarcığına kendi dillerinde yakılmış tür-küleri de kattıkları ortadadır

Yöre türkülerinden bir kaçının ortaya çıkış hikâyeleri anlatılmakta ise de genelde ne za-man ve kim tarafından yakıldığı bilinmiyor.

Eskişehir yöresinde âşık sayısının Erzurum, Kars, Ağrı, Sivas vb. yörelerde olduğu gibi sayılarının çok olmaması nedeniyle öğütlemeli türkü (genellikle âşıkların söylediği) sayısının da buna paralel olarak daha az olduğu dikkati çekiyor.

Yöre türkülerinden TRT repertuarına girmeyenlerin birçoğunun köy ve kasabalarda bir olay üzerine yakılan türküler olmaları nedeniyle yayılma güçlerinin az olduğu, geniş kitlelerin ilgisini çekemedikleri, dar çevrede kalıp ömürlerinin kısa olduğu, unutulmaya yüz tuttuğu yine bir başka tespittir.

Türkülerin sınıflandırılması ve karşılaştırılmasında ortaya çıkan en önemli özelliklerden birinin de yöre türkülerinden bazılarının başka yörelerde söylenen ve repertuara giren türkü-lerle ya aynı sözleri taşımaları ya da dizelerinin değişikliğe uğramaları veya adı aynı olduğu halde sözlerinin farklı olmasıdır.

Bazı oyun türkülerinin başlangıçta ağıt ya da gurbet türküsü sınıfında değerlendirilebile-cek tarzda yakıldığı anlaşılırken bunların zamanla oyun türkülerine dönüştüğü görülüyor.

Sonuç

Eskişehir yöresi örneğinde türkülerin konularına göre sınıflandırılması gösteriyor ki türkü-lerin yakılma sebepleri yörenin tarihi, kültürel, ekonomik ve coğrafi şartlarının yörede yaşa-yanları etkilemesinin sonucudur.

Türkülerin bu şartlarda yaşayan yöre insanının sosyal hayatı, duyguları, olaylara yaklaşımı ve dini inançlarını dışa vurmada en önemli halk kültürü ürünlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ergün VEREN

Eski Yeni Dergisi, Ekim 2011, Yıl 3, Sayı 32, S:31;33 yayımlandı

Kaynaklar

1) Albayrak Nurettin (2004), Ansiklopedik Halk Edebiyatı Terimler Sözlüğü, L&M Yayınları, İstanbul
2) Albayrak Nurettin (2009), Türk Halk Şiirinde Biçim ve Tür Sorunu, Motif Akademi Halk Bilgisi Dergisi, İstanbul
3) Arsunar Ferruh (1965), Türk Anadolu Halk Türküleri, Halkevleri Genel Merkezi Yayınları No 2, Ankara
4) Artun Erman (2011), Türk Halk Edebiyatına Giriş, Karaman Kitabevi, İstanbul
5) Boratav Pertev Naili –  Özdemir Fuat (1986) Anadolu Türküleri, İş Bankası Yayınları, Ankara
6) Dilçin Cem (1983), Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, TDK Yayınları, Ankara
7) Dizdaroğlu Hikmet (1966), Halk Şiirinde Türler, Türk Dili Halk Edebiyatı Özel Sayısı, Ankara
8) Dizdaroğlu Hikmet (1968), Halk Şiirinde Türler, Ankara
9) Elçin Şükrü (1981), Halk Edebiyatına Giriş, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara
10) Kaya Doğan (1999), Anonim Halk Şiiri, Akçağ Yayınları, Ankara
11) Kırmızı Yılmaz – Balcı Ahmet (2004), Eskişehir Türkülerimiz–1, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Yayınla-rı, Eskişehir
12) Kırzıoğlu Fahrettin (1962), Halk Edebiyatı Deyimlerimiz, Türk Dili, S: 128, Ankara
13) Kızılok Ahmet (1995), Eskişehir Yöresi Türkü Derlemeleri, Eskişehir Halk Eğitim Merkezi Yayınları, Eski-şehir
14) Köprülü Fuat (1962), Edebiyat Araştırmaları, TTK Yayınları, Ankara
15) Kudret Cevdet (1980) , Örneklerle Edebiyat Bilgileri, İnkilap ve Aka Basımevi, İstanbul
16) Onay Ahmet Talat (1928), Halk Şiirinde Şekil ve Nevi, İstanbul
17) Öztürk Ali (1986), Türk Anonim Edebiyatı, Bayrak Yayınları, İstanbul
18) TRT (2011) , Türk Halk Müziği Repertuar Kitabı, Ankara
19) Turfan Selahattin (19..?) Eskişehir Folkloru,
20) Uludemir Muammer (1968), Eskişehir Folkloru: Müzik Derlemeleri I, Eskişehir Halk Eğitim Merkezi ve Eskişehir Folklor Cemiyeti Yayınları 1, Tam-İş Matbaası, Eskişehir
21) Uludemir Muammer (1970), Türküler I (Eskişehir Bölgesi), Milli Folklor Enstitüsü Yayınları 4, Ankara
22) Uludemir Muammer (1995), Eskişehir Semahları, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara
23) Yalman Ali Rıza (1993), Cenupta Türkmen Oymakları, İstanbul
24) YURT ANS. (1982), Yurt Ansiklopedisi, Eskişehir, C: 4Anadolu Yayıncılık, İstanbul
25) Zengin Aleattin (1986), Eskişehir Halk Oyunları ve Giysileri, Eskişehir

Sizin İçin Seçtiklerimiz

Yazar Hakkında: Sombahar

%d blogcu bunu beğendi: