Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı Kaybettik!

 Bir cümle daha sıradan: “Ünlü şair Fazıl Hüsnü Dağlarca İstanbul’da hayatını kaybetti.” Sıradan, tozlu raflardan indirilmiş bir kaç sözcük yığını daha… Unuttuğumuzun resmi olan semboller! Anlaşılması zor bir duymazlığın kırıntılarının medyadaki ses boşlukları..

 Marmara Üniversitesi Hastanesi’ndeki tedavi görüyordu…  94 yaşındaydı.

 Dağlarca’nın saat 16.50 itibariyle vefat ettiğini söylediklerinde, Edebiyatımız ulu bir çınarını daha yitirmenin boşluğunu yaşamaya başlayacaktı..

Fazıl Hüsnü Dağlarca Kimdir?

Dağlarca, 26 Ağustos 1914 tarihinde İstanbul’da doğdu. İlk öğrenimini Konya, Kayseri, Adana ve Kozan’da tamamlası.  Orta öğrenimini ise Tarsus ve Adana’daki ortaokullardan sonra girdiği Kuleli Askeri Lisesi’nde tamamladı.

1935 yılında piyade subayı olarak doğu ve orta Anadolu’nun, Trakya’nın pek çok yerini dolaştı.  Dağlarca, ordudaki hizmeti 15 yılı doldurunca ön yüzbaşı rütbesiyle 1950’de askerlikten ayrıldı.

1952-1960 yılları arasında iş müfettişi olarak İstanbul’da çalışan Dağlarca, buradan ayrıldıktan sonra İstanbul Aksaray’da kitabevini açtı ve yayımcılığa başladı.

4 yıl “Türkçe” isimli aylık dergiyi çıkaran ve ilk yazısı 1927’de Yeni Adana Gazetesi’nde yayımlanan bir hikaye olan Dağlarca, İstanbul Dergisi’nde 1933’te çıkan “Yavaşlayan Ömür” adlı şiiriyle adını duyurmaya başladı.

Varlık, Kültür Haftası, Yücel, Aile, İnkılapçı Gençlik, Yeditepe ve Türk Dili dergilerinde şiirleri yayımlanan Dağlarca, 1967’de ABD’deki Milletlerarası Şiir Forumu tarafından “En iyi Türk Şairi” seçildi.

Toplumculuğunun temelinde insana ve insan hayatına saygı yatan Dağlarca, çok yazan ve üreten bir şair kimliğiyle, bağımsız kalarak hiçbir şairden etkilenmemiş, hiçbir akımın etkisinde kalmayarak şiirlerini yazmıştı.

Sizin İçin Seçtiklerimiz

%d blogcu bunu beğendi: