Kırmızı Gül

kırmızı gül

Dr. Muharrem Yılmaz’ın şiirinde; Halk şiiri ile günümüz şiirinin bir uyumlu etkileşimi var. Sıcak ve ne söylediğini bilme sorununu aşmış şiirler yazıyor. Dr. Muharrem Yılmaz’ın şiirlerini yazımızın ekinde bulacaksınız. Sitemizde bundan sonra “Yeni Şiirler” katagorisi atında şairlerimizin yeni yazmış oldukları şiirlere yer verceğiz.

kırmızı gül

dam üstünde doğmuşuz,
çul serer türküleriyle büyümüşüz,
suyumuz kuzukulaktan,
sütümüz kengerden
ilacımız söğütten…
madımak boranı olmuş:
sabah-öğlen-akşam,

ışıklı olmak için
minicik satılan kuzulara üzülmüşüz;
sessiz-sınırsız-sonsuz bir boşluğa düşer gibi,

ve aşklarımız:
uzak-ulaşılmaz,
hiç dokunmadan ölen,
gülümsetir bir anlam bırakan
aşklarımız;
içimize çizmişiz;
manzara-kuzu-aşk resimlerini:
platonik dünya
öteki olamaz,

Ankara’nın taşlı yollarına düşmüşüz
yetmiş beş lira çoook para harçlık,
ama adam olacağız adam
okula devam,
kaçmak yok,
sakınnnn…

anlamları anlayamazdın be delikanlı,
ayrılıklar sana göre değil,
sen türkülerini söyle resim öğretmenine;
çünkü söyleten kırmızı gül sevdası:
güçlü-natür ve yanık!

İstanbul’un taşı toprağı altın;
yolda elli kuruş bulursan
asıl bu altın!
ah istanbul
sabah altı otuza kadarsın
sonra koca bir gürültü!

söğüt olmak
ya da aspirin olmak
ardıç olmak
çınar olmak….
“orman gibi kardeşcesine yaşamak”
bu bizim özlememizdi.

pantolonun yok giymeye,
aşk senin neyine;
diyemezdik,
terimiz ilaç olamasa da…
ki olsun istiyorduk!

eylül bir-iki-üç
kırmızıgül kokusu hava da,
dört eylül başka olur sivas’ta.

kendine yaşamak olmaz,
üzülmek boş,
arlanmak yok hele,
aşk senin neyine demek
hiç mi hiç yok;
yanlızlık düşse de payına…

hava da kırmızıgül kokusu var;
henüz yaprağına dokunmadığın…
idesi sende olan!

ay dolanır dağı taşı
bu yaş kırmızıgül yaşı;
çıkagelir ilkyazın bir akşamında;
candır-dostdur-,sevgilidir:
işte kırmızıgül bu…

ah sırtımızda ki,
dilimizdeki,
gönlümüzdeki kırmızıgül;
ütopik sevgili;
senden sevgili olmaz
demişşem,
sende kalmaz tamahım
demedim,
sonra onulmaz yarelerim olmaz
hiç demedim,

ah kırmıgül;
bir başka rengi,
ne düşledim,
ne istedim,
ne de özledim.
bu yük benim yüküm,
sana ne,doğru ya;
iki oğlun var bende;
yakında konuşacaklar:
aaaaaannnnnnnnneeeeeeeeeeeee;
sakın duyma……..!

21/05/2009
dr.Muharrem Yılmaz

ZOR OLMAK

zora binmiş atlı gibiydin,
buz üstünde dörtnala

yürüdük seninle
canımın dört köşesi.
yürüdük,

ağladık,
timsah gözyaşı dedin,
yine ağladık.
gül verdik henüz yeni açmış
yaprağını kopardın birer birer,
su bile vermedin,
tuzun bile kuru değildi
canımın dört köşesi.

ne ana kuzusu olmanı istedik
ne de süt çocuğu,
ılık süt verdik
döktün canımın dört köşesi.

nüvesi tamamlanmış
stoplazması yapım aşamasında
duvarı olmayan hücre gibisin
canımın dört köşesi.
oysa kanserli değildin

hiç üzülmedin mi
koparırken
dökerken,
hiç kırılmadın mı
kırılan aynada kendine bakarken?

yürüdük yanında,
yürüdük,
yürüdük
inadına,
muradına
ve isyanına
diyar diyar
dayandık
canımın dört köşesi.

sonra
uyandın muz bahçesinde,
şeker yapar fazla yeme
canımın dört köşesi.

öğrendin
sütü ılık içmeyi
protein kaybından ötürü,
dahası çiğ köftenin çiğliğini
öğrendin
emeğin tek taştan öte olduğunu,
anladın tazeyi
çileği dalında yerken
canımın dört köşesi.

Anladın
Bir gün mutlaka olacak
gün akşam olsa da
dep delisin
canımın baş köşesi.
dep deli

Selam olsun sana
ve gerçeğe,
gerçek sana
selam olsun!..

23/05/2009
dr muharrem yılmaz

Sizin İçin Seçtiklerimiz

About the Author: Sombahar

6 Comments

  1. ” Dam üstüne çul serer” Bu türkü şiirinde daha bir anlam kazandı sanırım.”Pantolonu yırtık, eskimiş olanlarda sevmeli değil mi? Tabiki en kötü ihtimal platonik sever. Kendi çocukluğumu da yaşadım eline sağlık.

  2. Sevgili kardeşim, “Kırmızı Gül” şiirini çok beğendim, içerisinde kendi geçmişimizden de birşeyler olduğunu hissetmek beni çok duygulandırdı.
    Başarılarının devamını diliyorum.

  3. kırmızı gül dizelerinde daha da güzel.gerçek aşkı karşılık beklemeden yaşayan pantolonsuzlardır amaaaaa kavuşularmı onu bilemem.olsun birazda uğraş vermek gerekir.ağzına yüreğine sağlık.

  4. her sevdalandığımızda göğsümüzde bir şey çırpınır, her yamalı pantolonumuzda aynı şey sanki ezilirdi, sonra öğrendik orada yürek olduğunu ama hiç GÖRMEDİK, olsun en azından sevdalarımız ve yamalarımız bir yüreğimiz olduğunu hissettirdi.
    bu dizeleri okuyunca tamam oldu, O’nu GÖRDÜK!!!
    Sayın Yılmaz, sızılı ama yarasız bir kesi ile gösterdiğiniz
    YÜREĞİNİZE sağlık…..

Comments are closed.