KLASİK TİYATRO VE EPİK TİYATRO ARASINDAKİ FARKLAR

DRAMATİK TİYATRO VE EPİK TİYATRO ANLAYIŞLARI ARASINDAKİ TEMEL FARKLAR VE ORTAKLIKLARI

Tiyatronun günümüz dünyasında kabul gören tiyatro şeklinde değişimini takip ettiğimizde. İlkel insandan başlayıp tarih öncesi toplumlarında oluşan yapılara kadar indiğimizde Batı Dünyasında ki yapılar ile Doğu Dünyasında ki yapıların birbirinden çok farklı olduğunu görürüz.

Batı Dünyası Tarih öncesi dönemden başlayıp tarih sonrası dönemde de devam eden bu değişimin aynı bölgede yapılan arkeolojik kazılarla o bölgede yaşamış topluluklarda görülen kat kat farklılaşma ve değişimin neredeyse aynısını buluruz.

Batı dünyasında bu değişim trajedi ve dramatizasyonun hem sahne tekniği (biçim ) hem de oyun Konusu-tema (öz) açısından ağırlığı olduğunu görürüz. Bunda BÜYÜ’nün ve bu büyü ile örülmüş toplumsal İNANÇ SİSTEMİ ‘nin (Henüz din diyemiyoruz buna ) ağırlığını buluruz.

Bu yapısal değişim , tarih sonrası toplumlarda da bu anlattıklarımızın üstüne yeni değişim biçimleri koyarak olur.

Antik Yunan dan başlayarak günümüze kadar gelen bu Batı Dünyası Tiyatrosu, tarih sonrası ve Orta çağ dönemi işin içine dinin (Hristiyanlığın) girişi ile dinsel dogmaların oyunun özelikle özünü kısırlaştırarak, farklılaşmasına yol açar. Rönesans dönemi ile artık işin içine AKIL ve BİLİMSEL BİLGİNİN girmesiyle yepyeni bir duruma değişir. Ancak ilkel dönem toplumsal yapı ve insan ilişkilerinin sonucu olarak trajedi ve dramatik yapı hep vazgeçilmez olur hep alttaki temel örgü olarak kalır.

Tiyatro ilkel insana hayatı kolaylaştırmak adına öyle bir kısa yol oluşturur ki bu tarifsizdir. İlkel insana av için canlı bir deneyim ve bu yüzden daha bol av ve bu büyünün hayatı kendi tarafına çekme ve kolaylaştırma adına oldukça ciddi bir sebep oluşturur. Büyü ve dolayısıyla oluşan büyücülük o insana ayrıcalıklı bir yapı getirir. Büyücü de bunu kendi çıkarı için oldukça iyi kullanır ve büyünün gücünün kendinde olduğunu iddia eder. Atalar ve kahramanlar kültleri (animizm) ile oluşmuş totem ile tapılası bir değer oluşur bunun da yapıcıları büyücüler, ayrıcalıklı bireyler olarak belirginleşir.

Batı Dünyası tiyatrosunda büyünün bu evrensel değişimi neredeyse başından beri tiyatroda var olan Koro ile müziğini taşıyan biçimsel yapı ve kahramanların destanı ile oyunun konusu olan özde insanın ruhunun arınmasıyla devam ede gelir, oyunda olaylar dizisi düğümlenir bu kahramanın baht dönüşü ile çözülür sonra bir katharsis. Ile sonuçlanır ve seyirci rahatlar.

Bu durum seyirci için ruhsal arınma oyunu izlemenin esas amacı olarak ortaya çıkar. Tabiki eğlenme işin hiç görülmeyen ancak belki de en önemli sebebi olarak en geride bütün heybetiyle durur. Ancak bu özellikler belki de batı dünyası tiyatrosunda gelişen günümüz modern dramatik yapının bu denli güçlü oluşunun esas sebepleri olmuştur.

Doğu toplumların da ise; bu değişimler ayrı bir kulvarda ilerler. İlkel insanlarının, tiyatrosunda hayatı kendi tarafına çevirmeye yarayan büyü daha çok somut biçimlerde kendini göstermiş sonucunda maskeler ile avı simgeleyen ilkel insan avın çoğalması için çok av gelene kadar oyunu sürdürmüş ve av bollaşmadan da oyunu bitirmemiştir. Bunların sonucu masklar oyunda farklışarak totemizme ulaşan doğu masklarını doğurmuştur. İnsan ruhunun arınmasını hayatının sorunu olarak görmeyen doğu ilkel insanları antik Yunandaki Aristoteles gibi bir filozofu, toplumsal yapısının özelikleri yüzünden geliştiremediğinden ruhsal arınmanın yolunu tiyatro oyununda aramaz, hatta böyle bir arınmaya gerek bile duymaz. O hayatının devamını kolaylaştırsın ister. Bu yüzden çok daha somuttur isteği.

Bundan dolayı oyunlardaki karakterler ancak tipleme şeklindedir. Bu tipler toplumlarında da ırk, din, cins farklılıklarını oldukça özgürlükçü bir biçimde yaşarlar, toplumlarında gerçekte özgürdürler. Bu yüzden insan ilişkileri çok daha basit ve gel gitsizdir.

Batı dünyası gibi insan ilişkileri olmadığından dramatik yapıya da ruhsal arınmaya da gerek duymazlar. Yani ta başından beri göstermeci bir anlatıma sahiptir, kahramanlık destanlanları (Epik yapılar) ortak yapı olarak gelişir. Sonrasında gölge tiyatroları ve Kol oyunları (orta oyunu) ön plana gülmeceyi alarak eğlenme amaçlı olarak dramatizayson olmadan çeşitlenir.

Batı ve Doğu tiyatroları arasındaki bu farklı kulvarlar. Ünlü Alman tiyatro yazar ve yönetmeni Bertold Brecht’e kadar gelir. B. Brecht kendi toplumsal yapısının tiyatrosunu çok sıkı bir biçimde eleştirip, darmadağın eder. Yerine, doğu toplumlarımın tiyatrosunun göstermeci anlatımı ile ve sürekli gelişen olaylar dizisini (dramatizayson) dağıtarak yerine ‘’Epizotik anlatım’’ olarak tanımladığı yeni bir teatral teknik yöntemini getirir ve öğretme ile eğlenmeyi öne çıkarır.

Sanat olarak tiyatro batıda da doğuda da insanların hayatın kolaylaşmasına yardımcı olmak ve eğlendirmek gibi evrensel ortak yanı vardır.

Gelecek haftaya Dramatik tiyatro ile Epik tiyatro arasındaki değişimi incelemeye devam edeceğiz.
Sağlıcakla kalın.

Dr. Aytuğ Gültekin