KULAKSIZ MEZARLIĞI / RIZA ASLAN

‘alçaktan uçan güvercin’

ÜSTÜ KALSIN

Ölüyorum tanrım
Bu da oldu işte
Her ölüm erken ölümdür
Biliyorum tanrım
Ama,ayrıca,aldığın hayat
Fena değildir..
Üstü kalsın..

Cemal Süreya dil anlayışını “Türkçeden bir kıl kopar içinde güneşler, dünyalar, ırmaklar vardır. Ama Türkçe’den koparacaksın.” diye açıklıyor.

Cemal Süreya’nın Yapı Kredi Yayınlarından çıkan DOĞAN HIZLAN’ın hazırladığı ÜSTÜ KALSIN seçkiler kitabının 6.baskısını okuyorum dikkat çeken sözcüklerin altını çizerek. Sözcüklerdeki güneşleri, dünyaları, ırmakları yakalayabilmek için.

Şairin hayatı şiire dahil, anlayışıyla. Altını çizdiğim sözcüklerden yola çıkarak Cemal Süreya‘yı genel değerlendirmelerin dışında tanımaya çalışıyorum. İşte sözcükler:

Vücut ya da organ adlarından en çok kullanılan sözcükler göz 38, el 32, yüz 24, saç 16, ağız 15 , parmak 13 kez kullanılmış. Diğerleri ise bacak, dudak, sütdişleri, kalp, meme, avuç, yürek, baş, omuz, boyun, dirsek, ayak, burun kol..

TÜRKÜ şiirinde,

“bir sürü çiçek ama saydırmaya kalkma
Ayrı ayrı kadınlardan koparılmış” diyor.

Kim bu ayrı ayrı kadınlar? Seniha Nemli, Suna Lokman (Nişanlılık), Zuhal Tekkanat, Güngör Demiray, Birsen Sağnak ve ?!!!  4 evlilik ve dizelerdeki kadına ait kullanımlar:

“seni kucağıma alıyorum tarifsiz uzuyor bacakların”

“ellerini alıyorum sabaha kadar seviyorum”

“memelerin vardı memelerin kahramandı sonra”

“uzun saçlı iri memeli kadınlarıyla”

“Bir Akdeniz şehri çıkabilir içinden”

“kadın saçlarını getirmedi uzakta tuttu”

“kadın gözlerini koydu masaya”

“oysa ben senin gözlerinsiz edemem”

“gözleri göz değil gözistan”

“boynun diyorum boynunu kimse benim kadar değerlendiremez”

“çocuğum olan alnını sevgilim olan ağzını/Dostum olan ellerini unutmadım/Çocuğum olan karnını ve önlerini/Orospu olan yanlarını ve arkalarını”

Ülkü Tamer’in Cemal Süreya için yazdığı şu şiir her şeyin özeti:

Tanrı
Bin birinci gece şairi yarattı,
Bin ikinci gece cemal’i,
Bin üçüncü gece şiir okudu tanrı,
Başa döndü sonra,
Kadını yeniden yarattı.

Sayı adlarından ise iki 35, üç 16, bir 14 kez kullanılmış.Neden aynı sayı adlarının bu kadar çok kullanıldığını bulmaya çalışıyorum.Nedenini yaşam öyküsü açıklıyor.

İlköğrenimine İstanbul Beyoğlu 37. ilkokulunda başlaması 3. Sınıfın 2. yarısından itibaren Bilecik 1. İlkokulunda okuması. Vergi Dairesinde çalışması,5. sınıf maliye müfettişliği yapması,Papirus dergisini 3 kez çıkarması,7 yıl süren boşanmaları (Seniha Nemli ile),Türkiye yazıları’ nın 3 sayı yayın yönetmenliği yapması bu dergideki ADAMLAR ADAMLAR başlıklı imzasız yazıların ilk 2’sinin kendisinin olması…

Bir de yapıt adlarına bakalım, 999. gün: üstü kalsın, on üç günün mektupları, yüz aşk şiiri.

“bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik”

“seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük”

“üç türlü ayakta duruşu var”

“durakta üç kişi”

“bulutu kestiler bulut üç parça”

“Kanım yere aktı bulut üç parça”

“üç anayasa
Ortasında büyüdüm

“yetmiş iki dilden
İkisi yasaklanmıştı
İkincisi Türkçe”

Kitaptaki renk adlarına bakıyorum beyaz 16 ,mavi 22, kırmızı 14 kez kullanılmış. İlk şiirinin adı ŞARKISI BEYAZ. Renk adlarını neden bu kadar şok kullanmış . Nedenini dönemin önemli ressamlarından Chagall, Kandinsky, Modigliani ve Klee ‘yi tanımasında, onlardaki renk kullanımlarını iyi bilmesinde ve etkilenmesinde buluyorum.

“İki gemiciynen Van Gogh’tan aşırılmış”

“şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi,”

“kırmızı bir Beykoz’un yanında duruyorsun”

“kırmızı
Kızamık ve gelincik
Mavi
Su ve gök sesi

*iki din var, siyah ve beyaz.Gerisi.

Hayvan adlarının kullanımına baktığımda kuş sözcüğünün 14 kez kullanıldığını görüyorum.Kuş, göçü aynı zamanda özgürlüğü karşılıyor.

Dersim harekatı sırasında ailesinin Bilecik’e sürgün edilmesi ardından İstanbul sonra yeniden Bilecik.Görev yerleri Eskişehir,İstanbul,Fransa,Ankara..

HİÇBİR SEMTTE şiirinde bu göçebeliği dile getiriyor:

“Hiçbir semtte berberin olmadı,
1954-1980 yılları arasında,
26 yılda 28 ev değiştirdin;
Leke kuşağı nasıl bilmez seni!”

Bir şiirinde 38 sürgününü şöyle anlatıyor:

“Bizi kamyona doldurdular,
Tüfekli iki erin nezaretinde,
Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular,
Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar,
Tarih öncesi köpekler havlıyordu.”

Güvercin sözcüğü ise 10 kez kullanılmış.Bunun nedenini düşündüğümde Cemal Süreya’nın mitolojiyi derinlemesine bildiğini bunu değişik anlatımlarla şiirlerinde uyguladığını görüyorum. Yunan Mitolojisinde güvercin nasıl yer almış buna bakınca neden bu sözcüğü seçtiğini daha iyi anlıyorum.

Güvercinlerin özellikle beyaz olanların hangi Olymposlu’yla özdeşleştiğini tahmin etmek çok zor olmasa gerek . Onikiler’e şöyle bir göz gezdirdiğimiz takdirde Aphrodite en yakın gözükmektedir . Günümüzde de beyaz güvercin barışı ve sevgiyi temsil eder . Aphrodite’in güzellik ,aşk ve sevgi Tanrıçası olduğunu düşündüğümüz takdirde güvercinin O’nla özdeşleşmesi pek şaşırtıcı değildir.

Tıpkı baykuşun , kartalın olduğu gibi güvercinin de bir Olymposlu ile özdeşleşmesinin mitolojik bir geçmişi vardır. Bu hikayede Peristera isminde bir perinin dönüşümü söz konusudur . Efsaneye göre Peristera Aphrodite’in çevresindeki perilerden (nympha) biridir. Aphrodite ile oğlu Eros, birgün eğlenerek çiçek toplarken aynı zamanda kim daha çok toplayacak diye yarışmaya başlamışlardır . Aphrodite’in geri kaldığını gören Peristera Tanrıça’ya yardım etmiş fakat bunu farkeden Eros ona kızarak periyi bir güvercine çevirmiştir. Bunun üzerine Aphrodite bu periye olan sevgisinden ve cezayı telafi etmek istemesinden dolayı güvercini kendi kuşu haline getirmiştir.

Şunu da özellikle belirtmek isterim, Peristera (Περιστέρα) bugün Yunanca’da da güvercin anlamına gelmektedir.
Güvercin Aphrodite’in simgesel kuşu olduktan sonra tasvirlerde , antik edebiyatta yerini almaya başlamıştır.
‘…Sonra , uzaydan , çekip götürmüş onu güvercinler , ayak basmış Laurentum kıyılarına…’

Ovidius, Dönüşümler XIV.598

Barışı ve sevgiyi temsil eden GÜVERCİN şairde nasıl bir değişime uğramış,ilk kitabına bu adı koymuş. Sevgili için ne güzel bir ad güvercin.Bir saklı sevdanın adı..Kendi açıklamasına göre ‘’ son derece özel,salt günlük yaşama ilşkin bir şey.’’

ÜVERCİNKA. Güvercin kanadı tamlamasının kısaltılması sonrası ortaya çıkan bir isim. Güvercin sözcüğünün ilk harfi ‘’ g’’ ile kanadı sözcüğünün son iki hecesi atılmış. Türk şiirinde sapmalar açısından örneklenecek bir sözcük kullanımı.ÜVERCİNKA kitabıyla şair ikinci yeni şiirinin öncülerinden olmuş.Garip akımına karşı olsa da ondan gelen dil ve kültür izlerini daha farklı kullanarak yeni bir alan oluşturmuştur.

Halis Acarı ile 1958 yılında yaptığı bir söyleşide Üvercinka’yı şöyle anlatmaktadır;

-Önce kitabınızın adından başlayalım isterseniz .Ne demek Üvercinka,açıklar mısınız?

-Ne demekmiş gibi geldi size acaba?

-Güvercinle ilgili olacak..

-Tamam.Üvercinka anılması güvercinle karışık bir ad.Bir kadın adı.Barışa ,aşka,dayatmaya dönük bir kavram:Kitaba ad olarak seçmeme gelince bunun iki nedeni var.Birisi belli:günümüz şiiri ve bu arada benim şiirim kelimeyi zorlayan bir şiir.O adla şiirimi özetlemiş ya da bir parça belirtmiş oluyorum.Şiirimden ufak ,ama anlamlı bir kesit vermiş oluyorum galiba.İşin ikinci nedeni son derece özel,salt günlük yaşama ilşkin bir şey.

Prof.Dr.Doğan Aksan Şiir Dili Ve Türk Şiir Dili kitabında Üvercinka ‘yı şöyle açıklıyor. Türkçe güvercin sözcüğüne dayanan bu ad Slav kadın adlarına gelen –ka, küçültme ekiyle genişletilmiş , böylece güvercin tasarımıyla birlikte Slav kadınlarını anımsatan tasarımları da yansıtır olmuştur.

Güvercin sözcüğündeki ‘’g’’harfini atması bence garip akımına karşı olduğunu göstermesi açısından dikkat çekici. G harfiyle garip akımını işaret ettiği düşünülmeli. Çağrışım zenginliği böyle bakmamı sağlıyor.

“BiIiyorsun, ben hangi şehirdeysem yaInızIığın başkenti orası. ”

Her ölüm erken ölümdür.

Anladım, şimdi yalnızlığın başkenti ‘’kulaksız mezarlığı’’

Üstü kalsın Dr.Suat Hüseyin, Ali Fakir, Osman Basri, Yürüyen Adam, Cemasef, Charles Suarez, Suna Gün, Ali Hakir, Hüseyin Karayazı, Adil Fırat, Ahmet Gürsu, Genco Gümrah, Birsen Sağnak, Osman Mazlum ,Cemalettin Seber.

Üstü kalsın.

RIZA ASLAN

Rıza ASLAN
Latest posts by Rıza ASLAN (see all)