ÖYKÜLER, ÖYKÜCÜLER…

AYDOĞAN YAVAŞLI
AYDOĞAN YAVAŞLI

Yayın yaşamını İzmir’de sürdüren İZ GAZETE, 15 Şubat günü gazete ekinde İZ ÖYKÜ verdi, “Hayatımızın öyküsü uzun ömürlü olsun” diyerek. Gazete bunu ikinci kez yapıyor. Duyduğuma göre bayilerde yok satmış. Gene duyduğuma göre, şairlikle öykücülük arasında gidip gelen bazıları öykü ekinde adları geçmediği için mustarip olmuş. Çocuk edebiyatı türünde onlarca kitabım yayımlanmış olmasına karşın o türde yayımlanan seçkilerde adımın geçmemesi beni hiç üzmedi. Ben neden yokum, diyerek tweet atmadım, sağda solda konuşmadım. Yakışığı yok çünkü.

Neyse, gelelim öykü ekine. 34 öykü yayımlanmış ve ağırlık, sizin de tahmin edeceğiniz gibi, kadınlarda. Kadın öykücüler edebiyatın hemen bütün türlerinde eser üretiyorlar. Özellikle çocuk edebiyatında müthiş ağırlıkları var. Üstelik yayımlama kaygıları da yok gibi, çünkü o türde yayın yapan yayınevlerinin editör koltuklarında genellikle kendileri gibi genç kadınlar oturuyor. Birbirlerini çok iyi kolluyorlar, diyeceğim ama fazla iddialı olmasından çekiniyorum. 

İz Öykü EkiEkte Şebnem Özköroğlu’nun Çizgi, Süreyya Köle’nin Fatoş, Ayşe Kilimci’nin Ay’lı Su ve Gamze Yayık’ın Felsefe Pazarı, dönüp bir daha okunmayı hak eden öykülerden. Kısa ve vurucu… İşte, öykü dediğin bu, dedirten cinsten. Kitaplaşmak için acele etmeyip dergi ve gazetelerde yazmayı sürdürürlerse okur yaratmayı başarabilirler, diye düşünüyorum. Tabii bir başka tehlike var ki, yazar olma iddiasındakileri alıp savurur: Boş, temelsiz övgü arzusu… Tanık olduğum ya da gözlemlediğim kadarıyla birçok genç öykücü, bir an önce tanınma arzusunun yakıcı rüzgârına kapılıp akla hayale gelmedik yollara başvuruyor. Hiç kuşku yok, tanınmayı, okurlardan beğeni almayı kim istemez, fakat benim kastım yalnızca beğenilmek değil, ölçü. Ölçü bir kez kaçmayagörsün, o temelsiz övgülerin yazarı bir adım öteye taşımadığı çabucak anlaşılır. Zaten sürekli övgüyle beslenen ve artık tipik bir obeze dönüşen yazarın kendini tekrarladığını, ileriye doğru bir adım gidemeden patinaj yaptığı görülüyor. 

İZ GAZETE’de okuduğum hemen bütün öykücüler, yakın gelecekte adlarını sıklıkla duyacağımız yazarlar, sanıyorum.   Tabii Türk ve dünya öykücülüğünü izledikleri ölçüde… Çünkü yazarlık ancak bilinçli bir okuma edimiyle gelişen ve kendini ileriye daha parıltılı olarak taşıyan bir süreçtir. İZ ÖYKÜ’de Sombahar okurlarının da adını bildiği öykücü Murat Şahin’le Duygu Özsüphandağlı’yı da burada anmalıyım; titiz, kalıcı bir çalışma yapmışlar. Bu öyküyü keşke ben yazmış olsaydım, dediğim öyküler okudum ve öykücülüğümüz adına umutlandım. Genç yazarlardaki bu başarı, sanırım diğer yazarları da gelecek adına umutlandıracaktır. Dahası,  bu genç yazarlara kapılarını kapayan, görmezden gelen ve bazı yayınların her nasılsa yetkilisi konumuna gelmiş angaje züppelerin de sonunu getirecektir, bence.

Aydoğan Yavaşlı
Aydoğan Yavaşlı (tüm yazıları)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir