Öyle Bir Geçer Zaman Ki Diyemeden

Diziler uzadıkça çekilmez oluyor. Tadında bırakılsalar, omurgasını uzatmak için bozmasalar efsane olacak çok TV dizisi bilirim ben. Kelebeğin ömrü gibi özgür ve güzel… Tamam şiir gibi olmasın, imgeleri ne uzun ne kısa ne fazla ne de az, lirik bir ırmaktan akan su gibi… Olmasın tamam şiir gibi ama hikayesi yamalıklı bohça gibi de olmasın. Tam 120 bölümdür ekranlara gelen ve son bölümünü izalemyi düşündüğüm diziden bahsetmek istiyorum. Öyle Bir Geçer Zaman Ki… 2010 eylül ayında başlamış. Neredeyse hayatımızdan 3 yıl geçmiş. Öyle Bir Geçer Zaman Ki
Dizilerin kaderleri de tıpkı insanlarınki gibi. Hayatı yönlendirenlerin kararları belirliyor her şeyi. Güzel olan bazen yerinde ve ağırken, oradan oraya savruluyor, “kötü yola” düşüyor. Estetiği bozuluyor. Ömrü zorla uzatılmış kelebek gibi, her parçası sırıta sırıta devam eden bir çirkinlikle veda ediyor sonunda.

Öyle Bir Geçer Zaman Ki, benim gibi düşünenlerde 24 bölümle hatırlanabilse efsane olacak. Kalbimizi ısıtan küçük Osman, romantik devrimci Ahmet, gönül hırsızı Caroline, vefasız Ali kaptan, tek kelimeyle “Anne” kalmış Cemile, deli fişek Mete ve anaların anası Hafize nine… Ne yazık ki bu karakterler, tümüyle hayata dahil, tümüyle hayattaki sahicilikleriyle ancak 20 bölüm dayanabildiler…

Önce Carolin bozuldu, sonra Ali Kaptan sonra da birer birer bol yamalıklı hormonlu karakterlere büründüler. Efsane olabilirdi dedik. Sıradan bir dönem dizisi olmayı tercih etseydi, bir başlangıcı bir bitişi olduğunu kabul etseydi, her öldüğünde yeniden dirilmeseydi finalini büyük bir hüzünle izleyecektik.

Sonra gerçekliği bozulmaya başladı hızla. Siyasal kavgaları, 12 Eylül öncesindeki olayları kişiselleştirmeseydi, toplumsal olguları gözardı etmeseydi, kardeş kavgasına giden süreci görmezden gelmek yerine, belgeslellerden yararlansaydı ve tabi ki gerktiği yerde bitirseydi… Yapay aşklar enjekte etmek yerine, sıradan romantik aşklarda ısrarcı olabilirdi, 12 eylül öncesindeki toplu kıyımlara tamamen belgesel tarzda ve kimsenin itiraz edemeyeceği şekilde verseydi, 12 eylül dönemindeki işkenceleri daha gerçekçi anlatabilirdi…

Çemberimde Gül Oya’nın kötü bir kopyası olabildi mi? Evet! Hatırla Sevgili’deki devrimci romatizmi yakalayabildi mi? Hayır. Bu kalp seni Unutur mu daki kadar politize oldu mu? Hayır.
Son 2 yılı uzadıkça çekilmez olan ve her bölümü ilk bölümlerdeki sıcacık izlenimleri silen bir Brezilya dizisine döndü.

Dizileri ayakta tutan elbetteki izlenme oranları nedeniyle elde ettikleri reklam gelirleri. Buna itirazımız yok ama reyting kaygıları nedeniyle tutarlı bir içeriğe ve biçime elveda demeyi hoş görmemiz mümkün değil. Öyle Bir Geçer Zaman Ki Diyemeden…

Öyle Bir Geçer Zaman Ki final bölümüyle ekrana veda ediyor… 120 bölümün ilk 20-25 bölümü dışında kalan bölümlerini unutmak şartıyla, güle güle diyoruz.

 Sombahar.com editörü

Sizin İçin Seçtiklerimiz

%d blogcu bunu beğendi: