POTİ’NİN TÜRKÇE TERAZİSİ

Rıza ASLAN


Bir iklim değişikliği idi ilkokuldan sonra ortaokula başlayış.12 yaşında henüz oyun çağında bir çocuğun kolay kolay uyum sağlayamayacağı bir iklim değişikliği. Her derse ayrı bir öğretmen girecekti. Alışık olunan tek öğretmendi. Şimdi nasıl olacaktı? Ya o kasketler ! Kız ya da erkek her öğrenci sanki askeri okuldaydı. Alışık olduğumuz not sistemi 5 pekiyi,4 iyi,3 orta,2 zayıf,1 pek zayıftı. Şimdi ise notlar 100 üzerinden değerlendirilecekti.

Zil çalıyor dışarıdayız, zil çalıyor dersteyiz.

Bu ders çok sevdiğim Türkçe. Gözlerim sınıfın kapısında. Kurşuni takımlı, kısa  kıvırcık saçlı, 1.50 ya da 1.60 boylarında bir öğretmen. Kürsüye oturduğunda ise siz düşünün. Okuldaki ağabeylerimize soruyoruz Türkçe öğretmenimiz kimdir, nasıldır diye. Poti  Sami ise yandınız diyorlar. Demek adı  Poti  Sami.

Günler geçiyor iklim değişikliğine ayak uydurmaya çalışıyorum. Ama Türkçede bu olmuyor. Neden mi?
En çok sevdiğim dersten birinci yazılıda 45 alıyorum.
İkinci yazılım yine 45!
Üçüncü yazılım o da 45!

Bir cambaz bile olsam bu derece dengede duramam. Diyelim ki cambazım, öğretmenim Poti Sami denge çıtam mı beni hep 45’te tutan?  Yoksa ikimiz de cambaz mıyız ?  O halde neden iki cambaz bir ipte oynamaz demiş MURAT ARIBURNU   bir bakalım:

ZAMPOK EYİN Pİ

İki cambaz bir ipte oynamaz
Bir ipte bir sürü cambaz
Hilebaz, madrabaz, kumarbaz

İki cambaz bir ipte oynamaz
Bir ipte bir sürü cambaz
Ateşbaz, işve temel, hokkabaz

İp niye kopmaz
Zampok ayin pi

Hilebaz, madrabaz, kumarbaz
Ateşbaz, işve temel, hokkabaz.

On iki yaşında bir çocuk bunlardan hangisi olabilirdi?

Sözlü notu için kompozisyondan yazılı yapılıyor. Okulun voleybol takımında olduğum için katılamıyorum. Birkaç arkadaşım da bazı nedenlerle katılamamış. Yazılıda olmadığım için öğretmenim Poti Sami o haftaki ilk dersimizde beni sözlüye kaldırıyor.

-Senin kompozisyon sözlü notunu  “sözlü kompozisyon” olarak yapacağım.

Bir dakika düşünme süren var. En az üç dakika da konuşman gerekiyor, konun ARKADAŞ diyor.

O ana kadar kompozisyonun sözlü de olabileceğini düşünmemiştim. Yine bir iklim değişikliği ile karşı karşıyaydım.

Düşünmeye başladım.

Poti Sami:

Haydi, deyince başladım konuşmaya.

‘’Aralarında kan bağı olmayan kardeştir arkadaş, ‘’diye sürdürdüm sözlü yazılımı. Ta ki Poti Sami tamam otur 45 deninceye kadar.

Üç yazılım 45 idi sözlüm de 45!  Bu nasıl olurdu?  Bunun terazisi ne idi. Sözlüde 45 nasıl ölçülüyordu?  Hangi teraziyi kullanıyordu acaba Poti SAMİ. Kuyumcu terazisi mi kullanıyordu. Haydi, yazılılarda tamam diyelim ya sözlüyü nasıl tartıyordu? Yoksa Poti Sami KUYUMCU TERAZİSİNDEN DAHA HASSAS  Türkçe  terazisi  miydi ?

Artık yarıyıla bir hafta kalmıştı. Öğretmenler derslerde öğrencilerin karneye düşen notlarını açıklıyorlar ya da öğrenciler  notlarını söyleyerek ‘’ karneme kaç düşecek ‘’ diye soruyorlar, dersler böyle geçiyordu.

Poti Sami ‘ye  de bu tür sorular soruluyordu elbette. Birkaç arkadaşın sorusundan sonra ben de söz aldım.

-Öğretmenim benim birinci, ikinci, üçüncü yazılım 45, sözlü yazılım da 45.  Ödevden 100 alırsam karneme ortalamam kaç olarak geçer?

Poti Sami birden bağırmaya başladı:

-Sen ne demek istiyorsun. Benim ezbere not verdiğimi mi söylemek istiyorsun?  SERSERİ, SAYGISIZ, GERİ ZEKÂLI…

– Öğretmenim biraz çalışıyorsam 46 ya da biraz tembellik ediyorsam 44 olmaz mı?  İstesem de aynı seviyede kalamam ki. Yüzde bir bile bir değişiklik nasıl olmaz ?

Poti Sami’nin sinirleri alt üst olmuştu. Renkten renge giriyordu. On iki yaşındaki bir çocuk onu sorguluyordu. Bilmiyordu ki o çocuk Savaştepe Köy Enstitüsü mezunu bir öğretmenin oğluydu. Babasının çizdiği yoldan ilerliyordu.

Poti Sami’nin gür ve öfke dolu sesi sınıfı doldurdu.

-Sen kırk beşliksin oğlum.

Haaa,   eğer ödevden yüz alırsan karnene ortalama 48 geçer.

Karneler dağıtıldığında ilk baktığım ders Türkçe idi.  Not ortalamam ise 48.

Rıza ASLAN