Ruhun Hışırtısı

akşam ki hışırtısıdır yalnızlığımın
kara dallarıyla iner acının ağaçlarından
kanadığım yere yatağını seren derecik
topla içimdeki şırıltıyı akışını al git

bekleyiş kalsın orada kara otların arasında
kemiklerimi bırak kayaların arasına havlasın
sabah denizi erken gelir almaya düşlerimi
yol da gitsin ormanına kıvrıla kıvrıla, koyver

yürek biçimini aldı susuşum da
keder bile hışırdamıyor nedense eşikte
acının ötesine geçtim, acı da kayboldu, ova da
tutkunun ıslak otları arasında dolaşıyor avare ruhum

yalnızlığımdan yonttuğum heykeliyle tanrıçamın
günlerce satranç oynadım bulanık suyun kıyısında
gündüzün yoğurduğum hamura kattığım tuz
karardı dudaklarımda dünya seyridi deprem sandım

ışığı yitiren yaprakları boğazladı ormanda rüzgar
tenim yarılıyor ruhum sökülüyor tutku dağladı bedenimi
eşyalarla konuşurken unutuyorum boşlukta hışırtımı
kahvenin köpüğüdür rüzgârın götürdüklerinin tanığı

kül de yitirdi rengini baktığım yerler erirken akşamüstü
onun gözlerinden akan her damla yaş kanımken
onun tülü mayaları andıran endamı, kutsal üçgeni tapınağımken
kanatları kanatlarıma değerken hâlâ mahrem uçuşlarda

ey zaman yaktım bedenimi ruhumun kandilinde
affet !

fettah köleli

Sizin İçin Seçtiklerimiz

%d blogcu bunu beğendi: