Sana Eylül Demiştim

Bir kez öldüm kuşlarım için
Sana bırakıyorum çöl susuzluğumu
Toplanıp gelen gökyüzünü vurdun ya sonunda
Bu morluk perçemimde kanar
Işıkların solgun davullu zurnalı
Koşup dur sen kapılara

Hani tutmuştun uçurumda ki gülü
Dağların çocuğu sandım seni kar beyazı
Çöl fırtınası imiş dönüp dönüp baktığım
Artık biliyorum hep yarım kalmayı
Göğsümde aldanmış bir vuslat
Uzaktan ölüm gibi bir merhaba
Ne yaşadımsa yıkılan korkudan
Koynunda bıçaklanan kim bilir kaçıncı yara

Gidip yabancı olduğum duygulara karışırım
O kara sular seni de basar
Utanırsan anma gelincik dudaklarımı
Kayıp serçe kanatları arıyorum bizi anımsatan
Yalan diye başlarım yine adını
Kirini alır kalan aydınlığım gel
Kökleri olmayan ağaç nasıl yeşerir
Gören var mı yaprakta kopan fırtınayı

Nasılsa koluma sızar akşam
Sen haylazlığında kendini avut
Bir yıldız kayar her masala
Bir Köroğlu biner atına
Havadan çaldığın sevda olmalı
Git eylül günlerimden

Nereye dokunsam ağlayan bir güz
Perdeleri değişir eski camların
Odalara sığmayan yüzümü giyin
Bir tutam külle göm gözlerimi
Üşüdükçe yak güneşi
Duyup sesimi beni bağır
Yeniden öleyim

Döndü Açıkgöz
Şubat 2011
Safranbolu/ Karabük

Sizin İçin Seçtiklerimiz

%d blogcu bunu beğendi: