Seni Düşünürken Bir Çakıltaşı Isınır İçimde

Murat Şahin
MURAT ŞAHİN

Uzun zamandır temizleyemediğim kitaplığımın önünde durmuş, iş’e neresinden başlasam diye düşünürken gözüm, şiir bölümünde ters duran iki kitaba takıldı. Ne olduklarına bakmak için aldığımda buruk bir acı saplandı yüreğime.

Türk resim sanatı ve edebiyatının ustalarından Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “Karadut” ve “Dol Karabakır Dol” adlı şiir kitaplarıydı bunlar.

Bedri Rahmi’nin yasak aşkı geldi aklıma, olduğum yere çöktüm. “Karadut” şiirini açıp okumaya başladım. Herkes, “Karadut” şiirini, karısı Eren Eyüboğlu’na yazdığını düşünür. Oysa o, bu şiiri Maria Gerekmezyan’a yazmıştır.

Maria, Bedri Rahmi’nin asistanlık yaptığı Güzel Sanatlar Akademisinin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelmiş, Bedri Rahmi’nin kalbini çalmıştı. Bu ilişkiyi -Eren Eyüboğlu dâhil- artık herkes biliyordu.

Bedri Rahmi, bu dönemde sanatının doruğuna tırmanıyordu. 1946’da, bütün dünya büyük savaşın etkisinden yeni yeni kurtulmaya başlamışken, Maria tüberküloz menenjit hastalığına yakalanır. Tedavisi için gereken ilaçları o zamanın koşullarında bulmak ve satın almak çok zordur. Bedri Rahmi, ilaçları satın almak ve sevgilisini tedavi ettirmek için tablolarını satar. Ama çabaları sonuçsuz kalır. “Kadınım, kısrağım, karımsın…” dediği Maria, otuz dört yaşında hayata veda eder.

1949 yılında, bir davette, Bedri Rahmi’den bir şiir okumasını isterler. Dinleyenler arasında karısı Eren Eyüboğlu da vardır. Ayağa kalkar ve hepimizin dilinde bir türkü olan “Karadut” şiirini okumaya başlar.

“Karadutum, çatal karam, çingenem / Nar tanem, nur tanem, bir tanem/ Ağaç isem dalımsın salkım saçak / Petek isem balımsın ağulum / Günahımsın, vebalimsin…”

O geceden sonra Eren Eyüboğlu Fransa’ya döner. Ancak ölünceye kadar Bedri Rahmi’ye destek olmaya devam eder.
Bedri Rahmi Eyüboğlu, “Karadut”un sadece şiirini yazmadı, onu pek çok resminde de yaşattı, çoğalttı. Yaptığı resimler Bedri Rahmi’nin ölümünün ardından 1979 yılında açılan “Karadut” sergisinde yer aldı.

Nâzım Hikmet’in Kendi Sesinden Şiirlerin yer aldığı “Büyük İnsanlık” kitabı Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun ve Nâzım Hikmet’in 1961 yılında Paris’te bir araya gelip Bedri Rahmi’nin “Patırtı yapmayın” diyerek “Yeşilden mordan pembeden” şiirini okuyup sonra mikrofonu Nazım’a bırakıyor. Nazım 55 şiirini soluksuz okuyor. İkisi var ki ilk kez bu kayıtta ortaya çıkıyor.

Kendi sesinden şiirler serisinde Bedri Rahmi’nin “Seni düşünürken bir çakıl ısınır içimde” şiir kitabını okumanızı ve dinlemenizi öneririm. Sitem şiirini okumamış bir okur çok şey kaçırmıştır.

Önde zeytin ağaçları arkasında yar / sene 1946 / mevsim sonbahar.
Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim / dalları neyleyim / Yâr yoluna dökülmedik dilleri neyleyim / yar yar / seni kara saplı bir bıçak gibi sinema sapladılar.
Değirmen misali döner başım / sevda değil bu bir hışım / gel gör beni darmadağın / tel tez çözülüp kalmışım / yar yar / canımın çekirdeğinde diken / Gözümün bebeğinde sitem var.

Yazımı, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun, Maria öldükten sonra yazdığı “Hüzün Geldi” şiirinin en sevdiğim dizeleriyle noktalıyorum:

“türküler bitti/ halaylar durdu/ horonlar durdu/ hüzün geldi başköşeye kuruldu/ yoruldu yüreğim, yoruldu.”

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nu ne zaman düşünsem bir çakıltaşı ısınır içimde…

Murat ŞAHİN
Latest posts by Murat ŞAHİN (see all)