SOL HAREKETİN SAMSUN’DAKİ SESİ: OĞUZ KOYUTÜRK

Attilla Aşut Yazıları
ATTİLA AŞUT


1960’lar, Türkiye’de sol hareketin “altın yılları”dır. Sosyalistler ilk kez o tarihte emekçi halkın gerçek temsilcileriyle Meclis’e girmiş; Türkiye İşçi Partisi’nden seçilen 15 milletvekili, ülkeyi yepyeni kavramlarla tanıştırmıştı.

20 Aralık 1961 tarihinde Yön dergisinin çıkışı, siyasal düşünce alanında büyük bir canlılığa yol açmıştı. Toplumcu aydınların ortak bildirisiyle yayın yaşamına başlayan Yön, ardından Nâzım Hikmet’in “yasaklı” şiirlerini yayımlayarak yılların “tabu”sunu yıkmıştı.

Oğuz Koyutürk Samsun'daki Evinde
Oğuz Koyutürk Samsun’daki Evinde

“Yön Bildirisi”ne imza atan aydınlardan biri de Samsun’da eczacılık yapan Oğuz Koyutürk’tü. Türkiye İşçi Partisi’ne yakınlık duyan Koyutürk, daha sonra bu partinin İl Sekreterliği’ni üstlendi; toplumcu düşünceyi yaygınlaştırmak amacıyla da haftalık Çaltı gazetesini yayımlamaya başladı. O yıllarda zaten Anadolu’nun pek çok yöresinde TİP’in doğrudan etkisiyle irili ufaklı sosyalist yayın organları, renk renk çiçekler gibi açmaya başlamıştı. Kısa süre içinde Adana’da Proleter, Gaziantep’te Toplum, Tunceli’nde Ezilenler, Malatya’da Haşhaş, Tokat’ta Alınteri, Zonguldak’ta Sömürücüye Yumruk, Ordu’da Uyanış, Trabzon’da Sömürücülüğe Karşı Savaş gazeteleri de bu kervana katıldılar…

Çaltı gazetesi (Samsun)
Çaltı gazetesi (Samsun)

Yurdun dört bir yanına yayılan bu toplumcu gazeteler arasında güçlü bir dayanışma vardıSözgelimi, Çaltı’da zaman zaman Sömürücülüğe Karşı Savaş’tan söz eden yazılar çıkardı. Savaş’ın 65’inci (15 Mart 1967) ve 75’inci (1 Ağustos 1967) sayılarında ise Oğuz Koyutürk’ün “konuk yazar” olarak yer aldığını görüyoruz. Yine Savaş’ta yayımlanan bir duyuruda Çaltı gazetesi, “Toplumcu düşüncenin Anadolu’daki gür sesi” diye tanıtılıyordu…

1960'larda Anadolu'da çıkan birkaç sosyalist gazete- Savaş, Sömürücüye Yumruk ve Uyanış.
1960’larda Anadolu’da çıkan birkaç sosyalist gazete- Savaş, Sömürücüye Yumruk ve Uyanış.

ADINI ÇALTI BURNU’NDAN ALMIŞTI

Çaltı gazetesi, adını Samsun’un ünlü “Çaltı Burnu”ndan almıştı. Çünkü Mustafa Kemal Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak üzere 19 Mayıs 1919’da Bandırma gemisiyle Samsun önlerine geldiğinde onu ilk karşılayan Çaltı Burnu olmuştu. Çaltı gazetesi işte bu yüzden, adını simgeleyen ulusal bağımsızlık ve toplumsal kurtuluş çizgisine hep bağlı kaldı…

Ahmet KöklügillerÇaltı’nın yayınına bir süre ara vermesi üzerine, Savaş’ın 35. sayısında (6 Temmuz 1966) “Çaltı Ölemez!” başlığıyla şunları yazmıştı:

Çaltı, bir gereksinmenin, bir davanın silahıydı. 19 Mayıs’ta Anadolu’ya ayak basan Atatürk’ün düşünce yönünü tamamlamak için çıkıyordu. Kapitalizme ve emperyalizme en anlamlı tekmeyi vurmuş Mustafa Kemal’in başlangıç noktasından, yeni Türk toplumculuğunun halkçı temellerini atmak için çıkıyordu. (…) Çaltı, Anadolu’nun sesiydi. Milyonlarca emekçinin türküsüydü! Köylünün, balıkçının, çobanın, ırgatın umut ışığıydı!”

Çaltı’nın yayınına ara vermesinin nedeni parasızlık ya da baskılar karşısında yılgınlık değil, gazeteye sorumlu yazı işleri yönetmeni bulmakta yaşanan sıkıntıydı. O yıllarda sosyalist bir yayın organının yasal sorumluluğunu üstlenmek kolay değildi. Sosyalistlerin tepesinde Demokles’in kılıcı gibi asılı duran Türk Ceza Yasası’nın 141 ve 142. maddeleri yürürlükteydiYayın yoluyla “Komünizm propagandası”nın cezası 7,5 yıldan başlıyordu! Sömürücülüğe Karşı Savaş gazetesi olarak aynı güçlüğü biz de yaşamış, sorumlu müdür bulmak için Trabzon’da çalmadık kapı bırakmamıştık… Diyebilirim ki gazetenin yayın süresince karşılaştığımız türlü baskılar içinde belimizi büken en büyük sorun buydu. Neyse ki Çaltı dört ay sonra bir “kahraman” yazı işleri müdürü bularak yeniden yayımlanmaya başladı.

'Faşist Vali Oyun Yasakladı' (Savaş, 17 Mayıs 1967)
‘Faşist Vali Oyun Yasakladı’ (Savaş, 17 Mayıs 1967)

ECZANEDEN YÖNETİLEN GAZETE

Çaltının yönetim yeri, Oğuz Koyutürk’ün Cumhuriyet Alanı üzerindeki Samsun Eczanesi’ydi. Zaman zaman TİP’in toplantılarına katılmak için Trabzon’dan otobüsle Ankara’ya giderken Samsun’da verilen yemek molası sırasında hemen eczaneye uğrar, ayaküstü de olsa Oğuz’la mutlaka görüşürdüm. Oğuz, sessiz, kendi halinde bir insandı. Samsun’da her türlü güçlüğü tek başına göğüsleyerek Çaltı’yı yaşatmaya çalışıyordu.

Oğuz Koyutürk'ün Samsun Eczanesi
Oğuz Koyutürk’ün Samsun Eczanesi

Çaltı dergisi Savaş’tan iki yıl önce yayın yaşamına başlamıştı. Bu bakımdan bizim öncümüz sayılırdı. Haftalık çıkan gazetenin dizgisi, baskısı ve sayfa düzeni hayli amatörceydi ama içeriği çok zengindi. Üstelik bu dergi pek çok yazar adayının ilk kalem denemelerini yaptığı bir yazın ortamıydı. Daha sonra bu “okul”dan değerli yazarlar çıktı…

Oğuz Koyutürk’ün Samsun’daki eczanesi, sosyalist aydınların, ilerici öğretmenlerin sürekli uğrak yeriydi. Kültür ve siyaset merkezi işlevi gören bu eczaneye sıklıkla gidenler arasında, o yıllarda Samsun’da avukatlık yapan ve TİP’in örgütlenmesine büyük katkıda bulunan Av. Halit Çelenk de vardı…

ÇALTI’DA YAZANLAR

Çaltı’da kimler yazmadı ki! Aziz Nesin’den Mahmut Makal’a, Dr. Hikmet Kıvılcımlı’dan Ceyhun Atuf Kansu’ya dek düşün ve sanat dünyamızın çok önemli insanlarının yazıları çıkardı gazetede. O yıllarda Samsun’da öğretmenlik yapan Behzat AyNâzım BayataHasan KıyafetYılmaz Elmas gibi öğretmen kökenli arkadaşların yazılarını da anımsıyorum.

Nâzım Bayata yıllardır Ankara’da, onunla sık görüşüyoruz. Behzat Ay erken ayrıldı aramızdan. Ne yazık ki Yılmaz Elmas’ı da 2007 yılının son günlerinde, 26 Aralık’ta yitirdik. Yılmaz Elmas, kendisini Türk diline ve sosyalizme adamış örnek bir aydınımızdı. Anısına selam olsun…

Edebiyat Nöbeti dergisinin sahibi, araştırmacı yazar Celal Karaca, yıllardır inanılmaz bir merakla Çaltı yazarlarının izini sürüyor. Başta Oğuz Koyutürk olmak üzere Çaltıcıların pek çoğunu gidip buldu, onlarla söyleşiler yaptı. Kıyı dergisine de Çaltı için kapsamlı bir dosya hazırladı.

2000 yılında Celal Karaca’nın sağladığı telefon numarasından Oğuz Koyutürk’ü bulup sesini duyunca çok heyecanlanmıştım. Çünkü yaşadığından bile haberim yoktu!

Kıyı dergisinin Çaltı dosyası (Mayıs-Haziran 2008, Sayı 202)
Kıyı dergisinin Çaltı dosyası (Mayıs-Haziran 2008, Sayı 202)

Sağlık sorunları yüzünden evden pek çıkamadığını söylemişti o görüşmemizde. Güncel siyasetin uzağındaydı artık. “Sürekli okuyorum!” demişti bana. “Neler okuyorsun?” diye sorduğumda ise “Klasikleri…” diye yanıtlamıştı.

SESSİZ ÖLÜM

Sonra yine uzun bir kopukluk girdi aramıza. Oğuz’a ev telefonundan ulaşamıyordum. Samsun’daki tanıdıklardan da hakkında bilgi alamıyordum. Kentin genç kuşak sosyalistleri onu tanımıyordu zaten. Celal Karaca’nın çabaları da sonuç vermeyince, Oğuz Koyutürk’ün artık yaşamadığını düşünmeye başlamıştım…

Oğuz Koyutürk son yıllarda evine kapanmıştı ama yaşamıyla ilgili bu derin sessizlik olağan gelmemişti bana. Samsun’da geniş bir çevresi olan ve birkaç yıl önce kendisiyle evinde görüşen Celal Karaca’nın anlattıkları da ortada gizemli bir durum olduğunu gösteriyordu. Sonunda öğrendik ki, çocukları babalarının eski solcu arkadaşlarıyla iletişim kurmasını istemediklerinden, onu adeta ev hapsinde tutuyorlardı!

Aradan çok zaman geçtikten sonra Oğuz Koyutürk’ün 16 Aralık 2013’te Samsun’da öldüğünü öğrendim. Samsun Eczacı Odası’nın sitesinde küçük bir not olarak yer almıştı bu bilgi. Ailesinin bir ölüm duyurusu olmamıştı. En yakın arkadaşları bile o yüzden duymamıştı Oğuz’un ölümünü. Belli ki çocukları, sosyalistlerin cenazeye katılmasını istememişti. Bir dönem sol siyasetin ve yayıncılığın Samsun’daki sesi olan Oğuz Koyutürk, Kıranköy Gömütlüğü’nde, hiç hak etmediği biçimde, sessiz sedasız verilmişti toprağa…

Oğuz Koyutürk ve Celal Karaca (Samsun, Temmuz 2004. Fotoğraf-Cemil Baskın)
Oğuz Koyutürk ve Celal Karaca (Samsun, Temmuz 2004. Fotoğraf-Cemil Baskın)

Oğuz Koyutürk’ün adı, Samsun’la ve Çaltı gazetesiyle bütünleşmiştir. 1960’lar Türkiyesi’nde sosyalist harekete emek veren bu değerli arkadaşımızı gelecek kuşaklar sevgiyle, saygıyla anacaklardır.

ATTİLA AŞUT