Sosyal Demokrasi Derneği; Vicdanı, Adaleti, Eşitliği Egemen Kılmak İstiyor!

Salim Çetin
    Salim Çetin

Gelişmiş demokrasileri besleyen kanallar sayılırken; partiler, basın, yargı gibi birçok faktörün yanına sivil toplum örgütlerini de eklemeden edemiyoruz.

Çünkü gerçek demokrasiler, başka nitelikler yanında, yönetme işini çoklu bir anlayışla sürdürürler.

Kararlarında yukarıda sayılan kurum ve anlayışların görüşlerine yer verir, önerilerinden yararlanırlar.

Zaten demokrasi böyle bir şemsiyedir, altına sizden başkasına yer açıp ebemkuşağını mutlulukla başkaları ile paylaştığınız bir alandır.

Eğer şemsiyeyi kendinizden başkasına açmıyorsanız, otoriter bir tek adama mahkum olur, AKP’ nin ve de dünyada benzeri gerici popülist yönetimlerin düştüğü uçuruma düşersiniz!

***

Geçtiğimiz yıl emekli olduğumda ne güzel bir tesadüf ki Sosyal Demokrasi Derneği karşıma çıkmış ve ben de bu dernekte arkadaşlarımızla birlikte çalışmaya başlamıştım.

Zaten, hep savunduğum şeydi bir STK da çalışmak.

Herhalde başka bir şey yapmamda yakışık almazdı; nede olsa ülke sorunları üzerine bunca kafa yormuş, yazı yazmış, iş yaşamında buna göre bir hat izlemiş olan biriydim.

Derneği anlatacağım ama birkaç noktayı da belirmem gerekiyor:

Esas olarak gençliğinde de sol pencereden dünyaya bakmış, insanların daha iyi yaşaması, refahın ve mutluluğun paylaşılması konusunda mücadele etmiş biriyim.

Elbette yenidünyada ideolojiler de sınandılar, yeni pratikler içinde değişime uğradılar, iyi ya da yetersiz yanları ortaya çıktı.

Bunları şimdi tartışacak halde değiliz ama şu kadarını söyleyebilirim ki, insanın mutluğu sosyal demokrasinin dengeleri gözeten politikası içinde de yakalanabilir.

Eğer, her şey kâr etmek düşüncesi etrafında dönen bir duruma indirgenmez, dayanışma, yoksulları gözetme, doğayla barışık ve tam bir demokrasi ise muradınız!

Şimdilik Sosyal Demokrat dünya görüşünün, yukarıda saydığımız konularda çok eziyetler çekmiş insanımıza daha iyi bir yaşam sunacağına, tahrip edilmiş demokrasiyi yeniden ayağa kaldıracağına inananlardanım.

İşte Sosyal Demokrasi Derneği’ ne girişimin gerekçesi bu en azından, şimdilik…

***

 ŞİMDİ GELELİM DERNEĞE…

Hatırladınız mı, geçtiğimiz ayın başında Dernek başkanımız Cengiz Onur, Erdem Üçüncüoğlu ve ben Prof.Dr.İlhan Tekeli’ yi Çeşme’ deki yazlığında ziyaret etmiş, Hoca’ nın görüşlerini size kalemimin el verdiği ölçüde aktarmıştım. ( Not: Bu yazıyı merak eden, Ajans Bakırçay’ ın internet potalından okuyabilir.)

Hocayı ziyaretimiz birkaç nedene bağlanabilir; bunlardan biri, Hoca’ nın üretken ve etkili bir akademisyen, entelektüel ve aydın olmasıdır.

İki, aynı zamanda Derneğin Ankara’ da merkezde oluşturulan Bilim Kurulu üyelerinden biri olmasıdır.

Sanırım bu nedenler yeterli…

İlhan Hoca, pek çok konuda sözü olan bir akademisyen olduğu kadar, araştırmaları, makaleleri, kitaplarıyla ülkemizdeki düşünce dünyasına yön verenlerdendir de. Benim kendi dünyamda İlhan Tekeli’ nin yeri ayrıdır, 1987’ den beri onun yerel yönetim konularında yazdığı kitapları başucu kitabı olarak kitaplığımda hep elimin altında olduğunu söyleyebilirim.

Temsili demokrasiden, doğrudan demokrasiye, yönetime katılım konusunu, yerel yönetimlerin tarihi gibi pek çok konuyu Hoca’ dan okuyup öğrendim, diyebilirim.

Üstelik Hoca’ nın değişik konuda kitaplarının da olduğunu biliyoruz.

Tarihten, ekonomiye, yerel yönetimlerden,  mimari konulara, yapay zekanın oluşturacağı etkilerden, siyaset bilimine kadar yazmadığı konu yok gibi….

O ziyaretimizde Hoca, çay kahve günlük konularda konuşmak yerine nerdeyse akademide ders verir gibi bize bilginin nasıl oluştuğu, Descartes, Spinoza, Derida, Habermas  gibi düşünürlerin konu ile ilgili görüşlerini aktarmıştı.

( Bunlar Ajans Bakırçay’ daki yazıdan okunabilir.)

Gene aynı ziyarette Hoca, başka bir çalışmadan söz etmişti: İktidarda olanların ya da iktidara gelecek olanların olaylara doğru yaklaşımda bulunmasını kolaylaştıracak, dünyadaki entelektüel camianın tartıştığı kavramları ülkemizi yönetmeye talip olanlara sunacak bir çalışmadan…

Hocanın “İzmir Modeli” üzerinde yaptığı çalışma göz önünde tutulacak olunursa, sanıyorum bu çalışmanın da buna benzer bir yöntem izleyeceği öngörülebilir.

Yani dünyadaki görgül uygulamalardan yola çıkıp, normatif bir model’ e varma, buradan dersler çıkarılması diye okunabilir bu çalışma.

Elbette bu benim yorumum ve çıkarsamalarım, aslolan çalışmanın kendisini görmektir.
Bekleyelim ve bu çalışmayı görelim!

İlhan Hoca, aynı zamanda Sosyal Demokrasi Derneği’ nin Bilim kurulu üyelerinden biri

Derneği’ nin çalışmalarına yol gösteren, bu çalışmaların açısını ve vizyonu çizen bilim kurulu olduğu gibi bir de danışma kurulu mevcut.

Altan Öymen’ den, Bilsay Kuruç’ a kadar onlarca bilim adamı, akademisyen, gazeteci ve politikacı bu kurullarda yer alıyor.

SOSYAL DEMOKRASİ DERNEĞİ İZMİR ŞUBESİ…

Derneğin merkezi olan Ankara bölümünü kısaca anlattık ama bir de İzmir kısmı var.

Yani İzmir Sosyal Demokrasi Derneği…

İzmir şubesi elbette Ankara’ ya bağlı, ama İzmir’ in pek çok konudaki farklılığı ve yaratıcılığı şubenin çalışmalarında kendini gösteriyor.

Bu bakımdan İzmir şubesi gerçekleştirdiği etkinlikler açısından diğer şubelerden önde görünüyor.

Bu yıl Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ nde yeni ofisine taşınmış olması da ayrıca bu çalışmalara verimli bir ivme kazandıracaktır.

Ayrıca gençlerle çalışmak, onlara hayatın her alanında yer açmak, onların becerilerini ve yaratıcılıklarını geliştirmek derneğin bu yılki çalışma alanlarından biri olacaktır.

Bunda dernek başkanı Cengiz Onur’ un her fırsatta gençlerle değişik çalışmaların yapılması konusundaki ısrarının payını unutamayız.

2003 yılında kurulan derneğin uzun bir tarihi bir geçmişi yok, buna karşın kendi üyelerinden Mustafa Moroğlu’ nu milletvekili, Sema Pektaş’ ı belediye başkanı, çok sayıda insanı belediye meclis üyesi yapacak kadar etkili olabilmiş bir kurum.

Hemen belirtelim dernek oluşturduğu Bilim Danışma Kurulu ile tıpkı genel merkezde olduğu gibi çalışmalarına derinlik katmak istiyor.

Tanju Tosun, Hakkı Uyar, Engin Önen, Ali Rıza Kaya, Ruhi Örmeci, Bedriye Kurtuluş Türk, Nazik Işık, Alaattin Yüksel ve Tuğrul Keskin gibi akademisyen, politikacı, iş ve sanat insanı ve Sivil Toplum yöneticisi Danışma Kurulu’ nda yer alıyor. 28 Eylül 2021 de derneğin İzmir şube başkanı Cengiz Onur Danışma Kurulu üyeleri ile somut yol haritası çizmek, neler yapılabileceğini tartışmak üzere ilk toplantısını yaptıklarını anlatıyordu.

Toplantının gündemine bakacak olursak ‘ geliyor gelmekte olan’ günlerin yakın olduğunu tahmin etmenin hiç de zor olmadığını söyleyebiliriz.

Peki, bu iyimserliğin yanına isterseniz bir karamsarlık tablosu ekleyelim mi?

Bu saptama başkan Cengiz Onur’ un uyarısıdır:

Denilen odur ki, tarih ders çıkarılacak bir alansa bir soluklanıp oraya bakmakta fayda var.

Hatırlayın, 1994’ de Estonya’ nın başkenti Tallin’ den Stockholm’ e giden feribotu. Denizde dalga çıkmış, feribot su almaya başlamıştır. Panik başlamıştır.
Erken tahliye olunsa ölüm sayısı belki de olmayacaktır. Çünkü gemi kıyıya çok yakındır.

Geminin kaptanı sonsuz bir öz güvenle,  ”…bu gemiye bir şey olmaz, siz güvendesiniz!” anonsunu yaptırarak insanların bir an önce gemiden tahliye olmasının önüne geçmiştir.

Oysa gemi sürekli su alıp yan tarafa yatmaktadır.

Geminin su almasını kaptandan aldığı cesaretle seyredenler, geminin yan yatarak batmanın eşiğine geldiğini fark ettiklerinde iş işten geçmiştir.

Böylece 852 kişi bu vurdumduymazlığın bedelini ödeyerek sulara gömülmüştür.

“Estonya Feribot Sendromu” olarak insan davranışı bilimleri içindeki yerini alan bu olay herhalde çağımızın ironisi olarak gözümüzün önünde hep duracaktır.

Bir sarkaç gibi sallanan bu sendrom bize, ihtiyatı elden bırakmadan toplumsal olayları gözlemlemenin doğru olacağını telkin ediyor gibi.

Birkaç ay içinde değişen İran rejimi gibi tarihin arka odasındaki olayları hatırlayacak olursak, yukarıda bize sunulan saptamaların çok da rasyonaliteden uzak olmadığını görürüz.

Danışma Kurulu toplantısının gündemi mi?

AKP sonrası Türkiye’ nin inşası.
Yeni demokrasi arayışları, mülteci sorunu ile iklim krizi için alınması gereken önlemler…

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de bir iktidar değişiminin gündemde olduğu, dolayısıyla bu değişimin somut konularına çözümler üretmenin elzem olacağı bir iklimdeyiz. Bu da gösteriyor ki bu çalışmalar doğaldır ve bundan sonra çoğalması muhtemeldir.

Stk olarak Sosyal Demokrasi Derneği, akademisyen İlhan Tekeli ve aydınlar hep beraber ülkenin ve demokrasinin düzlüğe çıkarılması konusunda çalışmalar ortaya koyuyorlar.

2 Ekim 2021 ‘ de Ankara’ da Sosyal Demokrasi Derneği genel kurulunu toplayacak. Ankara’ da merkezde olduğu kadar; şubeleri İzmir, Mersin, Eskişehir, Urfa ve daha pek çok yerde Stk olmanın gereklerini yerine getirecek, tüzüğünde belirttiği, ”… Sosyal Demokrasinin ülkemiz koşullarında daha da yaygınlaşmasının yolunu açacak…” çalışmalarını ortaya koyacaktır.

Ben de genel kurulun havasını, tartışacağı konuları, ülkemizdeki yönetime önereceği ilkeleri merakla izleyeceğimi ve bunları yazamaya çalışacağımı şimdiden söylemek istiyorum.

Salim Çetin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir