ŞÖVALYE GAZETECİ: TURHAN DİLLİGİL

Attilla Aşut Yazıları
         Attila Aşut

Bizim mesleğin “nesli tükenmekte olan” temsilcilerinden biriydi…

Şinasi Nahit Berker’in deyişiyle “gazeteci doğmuş”tu…

Ve “gazeteci” olarak öldü…

Turhan Dilligil
                                Turhan Dilligil

Bana göre “sağ”ın Emil Galip Sandalcı’sıydı o.

Onun gibi “şövalye ruhlu” ve “çetin ceviz” bir gazeteci…

Demokrat Parti’nin “46 ruhu”na gönülden bağlıydı.

O hareketle bağını hiçbir zaman koparmadı.

27 Mayıs’tan sonra da DP’nin ardılı olarak kurulan Adalet Partisi’ni destekledi.

O yıllarda Ankara’da çıkardığı gazetenin adını da sanırım tuttuğu partiden esinlenerek “Adalet” koymuştu…

DP’nin simgesi olan, parmakları birleşmiş ünlü el resmiyle “Yeter, söz milletindir!” sloganını gazetesinin başlığına taşımıştı…

Turhan Dilligil'in kartvizinde DP simgesi
              Turhan Dilligil’in kartvizinde DP simgesi

26 Mart 1997 günü Ankara’da yitirdiğimiz değerli meslektaşımız Turhan Dilligil’den söz ettiğimi anlamışsınızdır sanırım…

* * *

Turhan Dilligil, sanatçı bir ailenin çocuğuydu…Avni Dilligil, Aliye Rona, Belkıs Dilligil, Lale Dilligil, Çiçek Dilligil

Dilligil ailesinin şimdi bir çırpıda anımsayabildiğim sanatçı üyelerinden bazıları bunlar.

Kendisi meslek olarak gazeteciliği seçmişti.

Kavgacı bir mizacı vardı.

Koşullar onu bir ara politikaya zorladı.

Sağ’ın ve sol’un keskin çizgilerle ayrıldığı bir dönemde (1965-1969), AP’den Adana Milletvekili seçildi.

Ben o sıralar Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesiydim.

Partim, Süleyman Demirel önderliğindeki AP ile amansız bir savaşım içindeydi. O nedenle, Turhan Dilligil’le bir yakınlığım olmadı.

Ama onu yakından izlediğimi söyleyebilirim.

Milletvekilliği sona erince yeniden aktif gazeteciliğe döndü.

Turhan Dilligil'in gazetesi 'Adalet'
                         Turhan Dilligil’in gazetesi ‘Adalet’

Sonraları Çağdaş Gazeteciler Derneği’ndeki görevim dolayısıyla Dilligil’in Rüzgârlı Sokak’taki bürosuna birkaç kez gittim.

Onu, derneğe karşı bir tutum içinde görmedik.

Meslek ahlakı ve düşünce namusu olan bir insandı.

Nitekim siyasal tutumundan dolayı 12 Mart 1971 darbesinde solcular gibi o da çile çekmişti.

İnançlarına sıkı sıkıya bağlı, zorbalığa boyun eğmeyen ödünsüz, gözü pek bir gazeteciydi…

Turhan Dilligil, 12 Mart'ta ayağından zincirlenerek hasta yatağına bağlanmıştı.
Turhan Dilligil, 12 Mart’ta ayağından zincirlenerek hasta yatağına bağlanmıştı.

* * *

Hiç unutmam, cezaevinde hastalanınca sayrılarevine kaldırılmıştı. Ancak orada kaldığı sürece tutuklular koğuşunda, ayağından zincirle karyolaya bağlı olarak tutuldu! (Şimdi bir de cezaevlerinde krallar gibi yaşayan mafya babalarını, çete üyelerini düşünün!)

Onun bu durumunu gözler önüne seren bir fotoğraf, dönemin tek demokrat gazetesi Yeni Ortam’da yayımlanınca ortalık karışmış; dünyadaki insan hakları örgütleri ve basın kuruluşları ayağa kalkmıştı.

Ben o günlerde İngiltere’deydim. Dilligil’in kızı Arın ve damadı Sinan Bayraktaroğlu da oradaydı. Üniversitede İngiliz Dili okutmanı olan Sinan, kayınpederinin tersine, solcuydu ve benim gibi İTİB (İngiltere Türkiyeli İlericiler Birliği) çevresindeydi. Turhan Dilligil’in sağlık durumuyla ilgili bilgileri günü gününe ondan alıyorduk.

Dilligil’in özgürlüğüne kavuşması için Londra’da çeşitli girişimlerde bulunduk. Zaten İngiltere İşçi Partisi de Türkiye’deki antidemokratik uygulamaları yakından izliyordu. Nitekim Parti’nin Başkanlık Danışmanlarından Jane Cousins, durumu yerinde incelemek üzere Türkiye’ye gönderildi. Bayan Cousins’ın, Londra’ya dönüşte hazırladığı geniş kapsamlı “Turkey: Torture and Political Persecution” (Türkiye: İşkence ve Siyasal Zulüm) adlı raporda, çeşitli olayların yanı sıra Turhan Dilligil’in durumuna da yer verilmişti.

* * *

Son yıllarda Turhan Dilligil’in laik ve Atatürkçü yönü daha belirgin biçimde öne çıkmıştı.

Bir yandan TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk’un danışmanlığını yaparken, bir yandan da RP’nin nasıl bir parti olduğunu ortaya çıkarmaya çalışıyordu.

Sonunda araştırmasını tamamladı ve Necmettin Erbakan ile arkadaşlarını yerden yere vuran bir kitap yayımladı: “İddia Ediyorum: Refah, Yasal Bir Parti Değildir”…

Bu kitap yüzünden RP ile başı derde girdi.

Erbakan, kendisini mahkemeye verdi.

Hasta yatağından kalkıp Adliye’ye gidemeyen Dilligil’in ifadesi evinde alındı.

Duruşmalar birbirini izledi.

Sonunda aklandı.

Ama onun bundan haberi olmadı.

Çünkü karar, öldüğü gün verilmişti!

* * *

Turhan Dilligil, siyasal görüşlerine katılmasam da savaşımcı kişiliğine çok saygı duyduğum, dürüst ve yürekli bir gazeteciydi.

Son nefesine değin inançlarından ve çizgisinden ödün vermedi.

Onu hep, mesleğimizin dik başlı bir şövalyesi olarak anımsayacağız…

ATTİLA AŞUT