SULARIN ARZUSU

İçimdeki ormanı mektubunuzun içine koysam
gri bir kuş olsam yağmurlu pencerenizde
çiçekleri korkutmayan masum bir acemi
gibi yaşadıklarımla kendime kalsam…

Ne vakittir çıkmıyorum kalbimin sözünden
ne çıkar bundan geçemiyorsam derdinizden.

Kollarımda göl serinliği, içimdeki oda loş,
ey sarhoş sözcükler yardım edin gölgeye
sizi güneşe çıkarsın. Dokunmayın bir kelebek
iskelet olur, oturur buna da ağlarım.

Çıkarmalıyım şu kalabalığı içimden, beni
fena yapıyor. Ey sözlere sığmayan çılgın veda,
neden kaçıyorsun senin sana baktığı yerden!
Huyumun öte yakasında hayallerim üşür,
hüznün tabiatına koşarım. Böyledir işte; sadece
şairler koca bir şehrin üstünden atlayarak
yeni bir şiire başlar…

Dünya akıyor, kendime çok alıştım, bu yüzden
hazırım vedanın bıraktığı küskün şarkılara da…

Sadece bir söylenti şiire göç edişim
Sadece bir avuntu masallar biriktirdiğim
Sadece bir rüya bu telaşımın yanlış
anlaşılması kadar…

Bir annenin çocuğunu sevişine kim yetişebilir?

Herkesin kendini özlediği bir yazdan, yaz
susuzluğu, yazılamayan bir rüyanın yalnızlığı
ve kendi gölgesi kadar saflığı da vardır
mektupların…Ve bazı mektuplar neden
yarım bırakılır?

Gitmeliyim şimdi hem ormanıma hem aşka
kendimi aradıkça, unuttukça kendimi
kim bulabilir beni benden başka!

Engin Turgut

Sizin İçin Seçtiklerimiz

%d blogcu bunu beğendi: