UÇURUM / RAMAZAN TEKNİKEL

Uçurum

Her dağın uçurumu kendine
Önceden hesaplanmış bir gökyüzü
Ey kristal bekleyiş kendini belirleyen döngü
Her bekleyişin arzuya dönüştüğü
Eski bir duldaya sığınan uçurum
Uzaklardan duyulan nal sesleri
İbrişim yeleli atıyla gelen
Uzatmalı dağ köylüsü.

Burada her şey bir düzen içerisinde sanki
Yıldızlar aya bölünmekte kendiliğinden.
Ormanda uyuyakalan avcı
Sardunyaya imrenen şeytantırnağı otu
Her şeyi kendine benzeten
Hepsi bir yağmurun vazgeçilmez ritminde
Dağ durulunca lacivert gökyüzünde
Bize duruşu öğreten uçurum

Ey birlikte alıştığımız göktaşı
Ey kılıfına saklanan cevahir!
Bu kör gecede
Silahını avına kaptıran avcı yok orada
Sırada bekleyen gökyüzü habercisi
Yaşadığı onca yangına inat!

Bizi uçuruma bağlayan düşünce
Uzun soluklu anlam durulan orman
Lacivert dağ yollarında ince kavisler
Nasıl da kanat çırpıyor kıyısında zamanın
Ay ışığı biriktiren iri dallar altında
Bu kendini dahi kollayamayan uçurum.

Kuşlar ki hepsi ormana egemen
Gece olmadığında da yaşar geceyi
Orman ki her an kendi sınırında
Uzun bir başkaldırı taşır
Eski bir uçurumun hep var olan
O tanımlara sığmayan güzelliğinde.

Ramazan Teknikel