YİTENLER, KALANLAR, BİR DE ÖTEKİLER

Timuçin Özyürekli’yi yitirdik. Onu 80’li yılların ikinci yarısında tanıdım. Ben o zamanlar Dönemeç dergisinin mutfağında çalışıyordum. Gelen şiirleri ya da yazıları dosyalıyor, hemen her ayın 20’sinden sonra dergiye girmesi gereken yazı ve şiirleri seçiyor, maketini hazırlıyordum. Dergiden H. Yurttaş sorumluydu, o yüzden hazırlıkları yapıp onun onayına sunuyordum. Doğruya doğru, pek müdahale etmezdi, belki küçük birkaç düzelti filan…

Timuçin Özyürekli
Timuçin Özyürekli

Timuçin Özyürekli Dönemeç’te şiirleriyle göründü. Kemeraltı’ndaki dergi büromuza zaman zaman uğrar, çayını içer, bu arada bana “N’aber Reis?” diye takılırdı. İnsanı rahatsız edecek kadar alçakgönüllü ve güleryüzlüydü. İçimden, “Bu adam kimseyi kıramaz” derdim. Yanlış hatırlamıyorsam birkaç etkinlikte birlikte olduk. Ateşli bir sosyalistti. O kadar ki, Menemen’deki bir etkinlikten ayrılırken garaja kadar takip edildiğimizi hatırlıyorum.

Evi Bornova taraflarında bir yerdeydi sanırsam, ama Turgutlu ile sağlam bağları vardı. Bir zamanların parlak şairlerinden Erol Çankaya ile yakın dost oldukları söylenmişti. Timuçin de gerçi, şiiriyle pek öyle patlama filan yapmadı, kuşağının öne çıkanlarından biri olmadı ama şiiri ve yazmayı hep sevdi. Fitne fesatla işi olmadı. Kıskançlık, çekememezlik, dedikodu… Timuçin’in yüreği bunların hiçbirine yer vermedi.

Dönemeç dergisinin bürosu zaten o zamanlar (ben son 27 sayısında oldum) birçok yazarın ve şairin buluşma yeriydi. Hele cumartesileri… Bir bakarsınız “Agora Meyhanesi”nin şairi Onur Şenli çıkagelmiş. Bir bakarsınız Tarık Dursun K…. Ardından Çınar Çığ, Bahattin Ertük, Metin Pütmek, Veysel Çolak, Fergun Özelli, Ahmet Necdet, Yunus Koray, Yusuf Alper ve daha kimler kimler… Ortalık birden şenlenir, bazen birkaç kadeh konyak filan içilirdi. Tabii sonra 2. Beyler Sokaktaki Bodrum Meyhanesi’ne!

O zamanlar Bodrum Meyhanesi yazar ve şairlerinden tutalım tiyatrocusuna, ressamından müzikçisine, herkesin dönüp dolaşıp geleceği yerdi. Akşamın geç saatlerini kadar yenilir içilir; edebiyattan, müzikten, felsefeden ve politikadan konuşulurdu. İstanbul’dan gelen kimi yazar dostlar İstanbul’a gene oradan uğurlanırdı. Çünkü kafalar çekildi mi, İzmir-İstanbul arası taş patlasın 5 dakika sürerdi. Bodrum Meyhanesi’nin her masası, hiç abartmadan söylüyorum, birer fakülte gibiydi. Yeter ki dinlemesini bilin. Eleştirmen Mehmet H. Doğan da Bodrum Meyhanesi’nin müdavimlerindendi. Eski tüfek sosyalist bir dostuyla gelir, efendi efendi rakısını yudumlardı. Edip Cansever’in ölümünden sonra aramız bozulmuştu ama birkaç yıl sonra kırgınlık mırgınlık kalmadı. Uzatmayayım, bakarsınız ilerde yine döneriz.

Hâsılı, Timuçin Özyürekli gözümüzdeydi, gönlümüze düştü.

AYDOĞAN YAVAŞLI