Zamansız Nöbet

her atım sonra gelene bırakır ömrü
sessiz eylemci şafağa kapatır gözlerini
eski bir radyodan uzun dalgalı haber geçer
baktıkça solacak mıydı böyle
yarımlardan kalan hüzünler
bittiği yerden mi başlardı ayrılıklar
ne kadardı derinliği
usulca eğilip cevabı bekledim
susunca dinmiyordu dil ağrısı
saf yalnızlığın içinde
ağrı kendini bağlardı sadece
hücrelerde aşktan fazlası var diyorduk
yüzü açılmamış yakarışlar düşsem
diz çöken eziyetler geçsem zamana
kelebek kanadına vurulur muydu kurşun
bir zeytin tanesi düşürür müydü ateşi
usulca eğilip cevabı bekledim
üstüme üstüme yürüdü yelkovan
an’lar yoktu artık…
akrebin çevirdiği saatlerde
mekan karanlıkta kaybolmuştu
ateş böcekleriyle
gündüz bekleyen kalbin nöbetçisiydim…

Muharrem YILMAZ

Sizin İçin Seçtiklerimiz

%d blogcu bunu beğendi: